Öğrenciler, işçi birlikleri, Amerikan Donanmasına ait 6.Filo’nun İstanbul’a gelişini protesto eder.

 

Birileri ellerde sopalar dillerde “Allah-u Ekber” nidasıyla saldırır.

 

Maraş’ta masum insanlar öldürülürken, elde silah, dillerde “Allah-u Ekber.

 

Sivas’ta insanlar cayır cayır yakılırken eller alkışta, diller “Allah-u Ekber’de.

 

Ülkücü grup üniversitede solcu öğrencilere saldırır, elde satırlar, dillerde ”Allah-u Ekber.

 

Türkiye ve Almanya maç yapar taraftar hep birlikte; Allah-u Ekber.

 

Taliban tarihi mirası yıkar, kırbaçla insan terbiye eder, fonda Allah-u Ekber.

 

Libyalılar hunharca Kaddafi’yi katleder. Dillerinde aynı şey: Allah-u Ekber.

 

Bülent Ersoy şarkıyla, dinleyiciler alkolle kendinden geçer mikrofonda Allah-u Ekber.

 

Cübbeli Ahmet Hoca fuhuş kaseti ve devamındaki olaylardan içeri alınır.

 

Müritleri dışarıda hep birlikte Allah-u Ekber.

 

Allah-u Ekber, Allah-u Ekber, Allah-u Ekber…

 

Türkiye’de nerede bir solcuya, nerede kitlesel olarak Alevilere, farklı kimliklere milliyetçi-muhafazakâr kesimden toplu saldırı olsa yanında mutlaka Allah-u Ekber nidaları…

 

Niçin Allah-u Ekber?

 

Saldırırken, keserken, insan öldürürken, çirkinlikleri ortaya dökülürken Allah’ı kendilerine kalkan mı ediyorlar?

 

Öldürürken, yakarkenki küçüklüklerini, gaddarlıklarını Allah’ın büyüklüğüyle kapatma arzusu mu?

 

Yoksa çirkinliklerini kutsallaştırıp kendilerine masumiyet kılıfı mı oluşturmak niyetleri?

 

Bilmiyorlar mı yoksa insana saldırırken, yakıp yıkarken değil secdeye varırken güzeldir Allah-u Ekber.

Bir şafak vakti sessizliğin içinde göklere doğru yükselirken.

 

Kâbe’de dil, millet, zengin fakir demeden hep birlikte haykırırken.

 

Bilmezler mi masumlara saldırırken Allah’ı anmak.

 

İnsan öldürürken Allah’ın büyüklüğünü anmak.

 

Önce kendini kandırmak, sonra Allah’ı kandırmaktır…