MKM, cezaevinde tutulan sanatçı Nudem Durak'ın serbest bırakılması için çağrı yaptı. MKM sanatçısı Baran Bozyel, "Nudem'in sesi sesimizdir" dedi.

Mezopotamya Kültür Merkezi, 2015'ten bu yana cezaevinde bulunan sanatçı Nudem Durak'ın serbest bırakılması için çağrı yaptı. MKM sanatçısı Baran Bozyel, yaptığı açıklamada, "Nudem'in sesi bizim sesimizdir" dedi

7 YILDIR CEZAEVİNDE...

Kürtçe şarkı seslendirdiği için 22 Nisan 2015 tarihinden bu yana cezaevinde tutulan Nudem hakkında, “örgüt üyeliği” iddiasıyla açılan iki ayrı davadan toplam 19 yıl hapis cezası verildi. 5 yıldır Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Durak, cezaevinde sanatını sürdürmeye devam ediyor. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in, 8 Kasım 2018’de Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevine destek vererek 1 Mart 2019’da greve giren Durak, 87 gün açlık grevinde kaldı. Sonrasında birçok sağlık sorunu yaşamaya başlayan Durak’a son olarak graves (zehirli guatr) teşhisi konuldu.

NUDEM DURAK İÇİN ÖZGÜRLÜK KAMPANYASI

Dünyanın birçok yerinden dayanışılan Durak için Avrupa’da “Free Nudem Durak” (Nudem Durak’a özgürlük) adıyla kampanya başlatıldı. Dijital medyada “Free Nudem Durak” ismiyle açılan hesapta, dünyanın çeşitli ülkelerinden sanatçı ve aydınlar Durak’ın bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundu.

‘BASKILARA KARŞI İNANCIMIZ DAHA DA YÜKSELİYOR'

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçısı Baran Bozyel, JINNEWS’ten Marta Sömek’e değerlendirmelerde bulundu. Bozyel, sanatçılar olarak baskılara maruz kaldıklarını söyledi. Ulusal kıyafet giydikleri için dahi gözaltına alındıklarını paylaşan Bozyel, “Örneğin 2022 Newroz’unda bir arkadaşımız gözaltına alındı, bir arkadaşımız da sahneye çıkarılmadı kıyafetleri ve renklerinden dolayı. Repertuarlarını dahi okudu polis, maksat demoralize etmek, moral düşürmek” örneğini verdi. İktidarlar tarafından Kürtçenin ötekileştirildiğine vurgu yapan Baran, “Kürtçenin Mecliste ‘X’ dili olarak tanımlanması, konserlerin yasaklanması, iptal edilmesi, salonların türlü türlü gerekçelerle verilmemesi gibi sistem sürekli ‘nasıl engelleyebiliriz’ üzerinden kendisini geliştiriyor. Ama biz de yerimizde durmuyoruz, o anlık moral bozukluğu yaratsa da başka bir şeye de sebep oluyor. Aynı zamanda yaptığımız şeyin doğru olduğuna olan inancımızı daha da yükseltiyor” diye konuştu.

Gözden kaçırmayın

Duman ikazı nedeniyle THY uçağı geri döndü Duman ikazı nedeniyle THY uçağı geri döndü

‘MÜCADELE VEREN İNANÇLI İNSANLAR VAR'

Kürtçe ve kültürel soykırım karşısında sistemin kaybedeceğinin mesajını veren Baran, diller ve inançların yaşatılması gerekirken tek tipleştirilerek yok edilmek istendiğini söyledi. Kapitalist modernitenin kendisini tükettiğini, ulus devlet anlayışının da kendisini artık yürütemediğini ifade eden Baran, her şeye yasak getirilerek toplum gerçekliğinin görülmediğini ve topluma cevap olunamadığını belirtti. Baran, “Biz sanatçılar ve halk olarak umudumuzu kaybetmiş değiliz, daha büyük kazanımlar bizi bekliyor. Sanat alanında da kültürel alanda da her şeyde engel konulmaya, yok edilmeye çalışılıyor fakat bunun mücadelesini veren insanlar da inançlı insanlar. Bu inançla birçok şey yeniden var edilebilir” şeklinde konuştu.

‘YAŞANANLARI GÖRÜNCE DAHA ÇOK KÜRTÇE SÖYLEMEK İSTİYORUM'

Yasak ve baskı politikaları karşısında anadiline daha çok sarıldığını söyleyen Baran, “Mesela dilime yasak getirildiğinde iş yerimde Kürtçe bilmeyenlerle Kürtçe konuşuyor ve selamlaşıyorum, onlara Kürtçe öğretiyorum ve insanlar da hoş karşılıyor. Gittiğim restoranlarda Kürtçe bir şey istiyorum, aşçılara Kürtçe selam veriyorum ve onlar da bilmedikleri bir dili öğrenmeye çalışıyorlar. Daha çok müzik yapmak istiyorum mesela, daha çok yazmak istiyorum kendi anadilimde. Yaşananları görünce daha çok Kürtçe söylemek istiyorum, Lazca, Ermenice, Hemşince söylemek istiyorum. Bu baskılarla yeniden diriliş ve bir kendini yaratma oluştu diye düşünüyorum” dedi. Sisteme karşı verdikleri mücadelenin karşısında baskıların Kürt halkını asla geriletemediğini vurgulayan Baran, “Zaten tarihte de bu böyle olmuştur. Tüm mücadelelere baktığınızda çok büyük baskılar, şiddet ve savaşlar çok büyük devrimleri getirmiştir ardından” ifadelerini kullandı.

'ÇOK CİDDİ BİR TECRİT VAR’

Sanatçı Nudem’in Kürtçe şarkı seslendirdiği için tutuklanmasına da dikkat çeken Baran, bunun sanatçılara bir tehdit olduğu yorumunda bulundu. “Nudem arkadaşımızı tutsak etmeleri ona verilmiş bir ceza değil, hepimize verilmiş bir cezadır” diyen Baran, “Artık insanlar gerçekten hapisten de, ölümden de korkmuyor. Biz şarkımızı zaten söyleyemiyorsak, eğer bize salon verilmiyorsa, şarkılarımızı, konserlerimizi yapamıyorsak, insani koşullarda yaşamıyoruz bir kere. Böyle bir tutsaklık, böyle bir tecrit hiçbir dönem yaşanmadı. Çok ciddi anlamda kültürel, sanatsal, ekonomik bir tecrit var, özgürlüğümüz tecrit altında. Özgür değiliz zaten, tutsağız, dışarıyı görmekle özgür olmuyoruz, 80 yaşındaki bir anne de bunu söyleyebiliyor. Bu nedenle hapis tehdidi korkutmuyor, en sistemi yaşayan bireyi bile korkutmuyor artık. Ellerine hiçbir şey geçmez, tam tersi mücadele yükseltilir” değerlendirmeside bulundu.

‘BİNLER NUDEM'İN SESİ'

Nudem için başlatılan kampanya ile Avrupa’da birçok sanatçının duyarlılık gösterdiğini aktaran Baran, binlerce kişinin Nudem’in sesi olduğunu ve bu dayanışma ile sahiplenmenin de süreceğini belirtti.  Nudem ile birlikte tüm tutsakların cezaevlerinde de direnişi sürdürdüğüne ışık tutan Baran, “İçeride de bir hayat var. Dört duvar olabilir ama direniş bitmiyor” dedi.

Durak'ın sesinin tüm Kürt halkının sesi olduğunu belirten Baran, “Onun sesi bizim sesimizdir. Kürtçe şarkı söylerken tutuklanmış bir arkadaşımız. Yarın biz de tutuklanabiliriz” dedi.