Sosyal bilimlerin bazı şeyleri açıklamakta yetersiz kaldığı bir toplumda yaşıyoruz. Bazen öyle şeyler yaşıyoruz ki garipsememek mümkün değil.

 

Alın işte İspanya’yı dünya şampiyonu yapan teknik direktör Del Bosgue Türkiye’den başarısız diye kovulmuştu.

 

1.5 Milyon dolar veremeyiz dediğimiz ünlü futbolcu Kaka birkaç yıl sonra Avrupa’nın en çok kazanan futbolcusu oldu.

 

Bizde iş bulamayan Dr. Ali Erdemir yurtdışında bilimsel çalışmalara yaptığı katkılardan dolayı 21. yüzyılın 100 bilim insanı arasına girdi.

 

Tütün ekeceğiz diye yerlerinden söktüğümüz sakız ağaçları Yunan ekonomisine bugün milyon dolarlar kazandırıyor.

 

Çeşme’de bizimkilerin baltalarla parçaladığı sakız ağaçlarının Yunan adalarında fotoğrafını bile çekmek yasaktır mesela.

 

Kilis’te kimliği olmayan ve “tabiiyeti gayrı muntazam” yazan belgeyle dolaşan Remzi Musaoğlu, Bilgi Edinme Merkezi’nden neden kimlik alamadığını sorduğunda cevap olarak kimlik numarası istenmesiyle karşılaşır.

 

Garipliklerimiz sadece bunlarla sınırlı da değil. Siyaset ve kültürel yaşamımızda buna benzer çok örneklere rastlanabilir.

 

Bugün genelde muhafazakâr kesim özelinde ise Fethullah Gülen’e yakın olanların Said Nursi’ye olan hayranlığını herkes bilir.

 

Hatta sırf Said Nursi’yi takip ettikleri için Nurcular diye de nitelendirilirler. Gariplik tabi ki burada değildir.

 

Gariplik Bediüzzaman’ın “akla düşmanlık” ve “konuşmama orucu tuttuğumuz” dönem diye nitelendirdiği Abdülhamit dönemine Nurcuların duyduğu derin hayranlıktan ileri gelir.

 

Öte yandan benzer bir yanlışlık Kemalist kesimlerde de gözlenir. Bilirsiniz, Türkiye şiirinin büyük ustası Nazım Hikmet’in tüm anma etkinliklerinde genellikle kendini Kemalist olarak nitelendirilenlere rastlanır.

 

Evet, Nazım Hikmet Demokrat Parti iktidarı döneminde vatandaşlıktan çıkarıldı ama hapiste geçirdiği yılların büyük bir bölümü CHP’nin tek parti iktidarı dönemidir.

 

Nazım için her şeyin başlangıcı “Denizkızı Eftelya değilim” hikâyesi midir bilinmez ama bilinen hem CHP’nin tek parti iktidarı dönemine alkış tutmak hem de Nazım Hikmet’in anma gecelerinde hüzünlenmenin gariplik hatta tutarsızlık olduğudur.

 

Devam edelim,1945’te Tan matbaasını yakanlar değil matbaanın sahibi olan Serteller tutuklanır. 27 Mayıs’tan önce darbe hazırlığında olanlar değil darbe olacağını ihbar eden Samet Kuşçu tutuklanır.

 

12 Eylül’ü zamanında alkışlayanlar bir başka 12 Eylül’de darbe rejimini ortadan kaldırmak için alkışa başlar.

 

28 Şubat’ın soğuğunu iliklerine kadar hissedenler kendi 28 Şubatlarını yaratmaktan çekinmez. Dün asker fişlemesinden ağlayanlar bugün polis fişlemesine meşruluk sağlama gayretinde olur.

 

Amerika’da Yahudi lobisinin üstün cesaret ödülü verdiği tek Müslüman Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu cesaret ödülünü hak ettiğini gösterircesine İsrail’e kafa tutan tek Müslüman lider olur.

 

Şimdi Erdoğan’ın hatiplikten kaynaklı konuşma cesareti mi gariptir yoksa ona ödül veren Yahudi lobisinin üstün cesaret ödülü mü?

 

Ya BDP ile MHP’nin referandumda -BDP’nin her ne kadar boykot bile olsa- bir şekilde hayır cephesinde buluşmasının garipliği sizi şaşırtmadı mı?

 

Hadi bunu geçelim, başörtüsüne özgürlük getireceğiz diyen AKP’nin, BDP’nin mecliste başörtüsüne özgürlük önergesine verdiği tepkiye ne demeli?

 

Sünni Müslümanların temsilcisi AKP’nin Alevi katliamına dönüşen Dersim olaylarında özür dilemesi ile Alevilerin kadim partisi CHP’nin devleti aklama gayretini nereye koyacağız?

 

Ama diyeceksiniz ki Yassıada’da darbecilere karşı 18 milletvekilini savunan ve bu yüzden cezaevine giren Hüsamettin Cindoruk’un bile bugün darbe sevdalısı olması da gariptir.

 

Haklısınız. Gariptir. Ama ondan daha garibi var. Beterin beteri yok ama garipliğin garipliği var işte. Cindoruk’un milletvekili arkadaşları (AP) mecliste “üçe üç, üçe üç” diye masalara vurup Denizlerin idamını onaylatırken Denizlerle aynı mahkemede yargılanan Celal Doğan’ın referandumda Cindoruk’la kol kola aynın partide olması daha gariptir derim.

 

Velhasıl o çok tekrarlanan sloganı bizde tekrarlayalım. Burası Türkiye. Burada her şey ve herkes çok farklılaşabiliyor.