Silvan olayında yaşanılanlar batı cephesinde yine milliyetçi duyguları şahlandırmış, Kürt Sorunu’nun yokluğu Başbakan tarafından tekrardan ilan edilmişken Güneydoğunun Silvan olayına nasıl baktığı önem kazanıyor. Güneydoğu’nun, Güneydoğulunun Silvan’da yaşanılanlar karşısında hissettikleri Kürt Sorunu’nun ne olduğunu ve niye var olduğunu gösteriyor ve tabi Başbakan’ı da yanlışlıyor.
Güneydoğu, olayın öncesine herkesin sessiz kalmasından şikayetçi. Onlara göre bu tarz olaylar olmadan önce “Türk tarafı” tümüyle sessiz kalmakta ve böyle bir sorun yokmuş gibi davranmakta. Oysa ölümler geliyorum demekte. Bu ölümlerin olmaması için kimse kafa yormamakta, ölümler olunca da “nerden çıktı, nasıl olur bu?” diye hayrete düşmekte. Ve kısa süre sonra bu ölenler de öldükleriyle kalmakta tepki verenler tekrar sessizliğe gömülmekte, sonraki olaya kadar yine hiçbir sorun yokmuş gibi hayatlarını devam ettirmekte.
Güneydoğuluya göre “Kürt Sorunu yoktur” demekle sorun yok olmuş olmuyor. Kim nasıl adlandırırsa adlandırsın ortada ciddi bir sorun vardır ve bu sorundan kaynaklı binlerce insanımız ölmüş. Bu sorundan kaynaklı bu tarz olayların, ölümlerin olmaması için atılacak ilk adım gerillanın eylemsizlik ilan etmesi (nitekim etmiş), ve devlet güçlerinin de operasyon yapmamasıdır. Çatışmasızlık sürecinde Kürt Sorunu’nun demokratik yollarla çözümü gündeme alınmalı ve herkes böylesi bir çözüm için elini taşın altına koymalıdır. Lakin PKK’nin eylemsizlik kararlarını devlet hiçbir zaman ciddiye almamış ve operasyonlara aralıksız devam etmiştir. Operasyonların eleştirilmiyor olmasından ve bu operasyonlar neticesinde yaşanan gerilla ölümlerini de (son birkaç ayda 43 gerillanın öldüğü söyleniyor) aydınıyla, demokratıyla bütünen batı cephesinin görmezlikten gelmesinden ciddi anlamda rahatsız Güneydoğulu.
Son Silvan olayında yaşanan asker ölümlerine bütün batı cephesinin sert tepki gösteriyor olması Güneydoğu insanına “bizim ölümlere kimse bir şey demedi” hissini yaşatmaktadır. Genel anlamda hemen hemen herkesin özetle dillendirdiği şu: “tabiî ki ölümlere üzülüyoruz, bunlar yaşanmasın diye çaba sarfediyoruz lakin bütün ölümlere aynı yaklaşım olmalıdır. Bizde var olan yaklaşım Türklerde yok. Gerilla ölünce kimse bir şey demiyor, asker ölünce ayağa kalkıyorlar…” ve nitekim “bakın” diyorlar, “ son Silvan olayında ölüler arasında bile ayrımcılık yaptılar. Ölen 7 gerillayı kimse dikkate almadı. En demokratları bile ‘12 şehit (7 de gerilla)’ dedi. İşte en demokratları bile gerillayı parantez içinde “de” bağlacıyla beraber veriyor. Burada bile ayrımcılık var…” Saldıranın gerilla olduğunu söylediğinizde “asker kaç gündür orda piknik yapmaya mı gitmişti.” demektedirler. “Askerler yemek yerken saldırıya uğradı” söylemi de onlar için “duygu sömürüsü”dür. Netice de çatışmalar Yeşilçam filmlerindeki gibi olmuyor. İki taraf birbirinin eline silah verip belli bir mesafe uzaklaşıp sonra dönüp “haydi önce sen ateş et” demiyor. Askerler sonuçta o insanları öldürmeye gitmiş. Onlar uygun fırsatı bulup daha erken davranmış… Önemli olan o an kimin kime ne şekilde saldırdığı değil kimsenin kimseye saldırmayacağı, ölümlerin yaşanmayacağı ortamı yaratmaktır.
Olay sonrasında batıdaki BDP binalarına, Kürt işçilere yönelik saldırılar, Aynur Doğan’ın Kürtçe söylemesine karşı şuursuz tepkiler... Güneydoğulu için Kürt Sorunu tam da budur. Kendi dillerinde şarkı bile söyleyemediler, aşklarını kendi dillerinde yaşayamadılar. Dillerini nerde ne kadar konuşacaklarının sınırlarını başkaları çizdi hep. Bu tarz olaylar “duygu kırılması”na neden olmaktadır. Ve bu onlara “bu iş böyle olmaz, bakın dilimizde Türkü söylemek bile yasak…” dedirtip onları “gerilla haklı” noktasına taşımaktadır. Dolayısıyla Ahmet Altan’ın dediği “Kürtlerin PKK’yi eleştirecek cesareti olmalı” fikri geçersiz olmaktadır. Bütün Kürtlerin (Altan’ın beklentisi bu) PKK’yi eleştirmiyor olmaları cesaretsiz olmalarından değil PKK’yi yanlış bulmamalarındandır. Yanlış bulanlar eleştiriyor zaten. Kürtler nezdinde veya darlaştıralım BDP tabanı, gerillaya sempatiyle bakanlar nezdinde “PKK zaten Kürtlere yönelik bu tarz ayrımcılıklar sonucunda çıkmadı mı? Yıl 2011 ve hala aynı zihniyet devam ediyor. Ki PKK bu olay bitsin diye çaba sarf ediyor, onlar ise ‘dağ taş arayıp hepsini öldüreceğiz’ diyorlar. Gerilla ne yapsın? Eli kolu bağlı, askerlerin gelip onları öldürmesini mi beklesin?”
Güneydoğu’nun “ölümlerde bile ayrımcılık var” söylemine ciddi anlamda kulak vermek ve yok denilen Kürt Sorunu’nun bu denli var olduğunu görmekte fayda var. Ancak bu yapılabilirse çözüm için de ilk adım atılmış olur. Açık ki, ölülere karşı eşit davranmayan zihniyet yaşayanlara eşit davranamaz. Sorunun çözümüne bu kadar uzağız demektir bu. Çözüme, ölülere eşit davranmakla başlansın ilkin ve bu yapılabildiğinde uzak sandığımız çözüm de çok yakın olmuş olacak belki.