Cehalet Fazilettir

Cahil cühelayı lider belleyerek, onların söylemlerini ezberle. Bangır bangır bağırarak konuştuğun konular hakkında bir kitap değil, bir yırtık sayfa bile okuma. Bu birinci aşamayı geçtiysen, artık kulaktan dolma yalanları gerçek diye yut. Günde 24 defa. Yani her saat başı bir… İkinci aşamada sokak ortasında kadın döv. Tatmin olmadıysan öldürebilirsin (!).

Memleketi satıp, ortalığı savaş alanına çevirdikten sonra düşmana sığınanı yere göğe sığdırama, sığdıramazsın. Çünkü çok büyük (!)… Lozan'ı, Sevr'i sadece miting medyalarında duydun. Olsun, biliyormuş gibi davran, geçmişi suçla. Ekonomiden anladığını belirt. Mazotun ve azotun fiyatının kimler tarafından yükseltildiğini tarafınca bilindiğini söyle, ancak isim verme. Seni haklı bulanlar çoğunlukta olacaktır. Bil ki, seni dinleyenler zaten bu konuları hiç bilmez. Senden öğrenmeye geldiklerini düşünerek anlat. Sen cesaretlisin, cesaretini konuştur. Asla, “bu konulara girersem cehaletimin zirve yaptığı anlaşılır” diye endişelenme. Bu üçüncü aşamadır. Bu aşamayı da geçtiysen, artık seni hiç kimse tutamaz. Hak, hukuk adalet, insan hakları, hayvan hakları, vatan millet sevgisi, özgürlük, eşitlik, hakça paylaşım, halkın refahı, şeref, namus, din, iman, etik, ahlak vb. hiçbir şey.

Ey cehalet, pahalılığı, yokluğu, yoksulluğu, ayrımcılığı, sevgi ve saygı yoksunluğunu, yalanı, fesatlığı, rüşveti, din pazarlamayı vb. rezaletlerin içinde bulunup, dış güçleri suçlamak sana yakışır. Ne var ki, bir toplumda cahil cühela pirim yapıyorsa; senin de bundan nemalanman için cesaretini kullanman gerekir. Çünkü “cahilin gücü cesaretindedir”. Bu sözün Hz. Muhammed tarafından söylenmiş olduğu rivayetini cehaletine kılıf olarak görecek kadarsın. Bu sözü hatırlattığım için günahı senin boynuna; yarın cahilliğine, ‘sünnet’(!) diye bir kılıf uydurma.

Cahilin gücü cesaretindedir. Korkutucu olan da bu güçtür. Konfüçyus,” Hiçbir şey eyleme geçen cahillik kadar korkutucu olamaz”, diyor. Bu korkunçluğun kaynağı ya da sebebi ne diye düşünülürse: cahilin kendi cehaletinden haberdar olmayışıdır. Hz. Ali:”Cahilin cahilliğini kanıtlamak kolaydır, fakat ona itiraf ettirmek güçtür”, dediği budur.

Bilimin, bilinmeyenlerle ve insanlığa hizmet için her alanda uğraş vermesi bir yana, en çok çaba sarf ettiği alan cehalettir. Sen bu kadar okul aç, bu kadar öğretmen yetiştir, bu kadar üniversite aç, bilim adamları yetiştir, uzayı keşfet, gezegenlerde hayat sürme başarısı göster, makine yapan makineler icat et, gen haritası çıkar… Ama beş para etmez bir cahil karşısında ağzı açık kal. İşte bu bilimin cehalet karşısındaki acizliğidir(!). Hatta Gazali: “Cahille tartışmayın, ben hiç galip gelmedim” diyorsa, yenilmeyen galiptir. Ötesi yok. “ Memleket seninle gurur duyuyor”, naralarını hak ediyorsun.

Bilimin, kuşkucu yaklaşımı sayesinde yol aldığı söylenir. Oysa kuşkuya ne gerek var. “Ay’a hiçbir zaman gidilememiştir; aşılar hiçbir işe yaramaz; ya benimsin ya kara toprağın”, deyiver, olsun bitsin. Bertrand Russell, bu konuya çok kafa yormuş olmalı ki, “ dünyanın asıl sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken, aptalların daima kendilerinden emin olmalarıdır,” demiştir. Hâlbuki bu kuşkuculukta neyin nesi… Yer bitirir insanı kuşku. Bir şey ya vardır ya da yoktur. Beynimizi fazla yormamıza gerek yok ki. İşte bilimin asırlarca çözemediği sorunları; “cühella beyin jimnastiği yöntemi” ile bir çırpıda çözebilenler var (!).

Bunlar kimlerdir: bir kitap okumadıkları halde her konuda ahkâm kesenler; doğruluğu dürüstlüğü biryana bırakıp, ibadeti sadece cami, kilise ve sinagog zannedenler; haktan, hukuktan bi haber olanlar; evrensel insan haklarına karşı, sadece bir milletin ya da bir gurubun haklarını savunanlar; havayı, toprağı, suyu, ormanı, yeşili, hayvanları, diğer insanları vb sadece kendi çıkarları doğrultusunda kullananlar; dini kullanarak lider konumunda görünenleri sorgusuzca kabullenenler; kendini aşağılık gördüğünden kendisine bir kemik atıldığında kemik atanın peşinden ömür boyu gidenler; görgüsüzce davranışlarıyla toplum normlarını hiçe sayanlar; mektep medrese okuduğu halde kafatasını başkalarına helâ diye kiraya verenler; kandırılmış, saf dini duygulara sahip insanlardan yürütülen paraları İsviçre bankalarındaki kişisel hesaplarına yatıranlar; hak hukuk naraları atıp fırsat bulduğunda en büyük vurgunu yapıp, ortaya çıktığında da dava uğruna yaptığını savunanlar; para veren herkesin kapısında havlamayı meslek haline getirenler; dönekliklerini değişim ve gelişim diye yutturmaya çalışanlar;…

Ve bizler, 21. yüzyılda “cühella” ile tanışma imkânı sağlayan gönüllülere minnettarız. Bilimde ve sanatta getirdiği kolaylıklar toplumumuz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır.

Ey cehalet, bil ki sen bilimi alt ettin. Artık herkes seninle gurur duyuyor. Herkesten ve her şeyden daha cesaretli olduğunu biliyoruz. Ancak, İvan Pavlov senin öyle sanıldığı kadar cesaretli olmadığını iddia ederek, şu sözü tekrarlamanı istiyor. Hatta bu sözün gereklerini yerine getiremeyecek kadar korkak olduğunu savunmaktadır. Buyur tekrarla, (okurken karşına sihirli olup koyu yazılan sözcüler çıkarsa, onları da okuman şarttır) buyur: “Asla her şeyi bildiğini sanma. Gerçekten çok bilgili olsan da, kendi kendine ‘ben cahilim’ diyebilecek cesaretin daima olmalı.”

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e destek olmak isterseniz tıklayın >>>