Geçtiğimiz günlerde Taraf gazetesinde, gazetenin “derin” haberler muhabiri Mehmet Baransu’nun imzasını taşıyan “yoldaş general” başlıklı bir haber yayınlandı. Habere göre Balyoz sanığı korgeneral Ziya Güler eski THKP-C sanığı imiş, sonra da TBKP üyesi olmuş. Kendisini feshetmiş TBKP’nin yöneticileri haberi yalanladılar. Bu kez haberin sahipleri “THKP-C sanığı imiş” şeklinde yayınlarını sürdürdüler. Bu haber de yalanlandı. (BURADA>>>)
Kaldı ki, adı geçen general velev ki bir zamanlar THKP-C davasında yargılanmış olsun. Bu “ne” demektir? Neyin “kanıtıdır”? İnsanların geçmişlerini karıştırıp “bir zamanlar şu davada yargılanmış” türü haberler yapmak iyi ve ahlaki bir gazetecilik, habercilik tarzı değildir. Ama amacınız gazetecilikten, habercilikten ziyade “belirli” bir algı yaratmaya hizmet etmekse, işte orada durmak lazım…
Benim ilgili olduğum da zaten bu haberin kendisinden ziyade, bu ve benzer nitelikteki haberlerle kamuoyunda ne tür bir “algı” yaratılmak istendiği… Çünkü asıl problem burada.
Halen sürdürüyor mu, izlemediğim için bilmiyorum, ama geçtiğimiz yıl adı “Akit” olan bir gazete, Alevilerin orduda, yargıda kadrolaştıklarına dair yayınlar yapıyordu. Bu gazetenin Hasan Karakaya isimli yazarı, herhangi bir bilgiye, belgeye dayanmadan bu yönde yazılar yazıp duruyordu. Eski adalet bakanlarından Seyfi Oktay’ın Ergenekon soruşturması kapsamında ifadesinin alınması, bu yönde yalan-yanlış haber (!) yapmak için yanıp tutuşanlar için bulunmaz bir “fırsat” da yaratmıştı…
O zaman haber dairesinin sorumluluğunu yürüttüğüm bir özel tv kanalında ekrana çıkarak adı geçen gazetenin haberlerinin doğru olmadığını açıklamış, Hasan Karakaya’ya da yazılarını tartışmak için çağrıda bulunmuştum. Telefonla ulaştığım adı geçen yazar, bu çağrıma tüm ısrarlarıma rağmen olumlu yanıt vermemişti.
Öyle görünüyor ki, bu kez de Taraf gazetesi söz konusu yalan ve yanlış algıyı besleyecek haberler yapma misyonunu üstlenmiş bulunuyor. Bu haberlerle murat edilen nedir? Ordu bünyesinde darbeci generallerin, darbe planları yapan generallerin “solcu” oldukları mesajı vermek mi? İlk akla gelen kuşkusuz ki bu… Ama bu tepeden tırnağa yalan ve yanlış! Bakın neden…
Bu ülkede yıllarca (tarih vermek gerekirse 90’lı yıllara değin) ordu başta olmak üzere devletin ilgili ilgisiz tüm kurumları “komünizme karşı mücadele” konsepti doğrultusunda seferberlik halindeydiler. Mc Carthciliği gölgede bırakan kampanyalarla adı solcuya çıkmış herkes yıllarca baskı ve eziyet gördü, işkence gördü, hapsedildi, öldürüldü…
Devlet kurumlarında “solcu” veya mağduriyetleri ve maruz kaldıkları ayrımcı uygulamalar nedeniyle adları solculukla eşdeğer hale getirilen Alevilerin “kadrolaşması” şöyle dursun, hiçbir yasal, hukuki gerekçesi olmadan bunlar tek tek tespit edilip tasfiye edildiler.
1971 askeri müdahalesi ile 12 Eylül darbesi, son tahlilde birer “solcu kırımı” operasyonlarıdır. Bu operasyonlar kapsamında yüzlerce ordu mensubu da solcu oldukları tespit edildiği için ordudan atılmışlardır. Siz sanıyor musunuz ki her sene yapılan YAŞ toplantılarında sadece “irticai faaliyet yürüttükleri…” gerekçesiyle hukuksuz tasfiyeler olmuştur?
12 Mart ve 12 Eylül yıllarında yüzlerce ordu mensubu bizlerle aynı mahkemelerde, aynı şartlar altında yargılanmış, cezalandırılmış ve tabii ordudan da atılmışlardır.
Bu devlet ve onun kurumları hiçbir zaman ne “yoldaş” ne de “candaş” barındırmıştır bünyesinde. Aksine öyle gördüklerine kan kusturmuştur.
Gerçekler bunlardır. Ve bu gerçekleri pervasızca tahrif etmeye kalkışmak kimseye bir şey kazandırmaz.
Bunları bilmeye Mehmet Baransu’nun yaşı başı elvermeyebilir. Ama sorup soruşturmak, araştırmak ve öğrenmek o kadar da zor değil. Baransu ve Taraf yöneticileri bu tip habercilikle neye hizmet ettiklerini sorgulamak durumundadır. “Bilgi” ve “belge” illa da bir yerlerden servis edilmek zorunda değil. Bazen insanların bilgi ve deneyimlerine başvurmak daha da öğreticidir.
İlk çıktığı dönemlerde yazı ve haberlerimle katkıda bulunduğum ve darbeciliğin deşifrasyonu noktasında ciddi bir rol oynamış olan Taraf gazetesi, “bilgi” ve “belge” sıkıntısı çekiyor diye, kamuoyunda yalan ve yanlış algılar oluşmasına hizmet eden yayınlar yapmak zorunda mıdır? Yoksa Taraf’ın “solcu” algısı tam da bu mudur? “Solcu” diye CHP ve İP mi akıllarına gelmektedir? Eğer öyleyse öncelikle kendi algılarını düzeltmeleri gerekiyor…