AKP hükümeti yaşamın her alanını milyonlarca emekçiye dar etmek için her türlü baskı yöntemlerini kullanmaya yeminli olduğunu bir kez daha ispat etti. Sözde daha ileri demokrasi getirmek için yapmaya çalıştıkları anayasa değişikliklerinden birisi de ulaştırma sektöründeki çalışanların “grev yapamayacağı” ile ilgili kanun teklif idi. Tam da bu teklif meclis genel kurulunda görüşülmeye başlandığı sırada, bu anti demokratik tasarıya karşı THY çalışanları iş bırakma eylemi yapıp, teklifin geri çekilmesi talebiyle direnişe geçtiler.

 

THY kabin memurları ve teknik bölüm çalışanlarının bu son derece yasal ve demokratik direnişi, baskıcı AKP hükümeti nezdinde kaygıyla ve düşmanca bir karşı uygulamayla karşılandı. Zira son süreçte AKP hükümeti, emek cephesinden böylesine güçlü bir direnişle karşılaşmamıştı.

 

Hükümetin bu güçlü ve etkili direnişe karşı tahammülsüzlüğü ve emek dünyasına olan düşmanlığı hemen karşı saldırıya dönüştü.

 

Ulaştırma bakanı televizyonlara “direniş, ya da grev devam ederse, hükümet olarak müdahale edeceklerini açıkladı” ve bu açıklamadan hemen sonra direnişe geçen çalışanlara cep telefonlarından SMS atılarak, tazminatsız işlerine son verildiği mesajları gönderildi. Yani yaratmaya alıştıkları korku imparatorluğunun gücünü göstermek, anında hissettirmek istiyorlar.

 

Evet, ülkemizde gerçekten de yaşamın her alanını emekçilere, ezilenlere dar etmeye çalışan bir hükümet var. Ve de yaşamın her alanına müdahale eden bir başbakan. Gün geliyor demokrasi havarisi kesiliyor başımıza, ama astığı astık – kestiği kestik padişahtan beter. Gün geliyor yapacağımız çocuk sayısını dikte etmeye çalışıyor. Bir başka gün doktor oluyor, kürtajı ve sezeryanla doğumu yasaklamak için kanun çıkarttırıyor. Bir gün savaş uçakları tarafından bombalanan 34 Kürt çocuğu ve gencinin katledilmesi ile kürtajı aynı kefeye koyuyor. Aynı gün yaşamlarını kaçakçılıkla temin etmeye çalışan Kürtlerin neden mayına basıp ölmediklerini söyleyecek kadar insani değerlerden uzak bir tablo çiziyor.

 

Bu tablo hiç iç açıcı bir tablo değil, aksine son derece kaygı duymamız gereken bir tablo. İşte bu kaygı verici, iç karartıcı, karanlık tabloyu değiştirmek her zamankinden daha acil bir görev olarak karşımızda duruyor.

 

THY çalışanlarının saygı duyulacak kararlı direnişi bu tablonun aydınlığa evrilmesinde bir ışık olarak önümüzde duruyor. Zaman yitirilmeksizin işçilere, memurlara, dar gelirlilere ve demokrasi mücadelesi verenlere çözümün çabuklaştırılması için büyük iş düşmekte. AKP’nin özellikle son yıllarda geniş halk yığınları üzerinde uyguladığı korku imparatorluğuna karşı tüm emek dünyasının, tüm demokrasi güçlerinin THY çalışanlarının yanında yer alması gerekmektedir. THY çalışanlarının yaktığı ışığı büyütelim...