Türkiye’yi hiç tanımayan birine sorun: Aşağıdakilerden hangisi Dersim katliamını kabul eder, özür diler? Sünniliğiyle gurur duran eski İslamcı, yeni muhafazakâr bir başbakan mı, siyasette yeniliğin lideri olduğunu söyleyen Dersimli sosyal demokrat ve ilerici bir ana muhalefet lideri mi? Aklı olanın vereceği yanıt belli.

Erdoğan’ın Dersim katliamını kabul edip özür dilemesi çok önemli bir adım. Amasız mamasız bunu herkesin kabul etmesi ve özrün arkasındaki siyasi hesapları bir tarafa bırakarak Erdoğan’ı tebrik etmesi, bu tavrı özendirmesi gerekir. Hangi amaçla söylenirse söylensin, Türkiye tarihinde bir ilktir. Vicdansız bir coğrafyada insanın içine su serpen ve ileride her daim herkesi bağlayacak bir adımdır. Siyasetçiler her zaman hesap yaparlar, hesapsız siyaset yapılmaz. Kılıçdaroğlu, adı gibi iyi bildiği bir katliamı görmezden gelirken de bir hesap yapıyor. CHP’yi yenilerken eskinin devletçi kanadının yavaş yavaş gerilemesini istiyor. Kurultay yaklaşırken eski Ergenekoncularla ittifaka gidecek bu devletçi tayfanın güçlenmesini istemiyor. Partiyi bölünmeye kadar götürecek bu süreçten çekindiği için yoğurdu üfleyerek yiyor. Bu arada inandığı, bildiği değerlerle çelişme pahasına parti içi siyaseti ‘idare’ etmeye çalışıyor.

Erdoğan da hesap yapıyor. CHP’nin beline indirdiği bu darbenin, partinin temelini sarsabileceğini biliyor. CHP’li 12 vekilin kalkıp Dersimli vekil Aygün hakkında parti disiplinini yok sayarak beyanat verdiğini, genel başkanın bir şey diyemediğini görüyor. Kılıçdaroğlu’nun yumuşak başlılığı ve hep orta yol arayan sakin kişiliğini de bildiği için Dersim üzerinden CHP’ye bir darbe vuruyor. Hem de yakın tarihteki en büyük darbeyi. Eğri oturalım doğru konuşalım. Dersim’de CHP’nin sorumluluğu vardır. Ancak o zamanların CHP’si şimdikinin köhne dedesi. Torun, dedenin yaptığından sorumlu değildir, yeter ki suçtan nemalanmasın. İçinde sağcısı solcusu herkesi barındıran bu şemsiye parti, yani 1930’ların CHP’si aslen devletin kendisi. Parti başkanının vali falan olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Sağcıların Bayarı da solcuların İnönüsü de katliamlardan sorumlu. Bu nedenle ülke olarak Dersimlilerden özür dilemeliyiz. Sembolik bir adım olarak unutulmaz bir heykelle bu dönemi hep anımsamalı, cumhurbaşkanının eliyle yazılmış bir özrü Dersim’de okumalıyız. Elbette tazminat ödemeli ve böyle sayfaların tarihimizde bir daha yaşanmaması için Dersim’de suçsuz Alevilere yaptığımızı okul kitaplarında çocuklarımıza öğretmeliyiz. Bizim gibi olmasınlar diye.

Yine en güzel Ahmet Hakan ifade etti. CHP kolay ama unutulmaz bir gol yedi. Liberonun cevvalliğinden değil, kademenin ürkekliğinden... Şimdi hakeme bağırıyor. “Ofsayt” diyor, “ama ben bakmıyordum”, “oyun ne zaman başlamış yahu” diyor.

Böyle olmaz. Yapılacak şey belli. Topu alınız, muhalefetteyken defans görülmüş mü, siz de ileriye sürünüz. Başbakan doğru söylüyor. Siz de söyleyin. Özür dileyin. Hakikatleri araştırma komisyonları kurulması için Başbakan’ı sıkıştırın. Aleviler hakkında ima ettikleri için, Alevilerin de vergisiyle masrafları ödenen Diyanet İşleri Başkanlığı’nı Sünni güdümünde tuttukları için, cemevlerine ibadethane statüsü vermedikleri için, Sivas, Maraş katliamlarını karanlıkta bıraktıkları için. İşte o zaman Onur Öymen değil, onur kurtulur.

Hatta AKP’nin iyice çözümsüzlüğe ittiği Kürt sorunu ortada. “Özür dilemek için 73 sene beklemek, yanlıştan dönmek için arşivlerin tozunu mı atmak lazım” deyin. Meclis’te Tuncelili vekil itip kürsüden atan AKP’liyi, Meclis oturumu sırasında, buraya yazsam Gökçe Aytulu’nun kesin çıkaracağı lafları yurttaşın meclisinde eden ileri demokratları teşhir edin. Hakem topu size verdi. Bundan sonra göz kapamak, laf çevirmek olmaz. İnsan boş bulunabilir, zor zamanlarda yanlış kararlar da verir. Ama esas erdem, yanlıştan dönmektir. CHP’nin yapması gereken, yeni CHP’yi isminden silmek yerine, eski CHP’nin hatalarını tekrar etmeyeceğini dünya âleme duyurmaktır. Aksi takdirde ne eskiye ne yeniye yaranır, sadece yaralanır. Yapılması gereken “Dinime küfreden Müslüman olsa” diye bağırmak yerine, kimse kimsenin dinine küfretmesin, “Cehennemde dal, odun yoktur, herkes kendi ateşini taşır” demektir. Gözler yeni CHP’de, Dersim’in gururunda...