HDP operasyonuna emek ve demokrasi örgütlerinden tepki

Emek ve demokrasi güçleri HDP'ye yönelik operasyona ilişkin açıklama yaptı

HDP operasyonuna emek ve demokrasi örgütlerinden tepki

HDP eski milletvekilleri, MYK üyeleri ve belediye başkanlarının da gözaltına alındığı ‘Kobani opersyonu’na toplumsal muhalefette yer alan siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinden tepki açıklamaları yapıldı.

Emek Partisi(EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan yaptığı yazılı açıklamayla, HDP’nin kriminalize  edilmeye çalışıldığı ve Türkiye’de halkın sorunlarına yönelik gündemin değiştirilmeye çalışıldığını ifade ederek, “Bu operasyon salt HDP’ye yönelik olarak değerlendirilemez, aynı zamanda siyaset yapma hakkınadır” dedi.

Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu adına yapılan açıklamada ise, “Baskılara ve hukuksuzluğa karşı birlikte mücadele edeceğiz” denildi.

TKP ise iktidara seslenerek, “Ülkeyi kendinizle birlikte dibe sürüklüyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Sosyalist Yeniden Kurtuluş Partisi ise HDP’ye yönelik saldırıların sistematik olduğunu belirterek, ‘faşizm kurumsallaştırılıyor’ ifadesini kullandı.

Toplumsal Özgürlük Partisi yaptığı açıklamada, “Ülkemizi kaosa sürükleyen iktidar güçleri, yaşanan Pandemi felaketi ve ekonomik kriz karşısında çaresiz kaldıkça toplumsal muhalefete daha çok baskı ve yıldırma politikalarına yöneliyor” dedi.

Kamu Emekçileri Konfederasyonu(KESK) Yönetim Kurulu ise İktidar, siyasallaştırdığı yargı eliyle askeri darbe dönemlerinde dahi asgari olarak gözetilen hukuk normlarını ayaklar altına alarak muhalif kesimlere yönelik operasyonlarına bir yenisini daha ekledi.

Türkiye İşçi Partisi(TİP) operasyona ilişkin, "HDP'lilere ve sosyalistlere yönelik gözaltıların hukuki dayanağı olmadığını biliyoruz" dedi.

İnsan Hakları Derneği, "HDP’ye Yönelik Kobane Operasyonunda Gözaltına Alınanlar Serbest Bırakılsın" çağrısında bulundu.

‘BU OPERASYON SİYASET YAPMA HAKKINADIR’

Artı Gerçek'in haberine göre, EMEP Genel Başkanı Gürkan’ın açıklamasından dikkat çeken kısımlar şu şekilde:

“Gözaltı uygulamasının 5-9 Ekim 2014 tarihlerinde düzenlenen Kobane eylemleri için yapıldığı açıklandı. HDP eski Eş Genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın bu dosyadan tutukluluk halleri devam ettirilmektedir. Selahattin Demirtaş’a verilen tahliye kararından sonra acilen yeniden soruşturma açılıp, tutuklama kararı verilerek tahliyesinin önünü kesen yargı, bugün operasyonların yolunu açmıştır.   Aradan 6 yıl, bu kapsamda yapılan soruşturmanın üzerinden 4 yıl geçtikten sonra yeniden yürütülen soruşturma ve gözaltıların yargıyla, hukukla açıklanacak hiçbir yanı yoktur.  Yürütmeyle ilişkisinin başsavcının saraya düğün ziyaretiyle sembolleştiği yargıdan hukuk ve adalet çıkmayacağı açıktır. Hiçbir dönem tam olarak yargı bağımsızlığından söz edemiyorken bugün açıktan siyasi iradenin vesayeti altına girmiş bir yargı ile karşı karşıyayız. 

6 yıl önce zalimlikleriyle birlikte sınırımızda cirit atan, Türkiye de birçok katliam gerçekleştiren İŞİD ile sınır komşusu olunmasına ramak kalan o günlerde Erdoğan’ın “Kobane düştü, düşecek” sözü hala hatırlarımızdadır. Sanki hala o gün gerçekleşmeyen ‘düşmenin’ hesabı görülmektedir.

‘İKTİDAR GİRDİĞİ AÇMAZLARIN ÜZERİNİ ÖRTMEYİ AMAÇLAMAKTADIR’

Siyasi iktidar, aynı zamanda HDP’ye operasyonla “terörle mücadele” algısı yaratarak, ekonomi, pandemi, çalışma yaşamı, eğitim ve sağlık başta olmak üzere bugün halkın yaşadığı ve iktidara tepki biriktirdiği sorunların ve Suriye, Libya, Doğu Akdeniz başta olmak üzere dış politikada içine girdiği açmazların üzerini örtmeyi amaçlamaktadır. Yine bu operasyonlarla mecliste ve toplumda önemli bir yere sahip olan HDP kriminalize edilmeye devam edilerek meşruluk alanlarının daraltılması, muhalefetin etkisizleştirilmesi ve bir bütün olarak siyasal özgürlüklerin tamamen yok edilmesi hedeflenmektedir.

Bu operasyon salt HDP’ye yönelik olarak değerlendirilemez, aynı zamanda siyaset yapma hakkınadır. Yanısıra HDP’ye yönelik bu son operasyon da yürütmeyle iç içe geçmiş, siyasi vesayetle çalışan yargının hukuksuz uygulamalarından bir tanesidir.  Eski seçilmişlerin ve halen görevi devam edenlerin içerisinde bulunduğu HDP üye ve yöneticilerine yönelik operasyonu kınıyoruz. Adil yargılanma dahil, adalet sisteminin işlediği, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmadığı demokrasi mücadelemiz sürecektir.”

‘ÇÖKEN İKTİDAR TÜM MUHALEFET KANALLARINI KAPATMAYA ÇALIŞIYOR’

Bu sabah HDP’li siyasetçilere ve sosyal medya baskınıyla pek çok muhalif isme operasyon yapıldı. Bu hukuksuz operasyonları kınıyoruz.  Bu operasyonlar iktidarın zorbalığının sınırı olmadığını bir kez daha kanıtladığı gibi çaresizliğinin ne kadar derinleştiğini de ortaya koyuyor.

AKP iktidarının tüm politikalar çöktü. Suriye’de, Libya’da ve son olarak Doğu Akdeniz’deki tüm iddiaları yerle bir oldu. Yurtiçinde pandemi ile mücadelede tam bir fiyasko yaşanıyor. Büyük bir kamu sağlığı riski tüm toplumu tehdit ediyor.

Tarikatların karanlığı bir bir ortalığa dökülüyor. Tarikatlar iç savaşında 2 bin Selefi yapının silahlandığı bilgileri TV ekranlarında konuşuluyor. Ekonomide işsizlik ve yoksulluk yaygınlaşırken döviz kuru ve enflasyon kontrolden çıkmış durumda. Cumhurbaşkanı’nın ‘faiz enflasyonun anasıdır’ iddiasını hiçe sayarcasına faizler artırıldı.

Her alanda iddiaları çöken iktidar tüm muhalifleri yıldırmaya, muhalefet kanallarını tıkamaya, suskun itaatkâr bir toplum yaratmaya çalışıyor. Son dönemde muhalefete yönelik artan baskılar, başta pandemi sürecinde büyük bir sorumluluk üstlenen TTB olmak üzere meslek kuruluşlarına saldırılar ve şimdi sosyal medya baskınları ve HDP’ye yönelik operasyon bu zincirin parçalarıdır.

Baskılara ve hukuksuzluğa karşı birlikte mücadele edeceğiz!

TKP: ÜLKEYİ KENDİNİZLE BİRLİKTE DİBE SÜRÜKLÜYORSUNUZ

Kemal Okuyan'ın Genel Başkanlığı'nı yaptığı Türkiye Komünist Partisi operasyona, "Salgını da ülkeyi de yönetemeyen AKP iktidarı, otoritesini polis baskınlarıyla, gözaltılarla, tehditlerle sağlayabileceğini zannediyor. Ancak zora başvurarak ayakta kalan bir iktidarın ömrü bitmiştir. Ülkeyi kendinizle birlikte dibe sürüklüyorsunuz" paylaşımında bulundu.

SYKP: MAKSAT ‘KORKU İKLİMİ” YARATARAK HER TÜRDEN HAK ARAMA GİRİŞİMİNE GÖZDAĞI VERMEKTİR

SYKP Merkez Yürütme Kurulu’nun, ‘Zulmünüz artsın ki tez zeval bulasınız’ başlıklı açıklamasında Rojbin Çetin’e yapılan köpekli işkence, iki Kürt yurttaşın helikopterden atılmasını hatırlatarak son operasyonun da bu nitelikte olduğunu ifade etti.

Açıklamanın ilgili bölümleri şu şekilde:

7 yıl önceki Kobane olayları uydurma gerekçesiyle eski HDP MYK üyelerinin gözaltına alınması… Maksat HDP’nin şahsında “korku iklimi” yaratarak her türden hak arama girişimine gözdağı vermektir.

Böylece korkuyu toplumsal dokunun bütün hücrelerine hakim kılacak, böylece hak arama girişimlerini başlamadan boğacaklar. Hülyaları bu, gelecek Türkiye tasavvurları bu. Hepsi bu… Faşizmi kurumsallaştıracak, faşizmi yerleştirecek, böylelikle kurmuş oldukları saadet düzenini sürdürebildikleri kadar sürdürecekler.

‘BÖYLE YAPMAYA DA MECBURLAR, İŞLEDİKLERİ SUÇLAR DAĞ KADAR’

Böyle yapmaya da mecburlar. İşledikleri suçlar dağ kadar çünkü. Hangi taşın altını kaldırsan altından bunların pisliği çıkıyor. Hangi melanetin kapısını aralasan bunların silüeti ile yüz yüze geliniyor. Halktan koptular, halkın sırtında asalak bir ur haline geldiler çünkü. Tarihte bütün despotların başına gelen bunların da başına geliyor. Baskıyı, şiddeti, terörü her geçen gün bir üst seviyede icra etmek bu siyasal iktidarın mukadderatı artık.

Zulmünüz artsın ki tez zeval bulasınız!

Hangi despot baskı, şiddet ve terör siyasetini derinleştirerek sonuç aldı ki? Siz de alamazsınız. Alamayacaksınız!

12 Mart’lar, 12 Eylül’ler, 28 Şubat’lar… Baskı, şiddet ve terör siyaseti bu ülkenin demokratlarına, devrimcilerine, sosyalistlerine, yurtseverlerine ne zaman boyun eğdirebildi ki? Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin, Sevinçlerin, Mahsunların, Sakinelerin, Hayrilerin soyundan geliyoruz biz. Afranız tafranız sökmez bize…

Köpekli işkencelerinize devam edin siz! Helikopterlerden insanları atmaya devam edin! Düzmece iddialarla HDP’nin şahsında hak arama savunucularına gözaltı kumpasları kurmaya devam edin! Mukadderatınıza biraz daha yaklaşın siz! Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, bu ülkenin başından def edeceğiz bunları! İşte o zaman göreceğiz, nikahının ertesi günü etekleri tutuşarak Saray’a koşan savcı ne yapacak?"

TÖP: KAYBEDENLER SALDIRIYOR

TÖP Sözcüler Kurulu üyeleri Pelin Kahiloğulları, Juliana Gözen’in ortak yaptığı açıklamada:

“Alışık olduğumuz üzere bugüne de toplumsal muhalefete yönelik iki operasyon haberiyle başladık. Ankara merkezli bir operasyonla HDP’nin eski ve yeni yöneticilerinden bazı mücadele arkadaşlarımız ve Kars Belediye Başkanı dostumuz Ayhan Bilgen gözaltına alındı.

İstanbul merkezli başka bir operasyonda da, sözcüler kurulu üyemiz ve dönem sözcümüz Perihan Koca yoldaşımız, dostumuz ve avukatımız Tamer Doğan ve çok sayıda mücadele arkadaşımız gözaltına alındı.

Gözaltına alınan tüm yoldaşlarımız, mücadele arkadaşlarımız, dostlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.

Ülkemizi kaosa sürükleyen iktidar güçleri, yaşanan pandemi felaketi ve ekonomik kriz karşısında çaresiz kaldıkça toplumsal muhalefete daha çok baskı ve yıldırma politikalarına yöneliyor. Kaos koşullarının halkı ve siyasal muhalefeti sindireceğini, toplumsal desteği gittikçe daralan iktidarlarının zaman kazanacağını hesaplıyorlar. Yanılıyorlar! Perihan yoldaşımızın gözaltına alınırken işaret ettiği gibi: Halk Kazanacak” ifadelerine yer verildi.

‘HUKUK BİR GÜN KENDİLERİNE DE LAZIM OLACAKTIR’

KESK’ten yapılan açıklamada AKP iktidarının pandemi ve ekonomiyi yönetemediği için ele geçirdiği yargı eliyle siyasi darbe yaptığını belirterek, “İktidar, siyasallaştırdığı yargı eliyle askeri darbe dönemlerinde dahi asgari olarak gözetilen hukuk normlarını ayaklar altına alarak muhalif kesimlere yönelik operasyonlarına bir yenisini daha ekledi.

Bu sabah tamamı siyasal faaliyetlerde yer alan HDP’li onlarca siyasetçinin ve muhaliflerin gözaltına alınması ekonomik ve siyasi politikalarına rıza üretememesi ve biriken öfkeyi zorla bastırmak istemesinin, kendi iktidarını sürdürmek ve krizi yönetilebilir kılmak için zora başvurmasının ifadesidir.

Politikasızlığın, çözümsüzlüğün polisiye yöntemlerle örtülmeye çalışılmasıdır.

Açık ki, “Ankara’nın karanlık dehlizlerinde” masa başı stratejilerle ülkenin değil kendilerinin geleceğinin kurtarılmasının senaryoları hayata geçirilmektedir.

İktidar ömrünü uzatma pahasına ülkeyi karanlık ve derinleştirdiği kutuplaştırma nedeniyle tehlikeli bir noktaya sürüklemektedir.

Demokrasi, barış ve laiklik gibi taleplere yönelik çağrılara kulak tıkayan, şiddeti tırmandıran, temel hak ve özgürlükleri askıya alan, devletin zor aygıtlarını siyasal amaçları için kullanan iktidar bilmelidir ki, hukuk bir gün kendilerine de lazım olacaktır!

Siyasal amaçlarla, siyasal beklenti ve hedeflerle yapılan hukuksuz gözaltı operasyonunu kınıyor, protesto ediyoruz.

Emek ve demokrasi güçleri olarak bu hukuksuzluklara cevabımız her zamankinden daha fazla dayanışma ve birlikte mücadeleyi yükseltmek olacaktır”

TİP: BAŞ EĞMEYECEĞİZ

TİP'ten yapılan kısa açıklamada ise, "HDP'lilere ve sosyalistlere yönelik gözaltıların hukuki dayanağı olmadığını biliyoruz. Saray'ın muhalefeti sindirmek, bölmek, ekonomideki, sağlıktaki, dış politikadaki başarısızlıkları gizlemek için baskıyı arttırdığını da biliyoruz. Hepsi boşuna. Sinmeyeceğiz, baş eğmeyeceğiz" ifadeleri kullanıldı.

‘TMK’NIN SİYASİ MUHALİFLER ÜZERİNDE AMANSIZCA KULLANILMASI KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ’

İHD Genel Merkezi'nden gelen açıklamada, "Türkiye’de neredeyse her gün bir polis operasyonu ile toplu olarak insanlar gözaltına alınmakta ve önemli görülen operasyonlar hakkında savcılıklar açıklama yapmaktadır" ifadelerine yer verildi.

Bilindiği gibi, halen tutuklu olan Selahattin Demirtaş AİHM kararı üzerine tahliye edilmesi gerekirken yukarıda bahsedile 2014/146757 soruşturma gerekçe gösterilerek 20 Eylül 2019 tarihinde dosya üzerinde tutuklanmış ve böylece hapishaneden çıkması engellenmişti[1]. Birkaç gün önce Selahattin Demirtaş’ın tutuklu olduğu soruşturmada iddianame düzenlenmemesini eleştirmesi ve Ankara Başsavcılığı ili ilgili yaptığı eleştiriler nedeniyle hakkında TMK 6/1 maddesi uyarınca yeni bir soruşturma açılmış ve iddianame düzenlemişti. Hemen akabinde 2014 tarihli bu soruşturma kapsamında HDP’li siyasilere yönelik gözaltı kararı verilmesini, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirtmek isteriz.

Savcılığın açıklamasında belirttiği iddialar ciddiyse bu soruşturma kapsamında en az altı yıl niçin beklenilmiştir. Şayet ciddi iddialar söz konusu ise savcılığın hızlıca hareket etme sorumluluğu bulunmaktadır. Anlaşılan siyasi saiklerle yürütülen bir soruşturma ile karşı karşıyayız. Tıpkı AİHM’in Demirtaş/Türkiye davasında AİHS’in 18. maddesinin ihlal edildiğini belirttiği gibi.

Türkiye’de ev baskınlar yapılarak soruşturma yapılması rutin bir uygulama haline getirilmek istenmektedir. Oysa, CMK 145. maddesine göre bu tarz zamanı geçmiş soruşturmalarda şüphelilerin adliyeye davet edilmesi ve bu şekilde ifadelerinin alınması gerekmektedir. Bunun yapılmaması operasyonun siyasi iktidarın talimatı ile yapıldığını kanıtlar niteliktedir. Kaldı ki aynı iddia ile eski milletvekili Ayhan Bilgen soruşturma geçirmiş ve AYM kararı ile ihlal kararı verilmiştir.

'YASİN BÖRÜ VE ARKADAŞLARININ ÖLÜMÜ DIŞINDA SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA YAPILMADI'

Ekim 2014’te ne olmuştu? IŞİD/DAİŞ’in Kobane’ye saldırması karşısında Türkiye’nin ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin Kobane’de bulunan halka yardım etmesini sağlamak amacıyla kitlesel gösteriler başlamış ancak 6-8 Ekim 2014’te bu gösterilerde yaygın olarak şiddet kullanılmış ve maalesef İHD’nin raporunda[2] belirtildiği gibi ağır yaşam hakkı ihlalleri gerçekleşmişti. Bu ihlallerden sadece linç edilerek öldürülen Yasin Börü ve arkadaşları ile ilgili kamu davası açılmış, diğer ölüm ve yaralanmalarla ilgili etkili soruşturma ve kovuşturma yöntemlerine başvurulmamıştı. Yasin Börü ve arkadaşlarının öldürüldüğü olayla ilgili davada Selahattin Demirtaş ve HDP yöneticileri hakkındaki iddialar mahkeme kararı ile reddedilmiştir. Buna rağmen soruşturmanın sürdürülüyor olmasının siyasi saikle olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Bu gösterilerden sonra Türkiye Kobane’ye yönelik ambargosunu kaldırmış, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nden peşmergelerin Türkiye üzerinden Kobane’ye gitmesine izin vermiş ve böylece tarihe geçen Kobane direnişine destek olunmuştu. Bunun sonucunda IŞİD/DAİŞ ilk önemli yenilgisini Kobane’de almıştır.

Bütün bu olup bitenlere rağmen aradan altı yıl geçtikten sonra hukukun siyasallaştırılıp TMK’nın siyasi muhalifler üzerinde amansızca kullanılması kesinlikle kabul edilemez. Kişi güvenliği hakkı ve özgürlüğü hakkı başta Demirtaş ve Yüksekdağ olmak üzere gözaltına alınanlar bakımından açıkça ihlal edilmiştir. Bu soruşturma kapsamında tutuklu olan Demirtaş ve Yüksekdağ ile gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Güncelleme Tarihi: 25 Eylül 2020, 23:09
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER