Le Monde'dan AİHM Başkanı Spano'ya Türkiye eleştirisi: Dalkavukluk

Spano'ya 'dalkavuk' denilen makalede, Türkiye’nin AİHM tarafından en çok mahkum edilen ülkelerden birisi olduğunu hatırlatıldı

Le Monde'dan AİHM Başkanı Spano'ya Türkiye eleştirisi: Dalkavukluk

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı Robert Spano’nun geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Türkiye ziyaretindeki temaslarına eleştiriler sürüyor.

Son olarak, Le Monde gazetesinin İstanbul Temsilcisi Marie Jégo, ‘Avrupalı yargıç Robert Spano, dalkavukluk ve savuşturma arasında İstanbul’da’ başlıklı bir makale kaleme aldı.

Jégo Türkiye’nin AİHM tarafından en çok mahkum edilen ülkelerden birisi olduğunu vurgularken, Spano’nun ziyaretinde Türkiye’deki insan hakları ihlalleri hakkında konuşmaktan kaçındığını ifade etti.

Jégo, Spano’ya karşı kamuoyunda gösterilen tepkilerden bahsettiği yazısında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararlarına rağmen hâlâ tutuklu olduklarını hatırlattı.

Spano’nun Mardin ziyaretini de eleştiren Jégo, Spano’nun Mardin Valisi ile değil, yerine kayyım atanan Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk ile görüşmüş olması gerektiğini söyledi.

Jego’nun Le Monde’da yayınlanan makalesi şöyle:

“3 Eylül Perşembe – 5 Eylül Cumartesi tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı Robert Spano, cuma günü kendisine İstanbul Üniversitesi tarafından verilen fahri doktora diplomasını aldı.

Bu durum, ülkedeki sivil toplum temsilcilerinde acı bir tat bırakırken ziyaretin, Türkiye’nin düzenli olarak ihlal ettiği yasaların garantörü olduğu varsayılan AİHM’in başkanının rejime destek vermesi olarak algılanmasından rahatsızlık duydular.

Hükümet tarafından memnuniyetle karşılanan ziyaret, muhalefet aktörleri, insan hakları savunucuları ve birçok internet kullanıcısını kızdırdı.

Twitter’da #SpanoResign (#Spanoİstifa) etiketi açılırken kullanıcılar ziyaretle ilgili “Utanç!”, “Skandal!”, “Sahtekâr!” şeklinde yorumlar yaptı. Gazeteci Can Dündar da bir tweet atarak Spano için, “30 yıllık itibarı 3 günde yerle bir eden adam” dedi.

3 BİN MAHKUMİYET

Türkiye, 1959’dan beri 3 binden fazla mahkumiyetle AİHM’nin düzenli bir müşterisi olduğu için eleştirenler, Avrupalı yargıcın ziyaretinde Türkiye’ye bir güçlü mesajlar vermesini bekliyorlardı.

Ülkede özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden bu yana durum daha da kötüleşti. Yargı bağımsızlığını kaybetti, kararları keyfi hale geldi. Hapishanelerde ve karakollarda işkence yeniden ortaya çıktı. Bu istismarlar yakın zamanda Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından da belgelendi.

ORTAOKUL ÖĞRENCİLERİNE KONUŞUR GİBİ…

Ancak İstanbul’un eski üniversitesinde, Bay Spano sinir bozucu konulardan kaçınmak için epey dikkatli davrandı. Dinleyicilerin özenle seçildiği, gazeteci ve üniversite öğrencilerinin alınmadığı konuşma, ortaokul öğrencileri için yapılan bir yurttaşlık dersi gibiydi.

Spano konuşmasında, “Toplum, vatandaşlarının eleştirel bağlılığı olmadan ilerleyemez. Her insan gelişmek ve büyümek için özgürce düşünebilmelidir” dedi.

Başarısız darbe girişiminin ardından kararname ile görevden alınan 6 bin kadar akademisyen hakkında tek kelime bile etmedi. 2016-2017 arasında entelektüellere yönelik tasfiyeler sırasında görevinden alınmadan önce aynı üniversitede 30 yıl akademisyenlik yapan Mehmet Altan, “Yaklaşık 200 akademisyenin keyfi olarak ihraç edildiği İstanbul Üniversitesi’nde ne yaptı? Akademisyenlerin dosyaları mahkemeye geldiğinde Yargıç Spano, suçlanan partiden ödül alan kişi olarak orada olacak.” diyerek tepki gösterdi.

MEHMET ALTAN HÂLÂ BEKLİYOR

Altan, Spano’nun ziyaretinden önce gönderdiği açık mektupta, “Size bu diplomayı sunan kişiler beni ve meslektaşlarımı kovanlardır. Yüzlerce akademisyeni haksız yere işten atarak işsizliğe ve yoksulluğa mahkum eden bir kurumun fahri üyesi olmanın amacını anlamıyorum” ifadelerini kullanmıştı. Altan, yerli ve yabancı basın tarafından yayınlanan mektubunun Avrupa’da farkındalık yaratmasını umuyor. Darbe girişiminin ardından 55 binden fazla insan tutuklandı, yaklaşık 160 bin memur işten çıkarıldı, bunların arasında 4 binden fazla hakim vardı.

Altan, adli kıyımın kurbanlarından olarak iki yılını parmaklıklar arkasında geçirdi. Savcılık, davasını uzun süre açmadı ve sonunda Yargıtay, aleyhindeki suçlamaların yetersiz olduğunu açıkladı.

Ancak serbest bırakıldıktan sonra akademisyenlik görevi geri verilmeyen Altan, hala bekliyor.

Kardeşi Ahmet Altan da aynı şekilde tutuklandı. Ömür boyu hapis cezasına çarptırılan yazar, cezasını dört yıldır Silivri yüksek güvenlikli cezaevinde çekiyor. AİHM tarafından “hızlandırılmış usuller” kategorisine göre sınıflandırılan davası halen Strazburg’da hakimler tarafından inceleniyor. Üç yıldan fazla bir süredir kanıtsız olarak tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala ve Kürt lider Selahattin Demirtaş da AİHM’nin aldığı kararlar uyarınca tahliye edilmeyi bekliyor. Ancak kararların uygulanması, Türk makamları tarafından reddediliyor.

Daha genel olarak, George Orwell’in distopik romanı 1984’te olduğu gibi, ülkenin hapishaneleri “düşünce suçluları” ile dolu. Yaklaşık 100 bin vatandaş, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan 4 yıla kadar hapis cezası alabilecekleri adli soruşturmalar altında bulunuyor.

DALKAVUKLUĞA KAPILDI

Sayın Spano, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Ankara’da Beştepe Sarayı’nda 45 dakika süreyle karşılandığında bu ihlalleri gündeme getirdi mi? Görüşmelerin içeriği ayrıntılı olarak açıklanmadı. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, “doğruyu söyleme” fırsatını değerlendirdiğine inanmak istediğini söyledi.

Cesaret göstermesi beklenen İstanbul Üniversitesi’ndeki konuşmasında İtalyan-İzlandalı yargıç dalkavukluğa kapıldı. AİHM’deki Türkiye temsilcisi ve yakın arkadaşı olan Yargıç Saadet Yüksel’in eşliğinde ödülünü “akademik özgürlük” adına kabul etti.

Spano konuşmasında Yüksel’e, ziyareti organize etmedeki rolü için de teşekkür etti. Saadet Yüksel’in kardeşi Cüneyt Yüksel de eski AKP milletvekili, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi’nde eğitim görmüş tecrübeli bir avukattır.

AHMET TÜRK’LE TANIŞMAYI UYGUN GÖRMELİYDİ

Aslen ülkenin güneydoğusundaki Mardin’den olan kardeşler, Spano’ya ev sahipliği yaptılar. Spano, bu vesileyle Mardin Valisi Mahmut Demirtaş’tan bölgede hak ve özgürlüklerin merkezi bir yer tuttuğunu öğrendi.

Mardin’in görevden alınan Belediye Başkanı Ahmet Türk, hâkimin gerçekleri daha net görmesine yardımcı olabilirdi. Kürt hareketinin önemli figürü, Mart 2019’da demokratik olarak yeniden Belediye Başkanı seçildikten sonra, İçişleri Bakanlığı’nın emriyle beş ay sonra görevinden nasıl mahrum bırakıldığını ve Hükümet tarafından yerine bir yönetici getirildiğini söyleyebilirdi.

Ancak Robert Spano onunla tanışmayı uygun görmedi. Programı çok meşguldü.”

Makalenin orijinali Le Monde gazetesinde yayımlanmıştır.

Kaynak: Duvar/Çevirmen: Eren Topuz

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER