Türk dışişleri: İranlı milislerin yaptığı bilgisi teyide muhtaç

Suriye toplantısı 27 Aralık'ta yapılacak

Türk dışişleri: İranlı milislerin yaptığı bilgisi teyide muhtaç

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu, Halep'ten tahliyelerin başladığı sırada ilk konvoyun silahlı saldırıya uğradığını ve 4 kişinin yaralandığını açıkladı.

Müftüoğlu, bir gazetecinin "Konvoya İranlı milislerin saldırdığı bilgisi var, bunu teyit ediyor musunuz?" sorusu üzerine "İranlı milislerin yaptığı bilgisi teyide muhtaç bilgi" ifadelerini kullandı.

Suriye, İran ve Rusya'nın onay verdiği radikal islamcı militanlar ve ailelerinin tahliyesine, bazı radikal İslamcı grupların da ateş açmış olabileceği değerlendiriliyor.

Rusya'da 27 Aralık'ta Suriye konusunda yapılacak Rusya-Türkiye-İran üçlü toplantısının gerçekleştirilecek olmasının önemli olduğunu ifade ederek "Biz bu toplantının önemli olduğunu düşünüyoruz, bu toplantının da ötesinde Suriye'de siyasi bir çözüme ulaşılmasının önemini her zaman vurguladık" dedi.

Müftüoğlu, düzenlediği basın toplantısında Suriye ordusunun zafer ilan ettiği Halep'le ilgili Türkiye'nin diplomatik girişimleri konusunda bilgi verdi.

Varılan mutabakat sonucu bu sabah itibariyle Halep'ten tahliyelerin başladığını ancak tahliye sırasında ilk konvoyun silahlı saldırıya uğradığını, konvoyda 1 kişinin öldüğünü ve 4 yaralının bulunduğunu kaydeden Müftüoğlu, "Bu, endişe verici. Biz daha önce sağlanan ateşkese ilişkin kırılgan bir ortamdan bahsetmiştik. Nitekim dün sabah gerçekleşmesi gereken tahliyeler başlamamıştı" dedi.

Müftüoğlu, saldırıya uğrayan grupla ilgili olarak "Saldırıya uğrayan ilk grubun siviller ve hastalar olması muhtemel ancak bu konuda kesin bilgi yok" dedi.

‘TAHLİYE ANLAŞMASININ, ERDOĞAN VE PUTİN GÖRÜŞMESİNİN ARDINDAN GÜNDEME GELDİĞİNİ GÖZ ARDI ETMEMEMİZ GEREKİYOR'

Müftüoğlu, bir gazetecinin "Konvoya İranlı milislerin saldırdığı bilgisi var, bunu teyit ediyor musunuz?" sorusu üzerine "İranlı milislerin yaptığı bilgisi teyide muhtaç bilgi. Olaylar çok hızlı gelişiyor, ciddi anlamda bir belirsizlik söz konusu. İran önemli bir aktör tabii ki. Yalnız dün geceki tahliye anlaşmasının, Sayın Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip Erdoğan) ve Sayın (Rusya Devlet Başkanı Vladimir)Putin'in görüşmesini ardından yeniden gündeme geldiği gerçeğini göz ardı etmememiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

‘İSTEK VE ARZUMUZ, İNSANLARIN KENDİ VATANLARINDA KALMASI'

Türkiye'nin öncelikli olarak Halep'ten yaralı ve hasta sivillerin, daha sonra da muhalif güçlerin ayrılması anlaşmasının uygulanmasını desteklediğini belirten Müftüoğlu, şöyle konuştu:

"Oradaki siviller tahliye edildiği takdirde onları nasıl nerede barındıracağız? AFAD bu yönde ciddi çalışmalar gerçekleştiriyor. İlk hedef, hastaların ve yaralıların gecikmeksizin Suriye'deki ve gerekiyorsa Türkiye'deki hastanelere nakledilmeleri. İki, sivillerin daha fazla zorluk çekmeden bir an önce oluşturulacak kamplarda barınmalarının sağlanması. Hedef, sınırın öte tarafında oluşturulacak kamplarda sivillerin barındırılmasının sağlanması. Olası bir insan hareketinin hazırlıkları devam ediyor. Bunlar Türkiye'ye getirilecek mi? Türkiye zaten 3 milyona yakın göçmeni bağrında barındıran bir ülke. Türkiye göçmenlere karşı her zaman hazırlıklı bir ülke. Dolayısıyla bizim bu konuda herhangi bir sıkıntımız yok. Herhangi bir altyapı eksikliğimiz yok ama niyet, istek ve arzumuz bu insanların kendi vatanlarında kalması yönündedir."

‘HALEP'TEKİ SİVİLLERİN FIRAT KALKANI'NIN YÜRÜTÜLDÜĞÜ BÖLGEYE YERLEŞTİRİLMESİ İÇİN BİR ÇALIŞMA YOK'

Müftüoğlu, bir gazetecinin "Halep'ten tahliye edilen siviller, Türkiye'nin Fırat Kalkanı operasyonunda IŞİD'den temizlediği bölgeye mi yerleştirilecek?" sorusuna "Fırat Kalkanı operasyonu ile bu konuyu doğrudan ilintilendirmek şu aşamada mümkün mü emin değilim. Fırat Kalkanı'nın amacı bellidir, bölgeyi DAEŞ'ten temizlemektir. 1850 kilometre karelik alan bugüne kadar DAEŞ'ten temizlenmiştir. Göçmenlerin buraya yerleştirileceğine dair herhangi bir çalışma olduğuna dair benim bilgim mevcut değil" dedi.

‘GEÇEN HAFTA TÜRK VE AMERİKALI UZMANLAR MENBİÇ'TE TESPİT YAPTI'

Müftüoğlu, "Fırat Kalkanı operasyonunda El Bab'dan sonra hedefin Menbiç olacağı açıklanmıştı. Buradan YPG'nin çekilip çekilmediği tartışmaları devam ediyor. Menbiç'te ABD ile veya diğer koalisyon güçleriyle bir çatışma ihtimali var mıdır?" sorusu üzerine de şunları söyledi: "Fırat Kalkanı operasyonu amacına ulaşana kadar sürecek. Amacın ne olduğunu herkes biliyor. Bu hedeflere sağlandığı noktaya kadar bu operasyon sürecek. Ondan sonra Menbiç'e ilerleme konusunda bizim ilkesel bir tutumumuz var. Bu noktada biz operasyonlarımızı terör örgütünün varlığını ortadan kaldırma amacıyla gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla aynı amaç doğrultusunda hareket ettiği müddetçe koalisyon güçleriyle, müttefiklerimizle işbirliğimiz devam ediyor. Bizim Menbiç konusundaki duruşumuz da belli. Bu amaçla geçtiğimiz hafta içinde Türk ve Amerikalı uzmanlar yerinde tespit de yaptılar. Dolayısıyla biz herhangi bir çatışma olasılığının olmayacağı, Türkiye'nin duruşu belli olduğu için buna imkan yaratacak bir durumun olmaması gerektiği düşüncesindeyiz." Müftüoğlu, Türk heyetinin Menbiç'teki YPG unsurlarının şehirde bulunup bulunmadığına ilişkin bir tespitlerinin olup olmadığı konusunda "Bu heyet bir rapor hazırlayacak. Şu an için heyetin nasıl bir sonuç raporu oluşturduğu yönünde bir bilgi mevcut değil. Biz kendi kaynaklarımızdan YPG'lilerin Menbiç'i boşalttıklarının teyidini almadıkça bu konudaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.

‘SİVİLLERİN TAHLİYESİ ŞARTA BAĞLANMAMALI'

Müftüoğlu, Türkiye'nin Halep'e insani koridor açılması için diplomatik çabalarını sürdürdüğünü, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif'le dünden bu yana dört kez telefonda görüştüklerini aktardı.

Müftüoğlu, "İran'ın Halep'te ateşkesi için şartları vardı. İki Şii köyünün boşaltılmasına ilişkin beklentilere ilişkin haberler de yapıldı. Bu konuda bir mutabakata varıldı mı?" sorusuna "Halep'teki sivillerin tahliye edilmesi, insani koridor açılması yönündeki çabalarla, bölgedeki muhalif unsurlarla bölgedeki Rus askeri birimleri arasındaki görüşmeleri birbirinden ayrı tutmak gerektiğini düşünüyorum. Bu anlaşma çerçevesinde öncelikle insani koridorun açılarak Halep'teki insanlık dramının sona erdirilmesi gerekiyor. Birbirine bağlantılı koşullar öne sürmek, birtakım bahaneler ileri sürmek doğru değil. Dün Sayın Bakanımız ‘Herkes sorumluluklarını bilsin, bahaneler ileri sürmesin' demişti. Bence her durumu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir, koşullara bağlamamak gerekir. Bizim şu anda değerlendirdiğimiz, Halep'teki sivillerin sağ salim tahliyesidir. Belli bir şekilde başka coğrafyalarda insani durum söz konusu olursa Türkiye olarak insani dramların yaşanmaması için yapıcı şekilde katkıda bulunmaya hazırız. Ama bunu koşullu olarak yapmak kimseye bir şey kazandırmaz" yanıtını verdi.

‘NEREDE KONUŞLANDIRILACAKLAR, NEREYE GİDECEKLER, NEREDE YER ALACAKLAR BENİM BİLGİM YOK'

Müftüoğlu, Halep'ten çıkacak silahlı unsurların nereye gidecekleriyle ilgili olarak "Halep'ten çıkacak muhaliflerin hafif silahlarıyla çıkabileceğine dair teyide muhtaç bilgi var. Ankara'da da bizim öncülüğümüzde gerçekleştirilen toplantılar vardı, bunu Rus tarafı da teyit etmişti. Bu unsurların anlaşma içinde yer aldığı anlaşılıyor. Ancak nerede konuşlandırılacaklar, nereye gidecekler, nerede yer alacaklar benim bilgim yok" dedi.

TSK İLE SURİYE ORDUSU KARŞI KARŞIYA GELİR Mİ?

Fırat Kalkanı operasyonunda Türkiye ile Suriye ordusunun karşılaşması olasılığıyla ilgili bir soru üzerine Müftüoğlu, "Özgür Suriye Ordusu ile birlikte El Bab operasyonu TSK'nın hedefleri doğrultusunda sürdürülüyor. Belli bir noktada rejimle bir noktada doğrudan belki komşu olmamakla birlikte bir şey olacaktır. Fırat Kalkanı operasyonu gerçekleştirilirken hedef DAEŞ'le mücadele ve bu toprakların DAEŞ'ten bu toprakların temizlenmesi olarak hedeflendiği için bunun sonunda böyle karşılaşmalar olur olasılığıyla hareket etmiyoruz. Ortaya çıkacak birtakım realitelerin sahada nasıl yansıma bulacağını göreceğiz" ifadelerini kullandı.

‘27 ARALIK'TA RUSYA'DA GERÇEKLEŞTİRİLECEK TOPLANTI ÖNEMLİ'

Müftüoğlu, son 72 saat içinde Rusya ve İran'ın Ankara büyükelçilerinin Halep konusunda sahada neler yapılabileceğiyle ilgili fikir alışverişinde bulunmak üzere bakanlığa davet edildiğini, ayrıca Ankara'ya gelen Rus heyetiyle ilgili kuruluşların görüşmeler gerçekleştirdiğini kaydederken dün Çavuşoğlu'nun açıkladığı 27 Aralık'ta Rusya'da gerçekleştirilecek Rusya-Türkiye-İran üçlü toplantısıyla ilgili şunları söyledi:

‘ŞU AN İÇİN EN ÖNCELİKLİ KONU HALEP'TEKİ İNSANİ DRAMIN SON BULMASIDIR'

"27 Aralık'ta Rusya'da gerçekleştirilecek toplantı üç ülkenin katılımıyla gerçekleştirilecek. Hangi düzeyde olacağıyla ilgili şu anda bende bir bilgi yok. Ancak böyle bir toplantının gerçekleştirilecek olması önemli. Biz bu toplantının önemli olduğunu düşünüyoruz, bu toplantının da ötesinde Suriye'de siyasi bir çözüme ulaşılmasının önemini her zaman vurguladık. Ama şu an için en öncelikli konu Halep'teki insani dramın son bulmasıdır ve oradaki sivillerin tahliye edilmesidir. Biz bu yöndeki çabalarımızı yoğunlaştırmış bulunuyoruz."

‘NET BİR RAKAM YOK'

Müftüoğlu, Halep'te tahliye edilecek kaç sivilin bulunduğu konusunda net bilgilerinin olmadığını ifade ederken "Ortam çok belirsiz, çok kırılgan, 50-60-80 bin değişik rakamlar gündeme getiriliyor. Bunlar siviller mi muhalif unsurlar var mı, şu an net bir rakam yok. Ortam o kadar gergin ve kırılgan ki rakamlardan ziyade sivillerin bir an önce tahliye edilmesi önemli bir unsur olarak ortaya çıkıyor" dedi.

Müftüoğlu, Halep'ten ayrılacak Fetih el Şam (El Nusra) militanları ile ılımlı muhalif silahlı unsurların nasıl ayrıştırılacağı konusunda bilgisinin olmadığını ifade etti.

‘TÜRKİYE OLARAK ÇABALAR, BU İNSANLIK DRAMININ SON BULMASI'

Dışişleri Sözcüsü, Halep'te yaşananlardan kimin sorumlu olduğuna dair bir soru üzerine, "Ortam kırılgan bir ortam. Birçok aktörün bulunduğu ortamda değişik faktörler her an her gelişmeyi etkileyebiliyor. Birçok aktör sahnede. İster istemez değişik görüş ve fikirler bazı konularda netice alınmasını engelliyor. Şüphesiz Halep'teki insanlık dramında en büyük sorumlu Esad rejimidir. Esad rejimi ve onun destekçileri bu insanlık dramından sorumludur. Türkiye olarak çabalar, bu insanlık dramının son bulması. Türkiye'den başka bu olayı uluslararası toplumun gündeminde tutmaya çaba gösteren ülke hemen hemen yok gibi. Türkiye bir kurtarıcı şeklinde değerlendirilyor, görülüyor haklı olarak. Sayın Bakan ‘herkes sussa susmayacağız, herkes dursa durmayacağız' demişti, biz bu anlayıştayız. Son 15 günde 1000 sivil öldü. Esad rejimi bundan sorumlu. Esad rejimi katliam yapıyor, insanlık suçu işliyor" diye konuştu. (Kaynak: Sputnik)
 

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2016, 23:18

Demokrat Haber'e destek vermek ister misiniz? >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER