Karasaban.net

Dünya tarihi aynı zamanda iklimler tarihidir. Sanayi devriminin ekonomik yükselişi, kirleticilik niteliği en yüksek olan kömür olmaksızın başarılamazdı. Son tahlilde kapitalist iklim değişikliğinden söz etmek daha yerinde olacaktır. Kapitalizmin küresel kapitalizm evresine girmesiyle, engellenemez yükselişinin beraberinde yarattığı tahribat da engellenemez hale geldi. Bu tahribatın dünyamızı tehdit etme noktasına geldiğinin iyice farkına varıldığı 1980li yıllardan itibaren özellikle ABD’de fosil yakıtlarla yakın bağı olan iş çevreleri, bilim insanlarını, gazetecileri ve politikacıları satın alan lobilere bol para akıttılar. Hedefleri, iklim bilimciler arasında oluşmaya başlayan konsensüsün karar vericileri ve kamuoyunu etkilemesini engellemekti.


Dünya Bankası eski baş ekonomisti Nicolas Stern, piyasa ekonomisinin şimdiye kadar görülmemiş ölçüde büyük ve derin bir başarısızlık yaşadığını belirtiyor.(1) Öte yandan Stern, piyasa ekonomisinin genişlemesinden kaynaklanan zararların piyasa ekonomisinin daha da genişlemesiyle giderileceğini de iddia ediyor.


Hawai’deki Mauono Loa Gözlemevi, kuruluşundan bu yana atmosfer evrimini gözlemlemekte ve elde ettikleri bulguları paylaşmaktadır. Gözlemevindeki bilim insanları, atmosfer karbon oranının giderek artan hızla yükseldiğini belirtmektedirler. Bu hızlanma mantıki olarak iklimsel altüst oluşa hızla yaklaşıldığını ortaya koymaktadır.


Toplumsal ve ekolojik tehditler bir bütünün ayrılmaz parçaları durumundadır. Bu nedenle, iklim değişikliği sadece yerel değil, küreseldir.
Küresel iklim değişikliği yol açan en büyük etmenlerin başında karbon gelmektedir. Karbonun ise dünya üzerinde dört büyük deposu vardır. Bunlar, atmosfer, biyosfer,(2) hidrosfer(3) ve litosferdir.(4)


Normal koşullarda dünyanın birçok yerinde sıcaklıklar kış mevsiminde sıfır derecenin altına iner, yazın sıfır derecenin üstüne çıkar. Dünyanın normal döngüsü böyledir, böyle de devam etmesi gerekir. 1990-2010 arasında, kışın ısı sıfırın altına çok az düşmekte, hatta bazı bölgelerde sıfıra kadar bile inmemektedir. Yani dünyamız ısınmaktadır!


Yeryüzünün ortalama ısısı hızlanarak artıyor (1850’den beri 0,8 santigrat). Evet, dünyamız, artık daha sıcak. Birçok bitki ve hayvan türü kendilerine uygun bir yaşam alanı bulabilmek için göç ediyor. Buzlar ve karlar kesin bir şekilde ve bazen şaşırtıcı ölçülerde eriyor, deniz seviyeleri yükseliyor (XX. yüzyılda 10-20 cm). (5)


Bilindiği gibi dünyanın su döngüsü içinde sıcak su akıntıları soğumak için kuzeye doğru giderler. Kuzeyde kutuplara doğru yaklaştıkça soğuk su ile çarpışırlar ve dünyanın orta bölgesine doğru geri dönerler. Bu okyanus akıntıları, denizlerdeki yaşamı ve deniz kıyısında hayatını sürdüren milyarlarca insanın ve diğer canlıların yaşamını doğrudan etkiler.


Ancak, iklim değişikliği sebebiyle kutuplardaki buzullar hızla eriyor. Geri besleme mekanizması denilen albedo buzulların hızlı erimesinde önemli etkendir. Buzullar eridiği zaman kutuplarda daha fazla koyu renkli okyanus görünür oluyor. Bu koyu renk daha fazla güneş ışığının emilmesine neden olur. Daha fazla güneş ışığı emildiği zaman da, suyun sıcaklığı artar ve erimeyi hızlandırır.


Uzmanların verdiği bilgilere göre birçok buz dağının seviyesi, deniz seviyesinin altına inmiş durumda. Bu durum buzulların erimesini hızlandırıyor, soğuk buz dağlarının yok olmasına sebep oluyor. Soğuk buz dağlarının yok olmasıyla beraber okyanus akıntılarının normal döngüsü değişiyor. Değişen döngü ile de canlıların yaşamı altüst oluyor.


İklim değişikliğinin etkileri hâlihazırda ABD ve Avrupa’da hissediliyor olsa da, yoksul ülkeler ve halkların bu değişiklikten en fazla etkileneceğine kesin gözü ile bakılıyor.


Deniz seviyesindeki yükselmeden dolayı Alaska’daki köylerin sahilden uzak bölgelere taşınması gerekmektedir. Vietnam’da Mekong Deltası bölgesinde deniz suyunun tatlı suya ve oradan da pirinç tarlalarına karışması verimde düşüşlere yol açmaktadır. And buzullarındaki erime ise, hâlihazırda kurak mevsimde su kıtlıklarına yol açmıştır.

************
(1) Nicolas Stern, “Review on the economics of climate change”, <hm-treasury.gov.uk>. Aktaran:Daniel Ranura; Yeşil Kapitalizm İmkansızdır, Çevirmen: Volkan Yalçıntoklu,s.56-57
(2) Molekülleri karbon atomları etrafında ortaya çıkan canlı organizmalar kitlesi
(3) Sular özellikle okyanuslar
(4) Bazı kayalar.
(5) Daniel Tanuro; (çevirmen: Volkan Yalçıntoklu): Yeşil Kapitalizm İmkansızdır, s.34. Habitus Yayıncılık, 2011