“Senin deden de benim dedemi kırmıştı”
Fransız Parlamentosu’nun Ermeni Yasa Tasarısı’nı onama kararının ardından yerli ulusal birçok kurum ve kuruluştan basın açıklaması yapıldı.
Açıklamayı yapan kurum, kuruluş ya da kişiler kendi bakış açılarına göre olayı değerlendirdi, değerlendiriyor, değerlendirecek.
Ancak hepsinin ortak noktası “Fransa kendi kanlı tarihiyle yüzleşsin, Cezayir ve Ruanda” yı unutmasın söylemleriydi.
Yarın bizim parlamentomuz da toplansın, Fransa’yı kınayalım, yaptırımımız ve gücümüz varsa Cezayir ve Ruanda’yı hatırlatalım. Böyle tarih yüzleşmesi sağlanacaksa…
-------------------------- ------------------------------- -----------------------------
Başbakan Erdoğan’ın Dersim özrünün ardından, Kayseri’de yaşayan Hıdır Efe adlı bir Dersim mağduruyla söyleşmiştik. Özrün ona ne ifade ettiğini ve yaralarını sarıp saramayacağını sordum, bana verdiği yanıt şu oldu: “Kızım bizim hakkımızı devlet biraz zor öder. Biz o dağda davarla, sığırla geçim yapıyorduk. Bir sürü davarımızı, sığırımızı, adamlarımızı aldı, gitti. Amcalarımızı, dayılarımızı, çocuklarımızı... Devlet bu zararın altından kalkamaz bence.”
Hıdır Efe’yi Dersim olaylarının dillendirilmesinde tek memnun eden, birilerinin onların yaşadığı acıları anlamaya yaklaşmasıydı yalnızca. Yoksa geçmişe dair acıları hiçbir özür dindiremeyecekti.
Varsayalım Fransa samimi, uygulanacak olan yaptırım Ermeniler adına ya da, bu konuda tarihle yüzleşilmesi asına nasıl olumlu bir sonuç doğuracak? Diplomatik soğuk çatışma Ermeniler’e yapılanların diyetini mi ödetecek, ödetecekse kime ödetecek?
-------------------------- ------------------------------- -----------------------------
Çocukken yaşadığımız kardeş ya da arkadaş kavgaları hep ağlamaklı bir ses tonu ve “Ama sen de benim bilyemi almıştın unuttun mu?” gibi geçmişe gönderme yapan kızgınlıklarla sonuçlanırdı. Diplomasi işte bu kadar çocuklaştı. “Sen o kararı aldın ama Cezayir’de yaptıklarını unuttum sanma.” diyen ses tonları uçuşuyor şimdi açıklamalarda.
Sonuç: Kimsenin ne Ermenileri, ne Ermenilerin yaşadıkları acıyı, ne Cezayir’de dökülen kanları ne de bunların diyetlerini düşündüğü var.
-------------------------- ------------------------------- -----------------------------
Dersimli Hıdır Efe’yle yaptığımız röportajın adını “Hokümat Teslim” koymuştum; Hıdır Efe’nin 8 yaşında bir ormanda Türk askerlerine teslim olduğunda ellerini kaldırarak “Hökümat teslim, Hökümat teslim” diye bağırmasından esinlenerek.
Hökümatlar teslim olmuş, diplomatik ama çocukça, empatisi kalmamış gururlarına. Hıdır Efe gibiler de köşelerinde olanı, biteni her defasında tecrübesine tecrübe katarak izliyor. Edindikleri en büyük tecrübe de: Hakları bir kere alınmaya görsün, hangi özür olursa olsun ödenmeyeceği.
-------------------------- ------------------------------- -----------------------------
Sonra o çocuklar başka bir bilye oyununda bir araya gelir ve hatta takım arkadaşı olarak bile mücadele ederler… Önemli olan kazanmak, hak neymiş, haklı kimmiş?