"İnsan Hakları Eylem Planında, çağrıldığında gelecek olan bir kişinin gece yarısı gözaltına alınmayacağının güvencesi verilmişti"

Gözden kaçırmayın

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurularına ilişkin istişare toplantısı başladı İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvurularına ilişkin istişare toplantısı başladı

İstanbul Barosu, gazeteci Kabaş’ın 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmesini eleştirdi: "Bir kez daha yasal şartları oluştuğunda başvurulabilecek bir koruma tedbiri olarak öngörülen tutuklama adeta bir ön infaz yöntemine dönüştürüldü."

İstanbul Barosu gazeteci Sedef Kabaş’ın 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamasıyla tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Gazeteci Sedef Kabaş’ın tutuklanması bir kez daha gösterdi ki, ülkemizde yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı temin edilmediği sürece ifade özgürlüğünden de, yargıya güvenden de söz edebilmek mümkün olamayacaktır.

Gazeteci Sedef Kabaş, bir televizyon kanalında yaptığı konuşmadaki sözleri nedeniyle Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla sabaha karşı evinden gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğünde ifadesi alınmasının ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Bir kez daha yasal şartları oluştuğunda başvurulabilecek bir koruma tedbiri olarak öngörülen tutuklama, Anayasamıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne [AİHS] ve Ceza Muhakemesi Kanunu’na aykırı uygulamayla adeta bir ön infaz yöntemine dönüştürüldü.

Oysa, 2 Mart 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan İnsan Hakları Eylem Planında, çağrıldığında gelecek olan bir kişinin gece yarısı gözaltına alınmayacağının güvencesi verilmişti.

Henüz Sulh Ceza Mahkemesi tarafından Sedef Kabaş hakkında karar verilmeden, hakimlerin bütün özlük ve disiplin işlemleri konusunda münhasır yetkili olan Hakimler ve Savcılar Kurulunun da başkanı olan Adalet Bakanı’nın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama Anayasa'da yer alan yargı bağımsızlığı güvencesini zedelemiştir.

Hak ve özgürlüklere dair açık Anayasal ve yasal güvencelerin pratikte uygulanamamasının en temel sebebi, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanamamasıdır.

İstanbul Barosu olarak, Anayasa, ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde insan haklarının, ifade özgürlüğünün savunuculuğunu yapmaya, ülkemizde laiklik ilkesinden ödün verilen her söylem ve eylemin karşısında olmaya devam edeceğimizi, hak ihlallerini yakından takip ettiğimizi kamuoyu ile paylaşırız.