Alışın Her Yerdeyiz!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken buna dair etkinlikler hız kesmeden devam ediyor. Diğer yandan sokağa çıktığımızda karşımıza çıkan reklam panolarında da bu güne dair sözler söyleniyor.

Kadıköy Belediyesi de bu yıl 8 Mart'a özel reklam panolarını bir hafta süreyle kadınların ve LGBTİ bireylerin kullanımına açtı. Farklı gruplardan, kimliklerden bireylerin sözlerini özgürce ifade edeceği kamusal bir alanın varlığı toplumsal gelişme adına umut verici.

2 Mart'da Lambda İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği'nin hazırladığı sözünü söyleyen görsel taşındı panoya. Panoyu görenler sevinç ve heyecanla fotoğrafını çekip sosyal medya üzerinden hızla paylaşmaya başladı. Ben de takip ettiğim bir kadın sayfasında haberdar oldum bu panodan. Gülümsedim görünce, farklı kimliklerden bireylerin kamusal alanda sözünü söylemesi normal olsa da ülkemizde ne yazık ki durum bu değil, böyle olunca da normal olan bile şaşkınlık ve sevinç yaratabiliyor bizlerde. Ardından aklıma ilk gelen “Bir kaç saat sonra panoyu kapkara boyarlar ya da parçalarlar” oldu. An be hayatımızın her alanında bire bir yaşayıp tanık olduğumuz nefretin bu panoyu öyle kendi halinde bırakmayacağı bir gerçekti. Bir kaç saat geçmeden sosyal ağlarda “Kadıköy Belediyesi bu panoyu kaldırsın” minvalinde bir imza kampanyası başladığını öğrendik. Daha bir kaç saat önce başlamasına rağmen çokça sahiplenilmiş bir bir imza kampanyasıydı. Elektronik imza kampanyalarına imzacı olanlar bilir “Niçin imzalıyorsunuz” türünden bir soru sorar size imzalamadan.

Bu kampanyada da insanlar niçin bu panonun kaldırılmasını istediklerini söylemişler elbet.

Bu sözlerden bir kaç örnek verip sokaktaki insan olarak da bir kaç laf edip cevap vereceğim.

Bold cümleler düzeltme yapılmaksızın aynen aktarılmıştır:

“Halktan aldığı vergilerle halkın değerlerine taarruz eden Kadıköy Belediyesini kınıyorum”
Aslında bu cümle şöyle de kurulabilir “Halktan aldığı vergilerle yaptığı işler yanında panolarını da halka açmasını sevinçle karşılıyorum.” Eee şimdi bu vergiyi sadece halkın bir kısmı mı veriyor ki panoyu o “değerleri”ne göre kullansın? Kadınlar ya da LGBTİ bireyler vergiden muaf mı? “Halkın değerleri” hangi halka, neye göre, bu değerlerin kriterleri neler, kim belirliyor bu değerleri?

“Ahlak erozyonuna özgürlük tanımıyorum”
İnsanların cinsel yönelimi ahlak erozyonu olarak tanımlamakla kalmayıp buna özgürlük tanımamak nasıl bir cürettir? Siz mesela kim oluyorsunuz da kendinizi bir bireyin özgürlüğü konusunda karar mercii olarak görüyorsunuz?

“İmzalıyorum çünkü geniş açıdan bakmaya çalışmama rağmen onların bu şekilde üste çıkma çabaları fazla geliyor. Gerçekten sorunlu olan ve bu şekilde yaşamak zorunda olanları anlıyorum ve hayata tutunmaları için destekliyorum fakat bunun bir eksiklik bir kusur değil de doğru olanmış gibi yansıtılmasına şiddetle karşı çıkıyorum”
Bu cümleden anladığım siz(LGBTİ bireyler) kusurlusunuz, sessizce yaşayın, görünmeyin, görünür olmadığınız sürece sizi destekleyen iyi biriyim. Ama böyle “her yerdeyim” felan deyince pençelerimi çıkarırım. Bu kusur kısmına sonra yine değineceğim.

“İnsani cinsiyet kadın ve erkek denen iki varlık atası da Adem aleyhisselam Havva validemizdir. Diğer davranışlar tamamıyla nefisi ile şeytanin işbirliğiyle gerçeklesen lutilikdir. İlan edilip normalleştirileceğine tedavi edilip rehabilite edilmelidir.“
Evet nihayet din kısmına geldik. Bir mümin kardeşimiz engin din, tarih ve bununlar yetmeyip tıp bilgisi ile de bizi aydınlatmaya çalışıyor.

Hayatımızın en sorunlu hatta ölümcül kavramı din bana göre. Dayatılan din, dine karşı eskiden varolan tüm hoşgörümü alıp götürdü. Siz dinlere inanlar inanıyorsunuz diye kimse inanmak zorunda değil ki. Mesela İslamiyette “Yaratılanı severim, yaratandan ötürü” “Dinde zorlama yoktur” denirken senin ne haddine bana dinini dayatman. Önce bir dininin gereğini yerine getir mesela. İnandığının tanrının sözüne riayet et önce. Çalma, çırpma, hiç bir canlının yaşamına kast etmemeyi bir öğren önce. Tedavi ve rehabilite edilmek de konuya dahil olunca ortada bir hastalığın varlığını anlıyoruz. LGBTİ bireylerin sanırım en çok karşılaştıkları söylemlerden biri bu. Cinsel yönelimlerinin hastalık olarak görülmesi. Peki sayın tıp alimi mümin insan siz hangi tıp fakültesinde eğitim aldınız? Ruhsal ve fiziksel hastalıklar nelerdir, nasıl tanılanır? İnsanların binlerce yıldır üzerine çalıştığı bir bilim dalı olan tıp konusunda ki bu engin bilginiz nereden geliyor? Uzmanlık alanınız ne? Bu hastalık ve rehabilitasyon öneriniz nasıl bir cüretin ürünü? Cehaletinizin sizi bu kadar körleştirmesi karşısında, körlüğünüzü rehabilitasyon konusunu düşünseniz iyi ederseniz. Naçizane uzun yıllar sağlık alanında çalışmış biri olarak bunu diyebilirim ancak.

“Toplumu sapkınlığa sürükleyen ve inancımıza ters düşüyor“
Bizim oralarda bir laf vardır “Her renge boyadık morcivert kaldı” diye.  Sanırsın pür-i pak bir toplumda yaşıyoruz, her şeyimiz tam, bir tek bireylerin normal olan cinsel yönelimi toplumu sapkın yapmış. Küçücük kız çocukları dedesi yaşında adamlarla, satılarak evlendirildiğinde sapkınlık deyip imza kampanyaları açmamıştınız. İnancınız 9 yaşında kız çocuğunu babaya helal görmüş, bununla kalmamış 2016 yılında “Caizdir” diye fetvası da vermişti hepimizin bildiği üzere. 8 yaşında bir kız çocuğu tüm köyün tecavüzüne uğradığında da sesiniz çıkmamıştı sapkınlığa dair. Erkek kardeşim annemin diz kapağından ya da herhangi bir uzvundan tahrik filan olmadı mesela sizin inancınızda olan haliyle.

Hayvanlara parça parça kesilerek işkence edilmesi, köpeklerin öldürülüp köprülerden atılması ya da , tecavüz edilip öldürülmesi normal miydi sizin nezdinizde?

Tüm bu vahşiliğe LGBTİ bireylerin cinsel yönelimi mi sebep oluyor?

Kendiniz söylüyorsunuz “inancımız “ diye. Doğrudur, sizin inancınız, benim yada “siz” diye tanımladığınız bizler gibi olanların değil. Siz önce bir inancınızın ilk emirlerini yerine getirin bize dayatmak yerine. Bırakında inanıp inanmaya biz karar verelim. Ne giyip, nasıl davranacağımıza, kaç çocuk doğuracağımıza, cinsel yönelimimize burnunuzu sokmayın mesela.

Kadınlar kadınları, erkekler erkekleri seviyorsa yada sevişiyorlarsa bu sizi niye ilgilendiriyor? Onların ruhları, bedenleri üzerindeki bu karar verme hakkını nerden alıyorsunuz?

“Manevi değerlerime ve Türkiye aile ahlaki yapısına ters görüyorum”
Kendiniz söylüyorsunuz “Manevi değerlerim” diye. Doğru “sizin” manevi değerleriniz. Benim değil. Sizin olan değerleri başka bir bireyin manevi değeri yapma hali nasıl bir hal?

Sizin o manevi değerleriniz okullarda öğrencilerini taciz eden, tecavüz eden öğretmenler, öğretim görevlileri ceza almaksızın aklanırken ne işe yarıyor merak ediyorum. “Türkiye ahlaki aile yapısı” diye bir yapı ne zaman, kim tarafından, nasıl oluşturuldu? Bunun kriterleri neler?

Benim toplumda gördüğüm hastalıklı bir aile kavramı var ama ondan mı söz ediyorsunuz bilemedim. Kadını bir birey olmaktan çıkarıp bir nesneye dönüştüren geleneksel bir aile yapısı var doğru. Kadını yok sayan, ezen, döven, söven, emeğini sömüren, boşanmak isterse öldüren birde güya direği var bu ailenin erkek cinsinden.

“Çünkü böyle bir bilboardın duvarlarda olması herkesin gözüne çarpıp okumasını sağlar ve böylece insanlarda bunun normal hatta iyi bişey olduğu bir algı oluşur”
Bakın ne güzel söylemişsiniz. Herkesin gözüne çarpıyor, okunuyor ve bunun normal olduğu anlaşılıyor. Evet, doğru. Bu normal zaten. Bizim bunun üzerine konuşuyor olmamız anormal.

İnsanların ruhuyla seviyor olmasının nesi kötü? Bir kadının bir kadınla sevişmesi kaç tane yaşamın yok edilmesine neden oldu ki? Savaşlar mı çıktı bunun yüzünden?

“Lut kavminin başına gelenlerin başımıza gelmemesi için imzalıyorum. Rabbim şahit ki Lgbt üyelerine bu hakları verenlere oy vermedim ve ömrüm yettiği kadar da bu yapılan yanlışların karşısında duracağım.“
Oy vermemişsiniz, tanrıyı da şahit kıldınız, ne kadar imanlısınız. Ama bize ne sizin imanınızdan. Keşke ömrünüz yettiği kadar yaşam hakkına dair ihlallerde de bu cengaverliğiniz bir alan kaplasaydı. Oy vermeyerek bu belediyenin hiç bir hizmetinden yararlanmayacağınızı da taahhüt ettiniz mi? Çöpünüzü kendiniz mi şehir dışındaki çöplüğe taşıyorsunuz? Belediyenin yaptığı kaldırıma basmadan mı hayatınızı sürdürüyorsunuz? Sizin mantığınızla sizin oy verdikleriniz sadece sizin gibi düşünenlere hizmet etmeli benim anladığım.

Tüm bu yorumlar aslında çoğumuzun her hangi bir durumda karşı karşıya kaldığı yorumlar.

Kendinden başka hiç bir varlığın yaşam hakkına saygı duymamak bir yana onların yok olup gitmesini istemek. Yok olup gitmiyorsalar da, gitmiyorsak da bizleri yok etme konusunda elinden geleni ardına koymama hali.

Eminim ki bu yorumları yapanlar günlük hayatlarında, bulundukları alanlarda, işte, evde filan iyi insanlardır. Çocukları, anneleri, kardeşleri vardır mutlaka. Ve onlar için hayattaki her şeyin en iyisini isterler. Ama kendi gibi olmayan herkes yok olmalıdır. Her yanımıza, toplumun her alanına sirayet etmiş faşizm hali.

Kadınlar, lezbiyenler, translar, gayler, biseksüeller de yok olmalıdır onlara göre. Varlarsa da sessizce, görünmeden yaşamalıdırlar.

Oysaki tüm farklılıklarımızla bir arada güzel olabilirdik, olabiliriz hala. Tek bir çim tanesinden farkı olmayan canlılarız. Eşitiz canlı olma paydasında.

Gökkuşağının renklerini parlatmak varken gökkuşağını yok etmek isteği neden anlamıyorum.

Bunu hiç bir zaman anlamayacağım. Bu yüzden alışın her yerdeyiz.

Kadınız, transız, lezbiyeniz, biseksüeliz varız. Var olacağız sizin isteyip istememizden bağımsız olarak.

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e destek olmak isterseniz tıklayın >>>