Onbeş yaşındaki bir askerden

cepheden mektup

 

Bugün onbeşinci gün anne

Karşı dağın çimenini anlatmayı çok isterdim

Topçular sürdü orayı, kocaman mermilerle

Sabaha kadar

Çığlık çığlığa ağladı tüm ormanlar

 

Bir lale açmıştı ilk gün, siperlerin önünde

Koca bir meme gibiydi başı

Bir kurşun dağıttı tepesini

 

Bazen gökten kuş yağıyor

Kanatları yoluk kuşlar

Hep kızardın sapanla kuş vurmama

Şimdi insan vuruyorum, yağlanmış tüfeklerle

 

Bugün onbeşinci gün

Düşman iki adım ötemizde

Sularla dolu siperler

Bildiğin su değil ama

Biraz çamura bulanmış

Biraz insan kanına

Bazen top gibi fırlıyor suyun üstüne

Kesilmiş kafataslar

Ayaklara dolaşıyor barsaklar

Her taraf kan gölü, her taraf ölüm

 

Bugün onbeşinci gün anne

Geceleri örten yok üstümüzü

Soğuktan morarıyor parmaklar

Onbeş gündür ölüm oturuyor karşımda

Bir sağımdan alıp götürüyor dostları

Bir solumdan

Yüreğim ağzıma geliyor

Midemde bir top ateş

Yere düşen herkesin yarası bedenimde

Bağırarak kalkıyorum uykudan.

 

 

Bugün onbeşinci gün, biraz suskun ortalık

Düşmanın bayram günüymüş

Demek düşmanın da bayram günü var

Onlar da sarılıyorlar birbirlerine

Onlar da eğleniyorlar anne

Armağan alıyorlar

 

Geçen bayramı anımsadın mı

Bir çocuk gibi süslemiştin beni

Elimden tutup sokağa çıkarmıştın

Bir kız dudak bükmüştü geçerken

“Anasının kuzusu“ demişti gülümseyerek

Yalnız bir yıl geçti aradan

Bir yılda canavar olur mu insan?

 

Dün bir düşman gördüm karşı siperde

Kime benziyordu biliyor musun

Hani bizim mahallede

Güleç yüzlü bir oğlan var

Kızların hayran olduğu

Hep kıskanırdım onu, işte tıpkı o

Neredeyse seslenecektim ona

Biri bir kurşun sıktı öteden

Parçaladı çocuğun kafasını

Küfrettim kurşunu sıkan adama

iki günlük tayınımı kestiler

 

Bugün onbeşinci gün anne

Düşmanlar oynuyor siperlerinde

Oyunları bizimkine benziyor

Bizim gibi gülüyorlar anne

Mektup yazıyorlar sevdiklerine

Bizim gibi ölüyorlar

Yarın yine atılacak mermiler

Çoğu dönemeyecek memleketine

 

Bir soru var kafamda anne

Saldırmasa insanlar birbirlerine

Kavgayı kaldırsalar

Dünya yetmez miydi sanki hepsine

 

Bir tutsak getirmişti bizimkiler sipere

Gülerek anlatıyordu adam

Hem de bizim dilimizle

“Sizin ordan evliyim“ diyordu

“Sizin sınır boylarından

Dünya güzelidir karım

Yıllarca el ettik, mendil salladık

Bir gece geçtim sınırdan

Elini aldım elime

Yürüdük gittik ordan

Çocuklarımız var şimdi

Biri kız biri oğlan

Azıcık sizden, azıcık bizden çocuklar

Şimdi soruyorlarmış annelerine

Savaşı babam mı kazanacak, sen mi

Dedelerimiz vuracak mı birbirlerini

Asker dayım girerse sınırdan, bizi keser mi“

Yüreğime bir şey saplandı anne.

 

Bugün onbeşinci gün anne

Onbeş gündür soğumadı tüfekler

Patır patır dökülüyor insanlar

Çoğu çiftçi, çoğu işçi ölenler

Bir başka yerde başka bir zaman

Söz ederlerdi ekimden, üretimden

Akıl verir, iş bulurlardı birbirlerine

Dost olurlardı, dünür olurlardı kim bilir

Şimdi kurşun sıkıyorlar durmadan

 

Bu savaş niye anne

Dün sordum arkadaşıma

Dünyayı bir mahalle saysak dedim

Ülkeleri birer ev

Komşu değiller mi birbirlerine

Komşu komşunun külüne muhtaç derler

Güzel güzel geçinseler

Paylaşsalar yeryüzünde her şeyi

Silahları eritseler

Raylar döşeseler demirleriyle

Hızlıca trenler yapsalar

insanlar dolaşsa gönüllerince

 

“Çocuk“ dedi, güldü bana

“Savaşı biz mi çıkardık, hayır

Ne sen ne ben istemedik savaşı

Karşıdaki köylüler de işçiler de

istemedi savaşı

Kararı ne biz verdik ne de onlar

Birilerinin çıkarı var oğlum

Birileri savaşı çıkaranlar“

 

Savaşı kim çıkarır anne

Köylüler olamaz asla

Savaşlarda ürünleri yanıyor

Hayvanları ölüyor biner biner

Evleri ateşe veriliyor

Tarlaları gidiyor ellerinden

Hastalıktan kırılıyor köylüler

Babam işçiydi anne

Savaş açar mıydı diğer işçiye

Başka ülkelerin işliklerinde

Birlikte balyoz salladılar

Birlikte kurdular binaları

Birlikte yarattılar

 

Bakkallar, kasaplar

Nasıl savaş çıkarsın anne

Kendileri zor geçiniyorlar

Çoğu ülkeleri bilmezler bile

 

Öğretmenler, memurlar

Savaş çıkarır mı anne

Ya dul kalan kadınlar

Ya el kadar çocuklar

 

Bizi kim öldürdü anne!

 

Bugün onbeşinci gün

Süngüler bileniyor

Yağlanıyor makinalar

Yarın öleceğim belki de

Savaşı çıkaran ben miyim anne?

 

Topla tüm kadınları anne

Topla bakkalları, kasapları

Çocukları, öğretmenleri

işçileri, köylüleri

Artık dul kalmak istemiyoruz de

ölmesin çocuklar, mutlu büyüsün

Artık savaş istemiyoruz

Savaş açanlara savaş aç anne

Bu son savaşı olsun insanın.

 

Bugün onbeşinci gün anne

Bir çığlık gibi sokuldu gecenin yüreğine

Karanlığın işaret fişekleri

işte başlıyor yeniden

Haydi hoşçakal anne

Sözümü unutma sakın

Dönersem yanağından öperim

ölürsem..

Bil ki gözüm kaldı geride.