Çürüme!

“Rupi jam vincula dicas;

Nam luctata canis nodum arripit; attamen illi,

Cum fugit, a collo trahitur pars longa catenae.”

Aulus Persius Flaccus

***

Rivayet odur ki; anakronik bir zaman mekan bozumunda ülkenin 1inde yozlaşmış, fallusları ellerinde, eril kimlikleri ceplerinde meşum 1güruh yaşarmış!

Nepotik iktidarın kıtipiyoz tetikçiliğini yapmakla iştigal eden bu zevatı muhteremler, ekonomik kaygılardan azade, özgürlük ve güvenlik asimetrik ilişkisindeki tahterevallide esir tutarlarmış cumhuru…

Bir dokunulmazın gerçek gücü, etrafına dağıttığı sessizlik ve oluşturduğu rızadır; ya hani!

Sessizlik ve dayatılan çürümeye gösterdiğin rızadır, senin de kabusun!

Vizyondaki heyula, postmodern bir terördür, aslında!

İbranice bir kelime var, Türkçeye devşirilmesi gereken; “chutzpah”(hutzpa)!

Birbiriyle ilgili bir dizi olumsuzluğu bir arada ifade eden bu kelime cuk otururmuş, başkasını yok sayan, hem suçlu hem güçlü, hem arsız hem de yavuz hırsız; bu şımarık saldırgan kibirliliğe…

Seninse sanal gerçeklikteki yanılsamalarında yarattığın avatarların içinde kaybolmak; esaretin bedeli…

Kendi kanının tadıyla esrik bir harese hali!

Kötü sonsuzluk distopyanda tek yapabildiğin, bu mu?

Esaretinin bedenini öldürmek!

Hiç merhamet beklemeden, tekrar ve tekrar ve habersizce öldür; kendini…

Her önüne gelene yağmalatmaktan vazgeç!

Savaş uzadıkça silahların etkisi azalır…

Seçimini yap, bitir şu işi!

Hemen!

Tutsak yaşamak ta neyin nesi!

Tamam, her seçim bir vazgeçiş bir kaybediştir…

Ama kaybedişin kazançtır, sana…

Ve vazgeçtikçe de özgürleşiriz aslında!

Meraklanma!

Hiçbir şey tekil gerçeklikle sınırlı değil ve hayal gücünün sınırlarında saklı her şey…

Karşı taraf türlü ritüellerle zafer kutlamasında, oysa biz yenilgiyi kabul etmedikçe; taçlandırabilir mi ki yengiyi, zorba!

Gracchus’un flütçüsü, efendisi için üfürdükçe halden hale giren ve çekilen tarafa giden şu bizim mübarek insanımızın kabiliyetine de diyecek yok hani!

Sahih adlarıyla çağırdığınız kederli coğrafyamızın semiyotik amentüsüdür okunulan; “Ikra’bismi rabbikellezî halak!”

Konumlandığınız yere göre değişen cennetiniz veya cehenneminizdir, araftaki yaşamınız…

Distopik riya âleminizin, kamburlarıdır sırtınızda; münker ve nekirleriniz!

Ve ardında, de ki; tanrı yoktur!

Çağır; “Elohi elohi lama sabachthani!”

Oysa hepimiz sıradan insanlardık, tüm sıradanlaşan kötücüllüklerimize rağmen!

Ama hep küçük insanlar işlemez mi, büyük günahları?

Aynı şeyi defalarca tekrarlayıp farklı sonuçlar almayı uman, inkâr habituslarıyla!

Özür dilemek değil, gerçekten pişman olmaktır asıl mesele!

Kör bir inançla bağışlanmayı beklemek, ruhun trajedisidir!

“Alea iacta est!”

Evet zarlar atıldı ve Rubikon’u geçtiler, işte!

______________________________________

*Kırdım diyorsun zincirlerini;

Evet, köpek de çeker koparır zincirini; kaçar o da, ama halkaları boynunda taşıyarak.

YORUM EKLE
YORUMLAR
HALUK NAMLI
HALUK NAMLI - 3 ay Önce

Keşke keşke kendisini Anadolu insanı olarak tanımlayan herkes sizin bu felsefenizi anlamlandırabilse, ancak ne yazık sizde yazdığınınız gibi küçük insanlar işliyor büyük günahları, ve Anadolu'muz bölgesi fark etmeksizin küçük insanlardan müteşekkil.

Demokrat Haber’e destek olmayı düşünür müsünüz? >>>patreon.com/demokrathaber