Aylardan yine Aralık.
Daha dün gibi; ''Onlar kaçakçıydılar, terörist sandık, operasyon kazası oldu'' dediklerini duyar gibiyim.
Üstelik pişkin pişkin..
Gültan Kışanak'ın yaptığı meclis konuşmasında: '' O köylüleri gidin görün! Anlamak istiyorsanız gidin görün! Köylülerin evi Türkiye sınırında, tarlaları Irak sınırı sayılan yerdedir. O köylüler, her gün sizin deyiminizle kaçak olarak sınırı geçip ekin biçiyorlar, hayvan otlatıyorlar. Ne sınırı, ne kaçakçılığı? '' dediğini çok iyi hatırlıyorum.
Aslında mesaj çok net!
''Eğer Roboski'ye gidip oradaki toplumsal gerçekliği görebilseydiniz, bugün o çocuklar yaşıyor olacaktı! Birçoğu iki kuruş ekmek parası uğruna çocukluğunu unuttular, hayatından oldular!'' demek istiyordu.
Sadece Gültan Kışanak değil; diğer siyasetçiler, yazarlar, sanatçılar ve Roboski aileleride her zaman bunu dile getirdi. Ki, bugün hala dile getirmektedirler.
Roboski katliamının üzerinden 3 yıl geçti.
Bugün bir müzakere/ barış sürecinden bahsediyoruz.
Roboski katliamı için bir özür bile dilenmedi, failleri yargılanmadı!
Birçok yerde 'Roboski katliamını' anmak isteyenlere ise hala müdahale ediliyor, üstü kapanmak isteniyor. Peki ''adalet Roboski'nin neresinde?!''
Roboski katliamı aydınlatılmadan, failleri yargılanmadan, hangi barıştan bahsediyoruz?
Artık Roboski'nin yarası kangren'e dönüşmeye başladı. Eskiden 3 maymunu oynayan devlet yetkilileri, bugün 4 maymunu oynamaya başladılar.
Görmedim!..
Duymadım!..
Bilmiyorum!..
Takmıyorum!..
Tabii ki isyanla karışık Roboski gerçeğinden bahsetmeye çalıştım. Bugüne kadar olan süreç bu ne yazık ki.. Gerek İmralı heyeti olsun, gerek kandil heyeti bugün biraz daha umut yeşertici sözler sarfetmeye başladı. Yalnız bu sözlerin, görüşmelerin, Roboski adalet bulmadan tatlıya bağlanacağını düşünmesinler.
Roboski katliamı üçüncü yılında hala adalet bekliyor!
