Cumartesi Anneleri 765. haftada Hayrettin Eren'in akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri/İnsanları, 765. hafta buluşmasında gözaltında kaybedilen gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 765. haftada Hayrettin Eren'in akıbetini sordu

İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından 700. haftadan bu yana Galatasaray Meydanı’ndaki oturma eylemleri engellenen Cumartesi Anneleri/İnsanları, 765. hafta buluşmasında da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya geldi.

Yoğun polis ablukası altında gerçekleşen buluşmada, gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu.

'ELMAS ANNE’NİN BIRAKTIĞI YERDEN SORUYORUZ: HAYRETTİN EREN NEREDE?'

Bu haftaki buluşmayla, Cumartesi Annesi Elmas Eren’in vefatından sonra oğlu Hayrettin Eren’in akıbeti ilk kez Elmas Erensiz soruldu.

Basın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Sebla Arcan okudu. “Elmas Eren’in bıraktığı yerden soruyoruz: Hayrettin Eren nerede?” diyerek konuşmaya başlayan Arcan, başta gözaltında kaybetmeler olmak üzere, bugüne kadar gerçekleşmiş olan insan hakları ihlallerinin cezalandırılmasını hedefleyen, bütünlüklü politikaları hayata geçirecek siyasi bir iradenin olmadığını ifade ederek, "Bireysel ve toplumsal hak ve özgürlükleri devletin bekası için tehlike olarak gören bir yönetim anlayışının hakimiyeti sonucunda Türkiye demokratikleşemedi" dedi.

İleri Haber’den Ersan Kınık’ın haberine göre, bellek ve tarihin gücü elinden tutanların dili ile kurgulandığının altını çizen Arcan, bu durumun şiddetin normalleşmesi ve ihlâllerin tekrarlanmasına neden olduğunu vurguladı ve şöyle devam etti:

 “Kayıplarımızı ararken başvurduğumuz her yerde inkâr ve cezasızlıkla karşılaşan bizler, gözaltında kaybetme gerçeğinin tarih ve bellek ile buluşması için mücadele ediyoruz. Bize yaşatılan bu vahşet bilinsin, kabul edilsin, lanetlensin ve bir daha asla yaşanmasın diye mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz yeni ihlallerin önlenmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması, hakikatin, adaletin ve toplumsal barışın tesis edilmesi mücadelesidir. Talebimiz açık ve net: Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi istiyoruz. Onları kaybedenlerin, kaybedilmelerini engelleme görevini yerine getirmeyenlerin, kaybetme ve cezasızlık iklimini yaratanların adil bir biçimde cezalandırılmalarını istiyoruz.”

Elmas Eren'in 39 yıllık arayışına, bekleyişine, vazgeçmeme kararlılığına tanıklık eden evlatları, torunları ve arkadaşları olarak buradayız diyen Arcan, Hayrettin Eren’in dosyasını kamuoyu ile paylaştı.

Arcan’ın yaptığı açıklamanın ardından, gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren konuştu.

'BİZ BÜTÜN ENGELLEMELERE RAĞMEN ISRARIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ'

Babası Kemalettin Eren’in 32, annesi Elmas Eren’in ise 39 yıl boyunca oğullarından haber alabilmek için mücadele ettiklerini hatırlatarak konuşmaya başlayan İkbal Eren, annesi ve babasının önceleri Hayrettin için bir cezaevi, bundan umutları tükendikten sonra ise oğullarının çiçeklerle donatacakları biz mezarının olabilmesi için mücadele ettiklerini söyledi ve şu sözleri kaydetti:

“Elbette bir de Hayrettin’in yaşam hakkını elinden alanların kendileriyle yüzleşmesini ve onların yargılanmasını görmekti. Ne yazık ki ikisi de gözleri açık ve devletten alacakları olarak toprakla buluştular. Bu ülkede adalet yok. Babamın, Hayrettin için verdiği dilekçenin hiç işleme konulmaması, üstelik savcının ‘sen bu davadan vazgeç yoksa diğer çocuklarından da olursun’ demesi babamın içini çok acıtmıştı. Hayrettin için hukuk işlemedi, çünkü bu ülkede hukuk yok. Babalarımız, annelerimiz bu karanlık içinde iğne ile kuyu kazmak gibi adaleti ararken gözlerini yumdular. Buradayız, ne kadar engellensek de, sevdiklerimizi bulma mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz. Bir de İçişleri Bakanı var. Meydanları kapatarak asayişi sağladığını sanıyor. 699 hafta oturduğumuz meydanı kapatarak, üstelik annelere ‘paçozlar’ diyerek asayişi sağladığını sanan bir İçişleri Bakanı var. Annem ölünceye kadar ‘paçozun anlamı nedir’ diye sordu. Hiç sindiremedi. Işıklar içinde uyu anneciğim. Kaç kişi o meydanda öldü de 699 hafta boyunca kayıplarımızı aradığımız o meydanı bize yasakladınız? Biz bütün engellemelere rağmen ısrarımızdan vazgeçmeyeceğiz. “

'BİZ AĞABEYİMDEN DİRENMEYİ ÖĞRENDİK'

İkbal Eren’in ardından Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren konuştu.

 “Biz ağabeyimden inançlarına ihanet etmemeyi, direnmeyi öğrendik. Annemden yine direnmeyi öğrendik, insan hakları mücadelesini öğrendik. Çok şey öğrendik aslında annemden. Çok şey söyleyemeyeceğim ama şunu söyleyeyim; buradaki her anne bizim annemiz, bu fotoğraflardaki her kişi bizim kardeşimiz. Annemin, Berfo annenin, diğer kaybettiğimiz annelerimizin, babalarımızın mücadelesini sürdüreceğiz ve bir gün başaracağız. Kayıplarımızı bulacağız ve kaybedenlerden hesap soracağız.”

Faruk Eren’in konuşmasının ardından açıklama sona erdi.

NE OLMUŞTU?

Sosyalist kimliğiyle bilinen 26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul'da yaşıyordu. 12 Eylül faşist darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde İstanbul Saraçhane'de buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Kullandığı otomobil ile birlikte önce Karagümrük Karakolu'na oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Hayrettin, Siyasi Şube'nin alt katındaki hücrede ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine "Gözaltında böyle biri yok” denildi. "Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?” deyince tartaklanarak dışarı atıldı.

Hayrettin Eren'i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı ama gözaltına alındığı bugüne kadar inkâr edildi. 39 yıldır ailesinin tüm girişimlerine rağmen hukuk işletilmedi.

Kaynak: İleri Haber

Güncelleme Tarihi: 23 Kasım 2019, 15:41

Demokrat Haber'e Bağış Yap >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER