İngiltere'de Başbakan May, Brexit anlaşmasına kabinesinin desteğini aldı

Brexit kapsamında yürürlüğe konan kanunlara göre 21 Ocak 2019, AB ile anlaşmanın yapılması için belirlenen son tarih

İngiltere'de Başbakan May, Brexit anlaşmasına kabinesinin desteğini aldı

İngiltere Başbakanı Theresa May, beş saat süren kabine toplantısından sonra yaptığı açıklamada, AB'yle vardığı birlikten çıkış anlaşmasının müzakere edilebilecek en iyi anlaşma olduğunu söyledi ve "Kabinenin ortak kararı hükümetin çekilme anlaşması taslağına destek vermesi yönünde oldu" dedi.

May, "uzun, ayrıntılı ve tutkulu" geçtiğini söylediği toplantıdan sonra basına yaptığı kısa açıklamada "Bu tamamen ulusal çıkarlarımıza uygun ve referandumdaki vaadi yerine getiren bir anlaşma. Bu karar istihdamı ve Birleşik Krallığı koruyor. Bu karar yoğun bir şekilde incelenecek, ancak karar ülkemiz için bir gelecek inşa etmek ve başa dönüp, referandumdaki vaadi yerine getirmemek arasındaydı" dedi.

Kabinesinden aldığı desteği Brexit için "belirleyici bir adım" diye niteleyen May, bu adımın anlaşmanın önümüzdeki günlerde sonuçlandırılmasının önünü açtığını vurguladı.

May ayrıca, yarın parlamentoya da bir açıklama yapacağını kaydedip, başbakanlık konutuna geri döndü.

May'in kabinenin "ortak karar aldığı" vurgusuyla, herhangi bir istifa olmayacağının sinyalini de verdiği belirtiliyor.

Taslak Brexit anlaşması ve gelecekteki AB-İngiltere ilişkilerinin nasıl şekilleneceğine dair bir açıklamanın AB tarafından yayımlanması bekleniyor.

Bazı Muhafazakâr Partili milletvekillerinin anlaşmaya kızgın olduğunu ve İngiltere'yi önümüzdeki yıllarda AB kurallarına bağlı kılma anlamına gelebileceğini belirtti.

SIRADA PARLAMENTO VAR

Brexit referandumunun üzerinden iki yıl geçmişken ülkesinin AB'den nasıl ayrılacağına dair Brüksel ile anlaşan ve bu anlaşmaya kabinesinin desteğini de alan May için bir sonraki aşama anlaşmayı parlamentonun da onayından geçirmek.

May kabinesinin desteğini almış olmasına karşın, şimdi Parlamento onayı almak için zorlu bir mücadeleyle karşı karşıya.

Hükümete dışarıdan destek veren Kuzey İrlanda Demokratik Birlik Partisi (DUP) anlaşmayı eleştiriyor.

May'in açıklamasına ilk tepki de DUP'tan geldi.

DUP'tan Sammy Wilson BBC'ye yaptığı açıklamada "Bu zayıf bir anlaşma, kötü bir anlaşma ve başbakanın kabul etmeyeceğini söylediği bir anlaşma" dedi.

May, Salı akşamı Başbakanlık konutunda teker teker ağırladığı kabine üyelerine anlaşmanın detaylarını sunmuştu.

Bakanların yanlarına en az 500 sayfa olan Brexit anlaşmasının metnini almasına izin verilmemişti.

İNGİLTERE PARLAMENTOSU'NDAN ANLAŞMA GEÇER Mİ?

Avam Kamarası'ndaki matematik çok da May lehine görünmüyor.

DUP ve İşçi Partisi'nin anlaşmaya karşı oy vereceği düşünülüyor. Muhafazakar Parti'den de 25 milletvekilinin anlaşmaya karşı çıkacağı düşüncesi aritmetiği zorluyor.

O yüzden May, öncelikle DUP'un oylarına ardından da İşçi Partisi'ndeki muhaliflerin oyuna ihtiyaç duyacak.

ANLAŞMA PARLAMENTODAN GEÇMEZSE NE OLUR?

Bu noktada İngiltere'nin AB'den anlaşmasız ayrılması gündeme gelir. Bu da özellikle piyasalar ve iş dünyası için büyük bir belirsizlik anlamına geliyor.

Bu durumda hükümetin ne yapılacağına karar vermesi gerekecek.

Brexit kapsamında yürürlüğe konan kanunlara göre 21 Ocak 2019, AB ile anlaşmanın yapılması için belirlenen son tarih.

Eğer bu tarihe kadar Brexit cephesinde ne yapılacağı konusunda bir kesinlik sağlanamazsa, hükümetin 5 gün içinde sonraki planının ne olduğunu açıklaması gerekiyor.

Ancak olayların bu aşamaya gelmesi, May'in başbakanlığının sona ermesi ve ülkede yeni seçimlerin yapılması anlamına gelebilir.

29 Mart'a kadar AB ile yeni bir anlaşmanın yapılması, İngiltere'nin AB'den anlaşmasız ayrılması ya da yeni bir referandumun yapılması bile söz konusu olabilir.

MUHAFAZAKAR VEKİLLER BREXİT KONUSUNDA NASIL AYRIŞIYOR?

Theresa May, iki ayrı muhafazakar partinin desteğiyle iktidarda: Kendi partisi olan Muhafazakar Parti ve Kuzey İrlanda'daki DUP.

Guardian gazetesine göre Avam Kamarası'ndaki bu muhafazakar vekiller ise Brexit konusunda beş ana gruba ayrılıyor:

Sert Brexit yanlıları: En az 40, en fazla 80 vekil

Avrupa yanlıları: En az 12, belki birkaç vekil daha

Ana akım İngiliz ve Gallerli merkez sağcılar: En az 200, en fazla 260 vekil

İskoç Muhafazakarlar: 13 vekil

DUP: 10 vekil

Theresa May Brexit taslağıyla bu iki grubun desteğini halihazırda kaybetmiş gözüküyor: Sert Brexit yanlıları ve DUP.

Bazı Avrupa yanlıları da ne olursa olsun parlamentoda anlaşmaya karşı oy kullanacaklarını açıklamıştı.

Ana akım İngiliz ve Gallerli merkez sağcı vekillerin ise anlaşmayı desteklemesi bekleniyor. Fakat henüz metnin tamamını görme imkanları olmadığı için bundan yüzde 100 emin olmak zor.

Son olarak İskoç Muhafazakarlar Çarşamba öğleden sonra anlaşmayı desteklemelerini bir şarta bağladıklarını duyurdu: Balıkçılık politikaları.

İskoç Muhafazakarlar, Brexit sonrasında Birleşik Krallık'ın balıkçılık politikalarında tamamen bağımsız olmasını ve denizlerdeki balıkçılık kotalarının Avrupa Birliği'nden bağımsız olarak belirlenmesini şart koşuyor.

Avam Kamarası'nda azınlıkta olan ve dışardan DUP'nin 10 vekillik desteğine muhtaç olan Başbakan Theresa May için İskoç Muhafazakarlar'ın 13 sandalyesi, Brexit oylamasında son derece büyük bir öneme sahip olacak.

MUHALEFET NE DİYOR?

İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, "Bu müzakerelerin çılgın bir şekilde yürütülmesinden anladığımız üzere bu anlaşmanın ülke için iyi olması ihtimali bulunmuyor" yorumunu yaptı.

Avam Kamarası'nda Başbakan May'e seslenen Corbyn, hükümetin halka iyi bir Brexit vaat ettiğini fakat varılan anlaşmanın bunun çok uzağında olduğunu ve destekleyemeyeceklerini söyledi.

Theresa May ise bunun mümkün olan en iyi anlaşma olduğunu söyleyerek kendini savundu.

ANLAŞMADA NELER VAR?

İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkış tarihi olarak belirlenen 29 Mart 2019 tarihinin ardından nasıl bir geçiş döneminin olacağı ve geçiş döneminin ne kadar süreceği, bunun ardından İngiltere ve AB arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği bu anlaşma sayesinde belirlenecek.

Henüz May ve AB arasında mutabakata varılan anlaşmanın detayları belli değil.

Ancak Brüksel'e dayandırılan ve basına sızdırılan birtakım bilgiler var.

Şimdiye kadar May'in üzerinde çalıştığı taslağa en büyük tepki, Brexit yanlısı isimlerden geliyordu.

May'in Avrupa Birliği ile serbest ticaret koşullarını sürdürme arzusu en çok eleştirilen noktaydı.

Sürdürülen müzakerelerde bir diğer anlaşmazlık noktası ise İrlanda ve Kuzey İrlanda sınırına fiziksel sınır kontrolleri getirilmeden ilişkilerin nasıl sürdürüleceğine dairdi.

İRLANDA SINIRI NEDEN SORUN OLUŞTURUYOR?

Bir ada ülkesi olan Birleşik Krallık'ın Brexit sonrasında Avrupa Birliği ile tek sınırı, Birleşik Krallık içinde yer alan Kuzey İrlanda ile Avrupa Birliği içinde yer alan İrlanda Cumhuriyeti arasındaki kara sınırı olacak.

Bu sınır, Kuzey İrlanda'nın İrlanda ile birleşmesini savunan Cumhuriyetçiler ile İngiliz hükümeti ve destekçileri arasında on yıllar süren çatışmalara tanıklık ettiği için Brexit'in en önemli konularından biri olarak görülüyor.

1998'de Birleşik Krallık, İrlanda ve Kuzey İrlanda'daki siyasi partiler arasında imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması, adadaki çatışmalara son vermişti.

Birleşik Krallık ve İrlanda'nın Avrupa Birliği içinde yer alması, İrlanda ve Kuzey İrlanda'nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını, sınırın iki tarafındaki insanların da diğer tarafta serbestçe yaşaması, dolaşması ve çalışmasını sağlamıştı.

Brexit'le birlikte Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılması, son yıllarda varlığı hissedilmeyen bu sınırı daha belirgin hale getirecek. Sorun, bu sınırın nasıl işlemesi gerektiği konusunda tüm tarafların uzlaşabildiği bir çözümün bulunamamış olması.

Sert Brexit yanlıları Birleşik Krallık'ın sadece AB'den değil, aynı zamanda Avrupa ortak pazarı ve gümrük birliğinden de çıkmasını savunuyor. Fakat bu senaryoda İrlanda ile Kuzey İrlanda arasındaki ticaretin gümrük vergisine tabi olması, sınır geçişlerinin kontrol edilmesi ve adanın iki tarafındaki halkın diğer tarafta yaşama ve çalışma hakkının kısıtlanması gündeme geliyor.

Yumuşak Brexit yanlıları ise Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılıp Avrupa ortak pazarı ve gümrük birliğinde kalmasını savunuyor. Bu senaryoda adanın iki tarafındaki halkın iki tarafta da çalışması ve serbestçe ticaret yapması mümkün. Fakat bu senaryo Birleşik Krallık'ın hem AB'den ayrılıp hem de gümrük birliği ve ortak pazar nedeniyle AB'nin kurallarına tabi olmasını ve üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalayamamasını gündeme getiriyor. Bu da Birleşik Krallık'ın AB yönetimindeki söz hakkını bırakıp kurallarına tabi olmaya devam ettirmesi nedeniyle sert Brexit yanlıları tarafından eleştiriliyor.

Birleşik Krallık'ı gümrük birliği ve ortak pazardan ayırıp Kuzey İrlanda'ya gümrük birliği veya ortak pazar içinde özel bir statü verecek bir anlaşma senaryosu ise Kuzey İrlanda'daki Birleşik Krallık yanlısı DUP tarafından kabul görmüyor. DUP, Kuzey İrlanda ile Birleşik Krallık arasındaki bağı zayıflatacak, daha fazla özerklik getirecek herhangi bir anlaşmaya karşı çıkıyor.

Birleşik Krallık'ta Başbakan Theresa May'in partisi Muhafazakar Parti parlamentoda azınlıkta olduğu için DUP'nin desteğine muhtaç.

Hem Avrupa Birliği hem Birleşik Krallık adada "fiziki bir sınır" istemediklerini söylüyor.

Tüm tarafları memnun eden bir anlaşmaya varılamaması durumunda Kuzey İrlanda'daki İrlanda ile birlik yanlıları ile Birleşik Krallık ile birlik yanlılarının arasındaki gerilimin artmasından endişe ediliyor.

TASLAKTA İRLANDA İÇİN NASIL BİR ANLAŞMA VAR?

Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği arasında varılan taslak anlaşmanın metni henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.

Fakat sızdırılan bilgilere göre iki taraf da kendi pozisyonlarından geri adım atmış durumda.

Taslak metin hazırlanmadan önce taraflar Kuzey İrlanda'da fiziki bir sınır olmaması konusunda uzlaşmış fakat bunun nasıl sağlanacağı konusunda uzlamamamıştı.

AB, bunun için Brexit sonrasında kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması imzalanana kadar 'backstop' denen ve İrlanda adasında mevcut durumu koruyan bir önlem istiyordu.

Birleşik Krallık ise buna Kuzey İrlanda'ya ülkenin geri kalanından özel bir statü vereceği için karşı çıkıyordu.

Theresa May'in "Tüm Birleşik Krallık bir süre daha gümrük birliği içinde kalsın, bunu istediğimiz zaman sonlandıralım" önerisi ise AB tarafından Birleşik Krallık'ın gümrük birliğini istediği zaman sonlandırma hakkı olacağı için kabul görmüyordu.

İki tarafın da birer adım atmasıyla AB Birleşik Krallık'ın bir bütün olarak gümrük birliğinde kalma talebini kabul etti.

Karşılığında ise AB'ye "İrlanda konusunda fiziki sınıra yol açmayan kalıcı bir çözüm" üretilene kadar Birleşik Krallık'ın gümrük birliğinden çıkmasına izin vermeme hakkı tanıyor.

29 Mart 2019'dan sonra AB ve İngiltere vatandaşları için hakların nasıl düzenleneceği ve İngiltere'nin AB'den 'boşanmak' için ödemesi planlanan 39 milyar sterlinlik bütçenin de detayları belli olacak.

Kaynak: BBC Türkçe

Tıkla, Demokrat Haber’e Şimdi Destek Ol >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER