Zat-ı muhterem aramış, bakmış, baktırmış, bulamamış.
Ve aradığını bulamayan insanların öfkesiyle konuşmuş:
"Sorun sorun diyorlar. Sorun nedir yani? Sorun yol mu? Sorun şarkı mı? Sorun kıyafet mi? Sorun ibadet mi? Sorun hastane mi? Ben arıyorum sorunu bulamıyorum"
Ne büyük arayış ve ne hazin bir sonuç değil mi?
Bay bakanın yaşadığı hayal kırıklığına bakar mısınız?
Elinde fenerle sokakta aradığını bulamayan Diyojen, Brütüs tarafından bıçaklanan Sezar, Bay Bakan’ın Kürt sorununu arayıp bulamadığında yaşadığı şaşkınlığın benzerini yaşadı mı bilinmez.
Ama biz bu açıklamalar karşısında hiç şaşırmadık. Şaşırmadık çünkü bu Bakan’ın ilk şaşkınlığı değil.
Uzman çavuşun cenazesine “ceset parçası",
Yaşamını yitiren yurttaşlardan “3 adet”,
Çadırda kalan depremzedelere, “koskocaman sarayda oturuyorsunuz" diyen bir İçişleri Bakanından daha fazlasını beklemek haksızlık olurdu.
Peki, Bay Bakan bu açıklamaları bilinçsizce mi yapıyor? Bilmeden mi konuşuyor?
Hayır…
Kariyerine bakıldığında öyle gaf yapacak, bilmeden konuşacak birisi olduğunu göstermiyor ama Bakanımız bir sorunu çözmek, görmezlikten gelmek yerine inkârın, tanımsızlaştırmanın daha kolay olduğunun farkında.
O nedenle inkâr psikolojisinden medet umuyor. Sorunu tanımsızlaştırmanın, yok saymanın kolaycılığına sarılıyor.
Yalnız şunun da farkında değil, O ve ondan öncekilerin izlediği bu yöntem, bu kolaycılık ölüm olup düşüyor ocaklara…
Farkında değil ama yoksul, sıvası dökülmüş, tahta pencereli evlerin kavruk yüzlü çocuklarını yakıyor bu sorun.
Farkında değil ama geleceğimizden çalınan milyon dolarlar anlamsız bir savaşa harcanıyor.
Farkında değil ama İç İçişleri Bakanı olarak arayıp bulamadığı Kürt sorunu uluslararası bir soruna dönüşmek üzere.
Farkında değil ama göremediği Kürt sorunu toplumsal bir çatışmanın arifesinde.
Farkında değil ama bulamadığı Kürt sorunu hepimizi yakmak üzere.
Ama İçişleri Bakanımız bir şeyin farkında.
Gayet iyi bir bilinçle Başbakanın Bakanı olduğunun farkında.
Ne demişti Başbakan,”Bu ülkede artık Kürt sorunu yoktur".
Eeeee, yok diyen Başbakan dururken, İçişleri Bakan’ının her ne kadar bulamasa da araması bile artı olarak görülmeli değil mi?