Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın Grönland ile başlayan Kuzey Kutbu bölgesine yönelik sert çıkışları İzlanda'da da güvenlik endişelerinin öne çıkmasına neden oldu. Washington'un ilhak söylemleri tırmanırken İzlanda da Avrupa Birliği (AB) şemsiyesinin altına girip girmemenin tartışması başladı. O tartışma, sandık kurulmasına kadar gitti. İzlanda halkı, AB üyelik müzakerelerinin yeniden başlatılmasına karşı oy kullandı.

İzlanda devlet yayın kuruluşu RUV, seçmenlerin yüzde 52,8'inin hükümetin AB üyelik müzakerelerini yeniden başlatma girişimine karşı oy kullandığını, yüzde 47,2'sinin ise destek verdiğini bildirdi. Referanduma katılım oranı yüzde 82,5 oldu.

ABD Büyükelçisi'nin paylaşımı Brüksel'i kızdırdı: İkinci kez bakanlığa çağrılıyor
ABD Büyükelçisi'nin paylaşımı Brüksel'i kızdırdı: İkinci kez bakanlığa çağrılıyor
İçeriği Görüntüle

'Jeopolitik gözlem merkezi' olarak İzlanda

İzlanda, Grönland-İzlanda-Birleşik Krallık (GIUK Gap) olarak bilinen deniz koridorunun merkezinde yer almasıyla jeopolitik olarak önem arz ediyor. Çünkü söz konusu koridor Soğuk Savaş boyunca kritik noktalardan biri oldu. Ve bugün Arktik'in yeniden jeopolitik açıdan öne çıkmasıyla gündemde. ABD'nin İzlanda'daki askeri varlığı Soğuk Savaş döneminde, Sovyet denizaltılarının takibi için merkezi bir rol oynadı. ABD'nin kalıcı askeri varlığı 2006'da sona ermiş olsa da NATO ve ABD son yıllarda Rusya'nın artan Kuzey Atlantik faaliyetleri nedeniyle İzlanda'nın stratejik önemine yeniden ağırlık veriyor.

İzlanda'nın kendi düzenli ordusu olmasa da ülke, NATO üyesi ve coğrafyası açısından İttifak'a askeri avantaj sağlıyor. Özellikle ülkedeki eski Keflavík Hava Üssü, Kuzey Atlantik hava sahasının ve deniz yollarının gözetlenmesinde tarihsel olarak çok önemli bir rol oynamıştı.

Güvenlik ve strateji İzlanda'yı önemli kılan konulardan yalnızca biri. Küresel ısınmanın erittiği buzullarla yeni deniz yolları, enerji rezervleri, maden kaynakları, balıkçılık alanları gündeme geliyor. İzlanda Arktik Okyanusuna kıyısı bulunan bir kutup devleti olmasa da, Arktik'e açılan Kuzey Atlantik kapılarından biri olmasıyla öne çıkıyor. Bu İzlanda'yı sadece ABD için de önemli kılmıyor. Washington'a bağımlılığın anksiyete yarattığı AB için Kuzey kutbunda daha güçlü bir varlık, Birlik'e stratejik bir ayrıcalık sağlayacaktı. Ancak Brüksel'in yapmaya hazırlandığı satranç hamlesi, halkın şah matıyla havada kaldı.

Sandıktan güvenlik endişesi değil, sınıfsal yaklaşım çıktı

İzlanda'da halkın yüzde 50'den fazlası, 'Avrupa Birliği (AB) müzakereleri yeniden başlatılsın mı?' sorusunun yöneltildiği referandumda 'Hayır' dedi. Yüksek katılımla gerçekleşen referandum, hükümetin kampanya boyunca öne çıkardığı Avrupa güvenliği ve İzlanda'nın dünyadaki konumu tartışmalarından çok, ülkenin ekonomik yapısına ve sınıfsal çıkarlarına ilişkin kaygıların belirleyici olduğunu ortaya koydu. Sandıktan çıkan sonuç, İzlandalıların Brüksel'le ilişkilerini güvenlik ekseninde derinleştirmekten ziyade, balıkçılık, doğal kaynaklar ve ekonomik karar alma üzerindeki denetimi kimin elinde tutacağına odaklandığını gösterdi.

İzlanda İstatistik Kurumu verilerine göre deniz ürünleri ve çiftlik balıkları, Ağustos 2025-Temmuz 2026 döneminde ülkenin ihracatının yaklaşık yüzde 47'sini oluşturdu.

Genç seçmenlerde 'hayır' oranı yüksek

Sonucun bir başka dikkat çekici tarafı ise genç seçmenlerde yaşanan dönüşüm oldu. İzlanda'da gençlerin AB'ye bakışı, Avrupa'nın pek çok ülkesindeki genç kuşakların genel olarak daha Avrupa yanlısı eğiliminden farklı bir seyir izledi.

Haziran ayında 18-29 yaş grubunun yaklaşık üçte ikisi müzakerelerin yeniden başlatılmasını desteklerken, Ağustos sonunda 'Evet' diyenlerin oranı yüzde 40'a kadar geriledi. İzlanda basınında da gençlerin kampanyanın özel hedeflerinden biri haline geldiğine dikkat çekildi. Bu değişim, 'Hayır' oyunun yalnızca yaşlı, ya da kırsalda yaşayan seçmenlerin tercihi olarak okunamayacağını gözler önüne serdi. Özellikle ekonomik bağımsızlık, balıkçılık kaynaklarının kontrolü ve Brüksel'e karar yetkisi devri gibi meselelerin genç seçmenlerde de karşılık bulması, referandumun klasik kuşaklar arası Avrupa yanlısı-Avrupa karşıtı ayrımını kısmen bozduğunu ortaya koydu.

Referandum sonuçlarının kırsalda ve kentlerdeki karşılığı 'Hayır' oyunun sınıfsal ve ekonomik boyutunu görünür kıldı. 'Evet' cephesi yalnızca başkent Reykjavík'in iki seçim bölgesinde çoğunluk sağlayabildi; ülkenin geri kalanında ise 'Hayır' öne çıktı. Özellikle tarım ve balıkçılığın ekonomide belirleyici olduğu kuzeybatı bölgesinde 'Hayır' oyununun yaklaşık yüzde 63'e ulaşması dikkat çekti.

Zaten Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) üyesi olan İzlanda, AB pazarına erişim ve Schengen ülkelerinde vize serbestisi hakkına sahip. Haliyle İzlanda seçmenlerinin AB'ye 'evet' demesinin getireceği ekstraların olmaması da sandıktan çıkan 'hayır'da etkili oldu.

İzlandalı analistlere göre AB müzakereleri konusu en az bir jenerasyon sonraya ertelenmiş gibi görünmekte.

Tarih tekerrür etti

İzlanda, AB üyelik başvurusunu 2009'da yapmış, üyelik müzakerelerinin devam ettiği 2013'te AB karşıtı hükümetin başa gelmesiyle süreç askıya alınmıştı. Ülkede 2024'te yapılan son seçimde kurulan koalisyon hükümeti, müzakerelerin yeniden başlatılıp başlatılmaması konusunda referanduma gitme kararı almıştı ancak sonuç değişmedi.

Kaynak: RSS