Bilenler bilir, modern devlet yapılanmasında politik gücü oluşturan üç temel alan vardır:

 

Yasama, yürütme ve yargı organı.

 

Yasama organı halkın seçtiği temsilcilerden oluşur. Yetki meclistedir. Meclis kanun yaparak toplumun ve devletin ihtiyaç duyduğu alanlarda düzenlemeler yapar.

 

Yürütme organı Cumhurbaşkanı ve Bakanlar kurulundadır. Cumhurbaşkanı devletin başı olarak ulusal birliği temsil eder. Bakanlar Kurulu belirlediği programa uygun olarak ülkede genel siyasetin yürütülmesini sağlar.

 

Yargı, bağımsız mahkemeler ve yüksek yargı organlarından oluşur. Mahkemelerin bağımsızlığı, yürütme- yasama karşısındaki dokunulmazlığı hukuk devleti ilkesinin en temel güvencesi kabul edilir.

 

Yasama, yürütme ve yargı arasında belirlenmiş olan bu net sınırlar anayasa hukukunda güçler ayrılığı olarak nitelendirilir.

 

Sözün özü şu: Devlet denilen şey bu güçlerin bileşenidir. Türkiye, ilk dönemleri saymasak yukarda değindiğimiz güçler ayrılığı ilkesine göre yönetildi, daha doğrusu öyle göründü.

 

Çünkü yasama-yürütme ve yargı organlarının üzerinde askeri organın gücü belirleyici oldu. Asker, toplumsal ve siyasal alanda kendisine göre belirlediği ölçütlere uygun olarak sürekli müdahale etti.

 

Darbeler, muhtıralar, basını kullanarak çeşitli uyarılarda bulunmalar askerlerin kullandığı yöntemler oldu. Askerlerin bu sürekli müdahale etme alışkanlığı Türkiye’de demokratik bir kültürün yerleşmesini engellediği gibi yeni vesayetçi anlayışlara da zemin hazırladı.

 

Devleti oluşturan yasama, yürütme ve yargı organının yanındaki askeri güç AKP’nin çabalarıyla zayıfladı. Şimdi tam modern devletlerde olduğu gibi vesayetten kurtulduğumuza sevinmişken yasama, yürütme ve yargının yanında nur topu gibi yeni bir güç çıktı:

 

The cemaat…

 

Seçimlerde mesela, herkes cemaatin oyunu merak ederken, cemaat, ölüleri de oy kullanmaya çağırır. Baykal istifa mı etti, okyanus ötesine mesaj gönderir.

 

Kılıçdaroğlu, sesinizi okyanus ötesine duyurun der. Başbakan, okyanus ötesine teşekkür eder. Bahçeli, okyanus ötesine ‘gel sen oy kullan’ der.

 

Okyanus ötesinden “kökünü kazıyın” mesajı gelir, savaş kızışır. MİT olayı patlak verir, merkezde yine cemaat.

 

Yani her olayda, her yeni gelişmede cemaat ne düşünüyor, cemaat ne der kaygısı.

 

Ne diyorduk, modern devlet yapılanmasında güç olarak yasama, yürütme ve yargı vardır.

 

Artık biliyoruz, yasama, yürütme ve yargının yanında bir de cemaat var. Hanefi Avcı’nın en temel yanlışıydı belki kitabının kapağında “dün devlet, bugün cemaat” yazısı.

 

Doğrusu, dün cemaat, bugün devlet çünkü…