"İnsanların hâlâ yiyecek ve su alabilecekleri dükkanlar var, ancak sırada iki-dört saat beklemeniz gerekiyor"

Temmuz 2019'daki o gece, Rusya ve Suriye hükümetleri İdlib'i bombalarken Zuhair el Karat'ın tek umudu bunun karanlık geçince sona ermesiydi.

"Akşamları genellikle bombalama olmuyordu, o nedenle tüm şansımızı kullanıyorduk" diye anlatıyor Suriyeli doktor El Karat BBC'ye.

Karısının oğulları Adem'i dünyaya getirmek için sezaryene ihtiyacı vardı. Oğlu, Suriye savaşı sırasında doğan ikinci çocukları olacaktı.

Suriye: "Elektrik yok, su yok, yemek yok"

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) verilerine göre, Suriye İç Savaşı'nda son kale olarak görülen İdlib'in kontrolünü ele geçirmek için 2019 ve 2020 yıllarında gerçekleştirilen çatışmalarda bin 600 sivil hayatını kaybetti.

Ayrıca 1,4 milyondan fazla insan bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

Rusya'nın Suriye hükümet güçlerine destek olurken uyguladığı yayılma taktikleri bugün Ukrayna'nın işgalinde de görülüyor.

Harkov ve Mariupol gibi Moskova güçleri tarafından etrafı sarılan, saldırılara hedef olan şehirlerde sivillerle askerler mühimmat ve hizmetlerden mahrum bırakılıyor.

Gözden kaçırmayın

Yunanistan'dan Erdoğan'a: Tartışmaya girmeyeceğiz Yunanistan'dan Erdoğan'a: Tartışmaya girmeyeceğiz

Dr. El Karat "Çok kötü bir savaştı" diye hatırlıyor o günleri. Karısının doğumu iyi geçtiği ve İdlib kuşatma altındayken iki çocuk sahibi olabildikleri için mutlular ancak o günleri anlatmak kolay değil.

"Saldırı sürekli devam ediyordu. Elektrik yoktu, su yoktu, yemek yoktu" diyor Dr. El Karat:

"Şimdi Rusya aynı şeyi Ukrayna'da yapıyor."

Ukrayna: "Bir sonraki bombanın üzerinize düşeceğinden korkuyorsunuz"

32 yaşındaki Roman, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasındaki esas hedeflerden biri olan Harkov'da danışmanlık yapıyordu.
Kiev ve Moskova'nın açıkladığı rakamlar birbirinden farklı ancak 7 Mart'ta Birleşmiş Milletler (BM) 474 sivilin öldüğünü ve 801'inin yaralandığını kaydetti. Bu rakamların artacağı konusunda uyardı.

BBC'ye Whatsapp uygulaması üzerinden mesaj atan Roman, karısıyla birlikte yaşadıkları bina yakınlarındaki bir sığınakta kaldıklarını, iki günden fazla süreyi dışarı çıkıp bir şeyler almaya korkarak geçirdiklerini söyledi.

"İnsanların hâlâ yiyecek ve su alabilecekleri dükkanlar var, ancak sırada iki-dört saat beklemeniz gerekiyor" diyen Roman, "Etraftan patlama sesleri gelirken o kadar uzun süre beklemek çok korkutucu. Bir sonraki bombanın üzerinize düşeceğinden korkuyorsunuz" sözlerini ekliyor.

Rusya'nın kuşattığı liman kenti Mariupol'de yaşayanlar elektriklerin ve yardımların kesildiğini belirtiyor.

Aile büyüklerinin evinde saklanan şehir sakini Maxim, 3 Mart'ta BBC'den Joel Gunter'le yaptığı konuşmada "İki tam gündür ışık, ısınma ve su yoktu. Çok az yiyeceğimiz kaldı" diyor:

"Mariupol'de şu anda gıda ve ilaç dolaşımı yok. Yerel yönetim ekmek ve su dağıtmaya çalıştı ancak bu son buldu.
"Su durmadan önce banyoyu doldurdum. Yaklaşık beş litremiz kaldı."

Kuşatılan bölgelerdeki insanlar için temel gıda maddelerinin bozulması da diğer bir tehdit.

Dr. El Karat, İblid'de tıbbi müdahalenin yalnızca savaş yaraları için gerekmediğini belirtiyor. Kadın ve çocuklarda iyi beslenememekten ve zayıf altyapıdan dolayı sık sık leşmanya, hepatit ve malnütrüsyon gibi hastalıklar görüldüğünü ekliyor.

Kuşatma muharebesi nedir?

Kuşatma muharebesi en eski askeri taktiklerden biri.

İkinci Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği döneminde ismi Leningrad olan bugünkü St. Petersburg, 1941 ve 1944 yıllarında neredeyse 900 gün Almanya ve Finlandiya kuvvetlerinin kuşatması altında kaldı. Yaklaşık 400 bin sivil hayatını kaybetti.
2004 yılında ABD birlikleri bu taktikleri Irak'taki Fallujah kuşatmasında, ülkedeki Amerikan varlığına karşı çıkan isyan sırasında kullanmıştı.

Ancak son dönemlerin en bilindik kuşatmalarından biri yine Avrupa'da gerçekleşti. Saraybosna 1992 ve 1996 arasında en uzun süren başkent kuşatmalarından birine tanık oldu.

Yugoslavya Savaşları sırasında Bosna'nın başkenti Sırp güçleri tarafından kuşatıldı. Şehrin tepelerinden bombardıman ve keskin nişancı atışları yapıldı.

Kuşatma başladığı sırada 16 yaşında olan aktris Vedrana Seksan, o günlerde yaşadığı korkuyu unutmuyor.

Seksan kuşatmanın 20. yılında, 2016'da BBC'ye "Bu bir ölüm kalım savaşıydı. İnsani yardım, özellikle makarna ve pirince bağımlıydık" demişti.

"Bazen ABD askerleri için hazırlanan öğle yemeği kutularından alıyorduk. Bir kişi için olan yemeği annem bana, kendine, kardeşime ve büyükanneme paylaştırıyordu."

Saraybosna: Isınmak için ayakkabıları yakmak

Saraybosna'daki hayat, saldırı altındaki bir şehre göre normal bir şekilde aksa da, bazen içinde bulunulan durum kendini hatırlatıyordu.

Örneğin kentteki Markale Pazarı'nda 1994 ve 1995'te iki kez gerçekleşen patlamalarda 100'den fazla kişi hayatını kaybetti, daha fazlası yaralandı.

Şehirdeki kuşatma boyunca 5 bin 400'den fazla sivil hayatını kaybetti. Havan topu ve kurşunların yanı sıra açlık ve soğuk da can kayıplarına yol açtı.

Kış aylarında şehirdekiler ısınmak için ayakkabı, kıyafet, araba lastiği gibi buldukları her şeyi yakıyordu.

Seksan bir gün eve taşıdığı ahşap anaokulu kapılarını, annesinin "O anaokullarının kurulması için para verirdim. Savaş bir gün sona erecek ve ben bu yıkımın bir parçası olmak istemiyorum" demesi üzerine geri götürdüğünü anlatıyor.

Kuşatmanın diğer bir şahidi ise gazeteci Aida Cerkez, BBC'yle paylaştığı açık mektupta Ukraynalılara şunları söylüyor:

"Aç, susuz, soğukta ve kirli kalacaksınız. Evlerinizi, arkadaşlarınızı, ailenizi kaybedeceksiniz. Bazen inancınızı kaybedecek ve bazen yorgunluktan tükeneceksiniz.

"Fakat tıpkı bizim gibi üstesinden geleceksiniz. Ölmem gerekirdi ama hayatta kaldım ve soyumu devam ettirdim. Yarın torunumu yürüyüşe çıkaracağım."

Çocuklara neden bu kadar çok insanın öldüğünü anlatmak...

Aida Cerkez kuşatma altında kalmanın psikolojik etkilerine, özellikle gençler üzerindeki baskılarına değiniyor.

İdlib'deki kuşatmada Dr. El Karat ve eşi, patlama seslerini bastırması için televizyonun sesini açıyor ya da çocukların dikkatini dağıtmak ve onların daha az korkmasını sağlamak için hikayeler anlatıyordu.

Ancak çocuklar büyükannelerini neden görmediklerini sordukları zaman pek fazla seçenekleri olmadığını belirtiyor.
"Annemi, kız kardeşimi ve erkek kardeşimi savaşta kaybettim. Ancak çocuklar için dayanıklı olmamız gerekiyordu."

Kaynak: BBC Türkçe