Yaklaşık iki ay kadar önce Lazlar ve Hemşinliler hakkında Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’ya atfen basına yansıyan sözleri hatırlarsınız (burada >>>). Yazılanlara göre, Halil Bakırcı; Lazların Laz, Hemşinlilerin de Hemşinli olmadıklarını söylemiş. Halil Bakırcı gerçekten de o sözleri söylemiş miydi? Araştırdım; birçok basın organı, o talihsiz sözleri hemen hemen aynı şekilde aktarıyordu. Bütün bulgular da, o sözlerin sahibinin Halil Bakırcı olduğunu işaret ediyordu. Halil Bakırcı’nın sözleri Türk, Laz ve Hemşinli kardeşleşmesini hedef alıyor. Söyledikleri, insanlar arasında kamplaşmalara ve sürtüşmelere yol açabilir. Oysa; Türkiye’de ihtiyaç olan şey dostluk, kardeşleşme ve dayanışmadır.
Önce aklıma AKP Genel Merkezi’ne konuyla ilgi bir yazı yazmak gelmedi desem, yalan olur. Sonra bir süre beklemenin daha uygun olacağını düşündüm. Belki basın, Halil Bakırcı’yı yine yanlış anlamıştı?!
“Kürt sorunu”nu çözmek için Halil Bakırcı’nın “ikinci eşi” önerdiği iddiaları da basında yer almış ve büyük bir tepki çekmişti. Bunun üzerine Halil Bakırcı, yanlış anlaşıldığını ve gazetecilerin konuyu saptırdıklarını açıklamış ve ortalığı yatıştırmaya çalışmıştı. Halil Bakırcı’nın Lazlar ve Hemşinliler konusunda söylediklerinin de yanlış anlaşıldığını belirten bir açıklama yapabileceğini düşündüm. Ne var ki Halil Bakırcı’dan bugüne kadar hiç ses çıkmadı. Bu da, onun o sözlerin sahibi olduğunu ve üstelik de hala söylediklerinin arkasında durduğunu gösteriyor.
Halil Bakırcı, Lazlara ve Hemşinlilere yönelik talihsiz açıklamalarda bulunmasına rağmen, basın Lazları ön plana çıkardı. Hatta Çamlıhemşin Haber Gazetesi, şu başlık ve spotları kullandı: “Lazlar Bu Habere Kızacak… Gerek Var Mıydı Başkan? Lazlar Buna Alınacak. Bakırcı Yine Olay Yaratacak. Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı'dan Lazlar hakkında sıradışı açıklamalar…”
Halil Bakırcı’nın Lazlardan ve Hemşinlilerden özür dilemesi ve hatasını düzeltmesi konusunda daha o zaman bir makale kaleme aldım. Ancak konunun hassasiyetini düşünerek makalemi herhangi bir yerde yayınlatmadım. Halil Bakırcı’nın söyledikleri arkadaşlar, dostlar arasında da sıkça gündeme gelmişti. Bazı arkadaşlara göre; birileri bu sözleri Halil Bakırcı’ya söyletmişti. Geçenlerde yayınlanan “Bir "Özür" ve Tepkisiz "Vekiller" başlıklı makalemde Halil Bakırcı’nın söylediklerine şöyle bir değinmekle yetindim.
Birkaç gün önce “sosyal medya”da Halil Bakırcı’nın Lazlar ve Hemşinliler hakkındaki o talihsiz sözleri yeniden gündeme geldi ve tartışılmaya başladı. Aslında konu yazıldığından çok daha fazla da konuşuluyor.
Halil Bakırcı’nın Lazlar ve Hemşinlilerin Türk boyu olduklarını söylemesi yanlış. Onun bu söylediklerine karşı çıkanların, Lazlar ve Hemşinlilerin Türk olmadıkları noktasından Halil Bakırcı’ya karşılık vermeleri de bir o kadar yanlış.
Hem Halil Bakırcı, nereden Türk kimliğinin savunucusu oluyor ki?! Bu payeyi ona kim verdi?! İslam da, ırkçılığı büyük bir günah olarak saymıyor mu?! Halil Bakırcı’nın daha önce Kürtlere ve yakın zamanda da Lazlar ve Hemşinlilere yönelik söylediklerinin Türk Halkının değerleriyle, İslam inancıyla ne alakası var ?! Halil Bakırcı, söylediği ayrımcı ve giderek de ırkçı bu söylemleriyle Türk Halkının Kimliğini değil, İslamı değil, “Türk Burjuvazisi” yaratmak isteyen “Milli Şef” döneminin resmi ideoloji ve resmi tarih tezlerinin savunuculuğunu yapıyor!
Halil Bakırcı’ya bu konuda anında tepki gösteren Mehmet Bekaroğlu’nun tavrını doğru ve anlamlı buluyorum. Halil Bakırcı’nın AKP’li, Mehmet Bekaroğlu’nun Has Partinin Genel Başkan Yardımcısı olması Halil Bakırcı’nın sözlerine ilişkin yoğun tepki görmemesinin bir diğer nedeni olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda da, Laz kimliği konusu ister istemez AKP ile Has Parti arasında bir sürtüşme konusu haline gelmiş gibi algılandığı için ve insanlar, çeşitli dernekler ve diğer siyasi partiler, bu iki partiden birini destekler gibi algılanmak herhalde istemediklerinden Laz kimliğine yönelik çirkin sözlere tepkisiz kaldılar. Halil Bakırcı, AKP’li değil “Milli Şefçi” dir. Halil Bakırcı’nın söylediklerine, başta kendi siyasi partisi olmak üzere bütün siyasi partiler karşı çıkmalıdır. Nitekim daha önce Kürtlere yönelik söylediklerinden dolayı AKP soruşturma başlatmıştı.
Halil Bakırcı’nın söylediklerinin “Milli Şef”in söylem ve uygulamalarından, Nihal Atsız’ın söylediklerinden, Fahrettin Kırzıoğlu’nun yazdıklarından hiçbir farkı yok. “Milli Şef” döneminde bu ülkenin bütün insanlarının ne gibi zalimane uygulamalara tabi tutulduğundan Halil Bakırcı’nın haberi yok mu?! Laz çocuklarının okulda Lazca konuştukları için baskı ve şiddete maruz kaldıklarını hiç duymamış mı?!
Halil Bakırcı, “Kamusu’l – A’lam“ın “Laz”, “Lazca” ve “Lazistan” maddelerini öncelikle okumalıdır. “Osmanlı “Salnameleri”nden de, Kilise kayıtlarından da Lazların yöredeki varlıkları ve kimliklerine ilişkin bilgileri kolayca edinebilir. Hıristiyanlıktan İslamlığa geçiş süreci hakkında bilgi edinebilir.
Halil Bakırcı, öncelikle ulusal ve yerel gazete arşivlerinde kısa bir süre geçirmeyi deneyebilir. Resmi ideoloji ve resmi tarih tezlerinin Lazcayı da hedef alan uygulamalarını kolayca görebilir.
LAZİSTAN BELEDİYE BAŞKANI ÜNVANINI TAŞIYACAKTI
Halil Bakırcı, Lazların yerlisi oldukları ve toplu olarak yaşadıkları ve Lazcanın anavatanı olan Rize- Artvin yöresinin bir kentinin belediye başkanıdır. Partisi Rize’de bütün milletvekilliklerini kazanmıştır. Partisine oy veren insanların önemli bir kısmı da Lazdır. Halil Bakırcı, buna rağmen Laz kimliğini hedef alabilmektedir. 1920’li yılların ilk yarısında Lazistan Sancağı kaldırılmamış olsaydı, bugün Lazistan Belediye Başkanı ünvanını taşıyacaktı.
Rize’nin Sesi Gazetesi ve diğer yayın organları, Halil Bakırcı’nın söylediklerini ayrıntısıyla aktarmış. Halil Bakırcı, tarihe meraklı olduğuna vurgu yapmış. Anlattıklarını kitaplardan öğrendiğini söylemiş. Biraz da yorum eklemişmiş. Bilmediği bir şey var. İki tarih var; biri tarih, diğeri resmi tarih. Kendisinin resmi tarihe, “Milli Şef Tarihi”ne ilişkin kitaplara meraklı olduğu gözüküyor. Halil Bakırcı, söylediklerine akademik destek de arıyor.
Halil Bakırcı, çizmeyi oldukça aşıyor. Herkese ayak üstü birer de şecere uyduruyor. Halil Bakırcı, Lazların Laz değil, Türk boyu olduğunu ispatlamaya çalışırken onların, bir Arap boyu olduğu iddiasını da ortaya atıyor. “Milli Şef” savunuculuğuna soyundukça; saçmalıyor. Bütün bu söyledikleriyle Türklerin, Kürtlerin, Lazların ve Hemşinlilerin arasına nifak tohumları ekiyor.
Adem ile Havva’nın çocukları değil miyiz?! Laz iken Pontuslulaşan, Laz iken Gürcüleşen, Laz iken Abhazlaşan insanlar bulunabilir. Türk iken Lazlaşan, Abhaz iken Lazlaşan insanlar da kuşkusuz bulunabilir. Bugün Türkiye Lazlarının, Türkiye Gürcülerinin, Türkiye Kürtlerinin ve Türkiye Araplarının kimliğini belirleyen, yaşadıkları coğrafya ve geçmişten bugüne taşıdıkları anadilleridir. Kimlik işte tam da böyle bir şeydir!
Böylesi dilsel ve kültürel bir zenginliğin sahibi olan bir yörede belediye başkanı olmak onurdur. Halil Bakırcı’nın, bütün bunların bilincinde olmadığı anlaşılıyor. Yörede yaşayan insanların kardeşleşmesine katkı sağlayacağı yerde, ayrılık tohumları ekiyor!
Hatırlarsınız 2010’da “Kürt sorunu”nun çözümü konusunda Halil Bakırcı’ya atfen “ikinci eş” iddiaları basında yer almıştı. Bu açıklamalar kendi partisi dahil, bütün siyasi partilerden büyük tepki gördü. Bunun da ötesinde Kürtler ile diğer insanlar arasındaki hasmane kimi duyguların kışkırtılmasına sebep oldu. Çareyi kameraların karşısına geçip, Kürtler konusunda o sözleri söylemediğini açıklamak zorunda kaldı. Şunları söyledi : “Yaklaşık yarım saat devam eden röportajın farklı bölümleri medya tarafından montajlanarak, vermek istediğim mesajdan tamamen farklı bir anlam kasıtlı olarak ortaya çıkarıldı. Maksadım kız alıp vermekle Türk, Kürt, Laz ve diğer unsurlar arasındaki birliği daha da sağlam temellere oturtmak için akrabalık bağlarının geliştirilmesine katkı sağlamaktı. Bu amaçla yaptığım konuşma medya tarafından montajlanıp esas mecrasından uzaklaştırılarak yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermiştir. Bu yanlış anlaşılmadan dolayı tüm kamuoyundan özür diliyorum.”
İki yıl önceki açıklamasında, “Türk, Kürt, Laz ve diğer unsurlar…” ifadesini kullanabilen aynı Halil Bakırcı, şimdi Lazların köklerini Şam’a kadar götürebilmekte ve onları Arap yapabilmektedir. Halil Bakırcı’nın Lazları ve diğer halkları işine geldiği zaman işine geldiği şekilde göstermeye çalışıyor.
Kameraların karşısına geçip Türklerden de, Lazlardan da, Hemşinlilerden de, Kürtlerden de açıkça özür dilemelidir. Bu gaflarını ortadan kaldırmak ve kardeşleşmeye katkı sunmak için bir dizi çalışma başlatmalıdır. Lazcanın ve diğer kültürlerin yaşatılması noktasında Ankara ile yöre arasında bir köprü olmalıdır. Bunun bir nişanesi olarak, Artvin, Pazar, Ardeşen, Arhavi, Fındıklı, Arhavi ve Hopa belediye başkanlarıyla beraber belediyelerin kültür yayınlarından bir dizi Lazca masalı çocuklar için yayınlayabilir; belediyelerin sitelerinde yöre tarihine ilişkin “Milli Şef Dönemi” kara propagadan ifadelerinin kaldırılması için çaba harcayabilir. Trabzon ve Artvin belediye başkanlarıyla beraber bir yerel radyo oluşturabilir, yörede konuşulan yerel dillerde yayın yapılması için kolları sıvayabilir. Türkiye Lazları Müslümandır. Geçmişte, önce “Pagan” sonra da Hıristiyan’dılar. Halil Bakırcı, yine Artvin, Pazar, Ardeşen, Arhavi, Fındıklı, Arhavi ve Hopa belediye başkanlarıyla ile işbirliği içinde eski dönemlerden kalma manastır ve kiliselerin restore edilmesine katkı sağlayabilir. Böylece de yöre turizminin gelişmesine yardımcı olabilir. Rize- Pazar-Sapu- Hamidiye’de, “Papazlar Okulu” olarak bilinen, sahile yakın yerdeki kalıntılar ve Kemalpaşa’daki “Laz Kilisesi”yle ilgili restorasyonlara başlayabilir. Köylerin ve diğer yerleşim birimlerinin eski adlarının resmi olarak kullanılması ve tabelalarda da yer alması için çaba gösterebilir.
Çanakkale Savaşı’nda, Anadolu’nun Kurtuluş Savaşı’nda bu ülkenin bütün insanları gibi Lazlar da kanlarını döktüler. Çoğu Türkçeyi doğru dürüst konuşamıyordu bile! Nazım Hikmet, “Arhaveli İsmail”in şahsında Lazların Kurtuluş Savaşına katkılarını anlatmıştır. Ne var ki, “Milli Şef” bütün bunları inkar etmekle kalmadı, Lazları da yok saydı. Lazcanın geliştirilmesinin önünde engeller oluşturdu. Yine de Laz kimliği bugüne kadar yaşadı. Lazlar vardır ve Lazca onların kimliğidir!
İhtiyacımız olan şey, Türklerin, Lazların, Hemşinlilerin, Kürtlerin, Çerkeslerin, Abhazların, herkesin kardeşleşme sürecinin başlatılmasıdır. Bunun için de Türkiye’yi bir an önce bütün kimliklerimizin, bütün dinlerimizin, bütün anadillerimizin, ortak anlaşma dilimiz Türkçenin ve emekdaşlığın ortak vatanı haline getirmek zorundayız.