Ayasofya baş imamı Mehmet Boynukalın görevinden ayrıldı

Boynukalın, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde akademik kariyerine devam edecek

Ayasofya baş imamı Mehmet Boynukalın görevinden ayrıldı

Geçici görevlendirme ile Ayasofya-i Kebir Camii’nde imamlık vazifesini yürüten Mehmet Boynukalın, bu görevinden istifa etti. Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkesi ve anayasanın değiştirilemez maddesi “laikliğin” çıkarılmasını talep etmesiyle gündeme gelen Boynukalın’ın Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ndeki akademik görevine geri döndüğü öğrenildi.

TARTIŞMALARIN ODAĞINDAYDI

24 Temmuz 2020’de yeniden cami statüsü alan Ayasofya’nın baş imamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaptığı paylaşım, ardından faiz hakkındaki yorumu gibi bir çok konuda iktidar dahil çeşitli gruplardan gelen tepkiler nedeniyle tartışmaların odağındaydı.

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın görevden alınmasının ardından bir tweet paylaşan Boynukalın, “Faizin azaltılması ve sonunda tamamen kaldırılması hem İslam’ın hem de aklın gereğidir. Güçlü ekonomilerde faiz % 0-1 arasında. O sebeple faizcilerle mücadele etmek de İslam’ın bir emridir” demişti.

AKP’DEN TEPKİ ALMIŞTI

Bu paylaşımın sosyal medyada tepki çekmesinin ardından AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, Twitter hesabından Boykunalın’ı etiketleyerek, “Ayasofya’nın açılışı gibi tarihi bir meydan okumayı gölgede bırakacak bir tavırla sürekli polemiklerin içinde olmanız Ayasofya için bedel ödeyen herkesi üzmekte” paylaşımında bulundu.

Daha önce de AKP’nin diğer grup başkanvekili Özlem Zengin, Boynukalın’ın kadın cinayetlerine dair paylaşımını yanlış bulduğunu söylemişti. 8 Mart’ta sosyal medya hesabından “Sürekli ‘kadın cinayetleri’ vurgusu, kadını erkeğe düşman etmeye çalışan bir sloganik medya propagandasıdır” paylaşımı yapan Boynukalın, “kadın veya erkek diye ayrım yapmadan masum bir insanı öldürenin cezası kısas yani ölüm olmalıdır; Kur’an’ın hükmü budur” ifadelerini de paylaştı.

Boynukalın, paylaşımlarına ertesi gün de devam etti ve İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına da değindi: “İstanbul sözleşmesinden sonra bir kesimin ifadesiyle “kadın cinayetleri” katbekat arttıysa bunun üzerine düşünmek gerekir. Demek ki dışarıdan alınan kanunlar bizim toplumumuzun bünyesine uymuyor… Bugün maalesef timsah gözyaşı dökülerek kadın ve “kadın cinayeti” kavramları istismar ediliyor. Bu konu bahane edilerek aile düzenimiz yok edilmek isteniyor. Erkek ve kadın birbirine düşman haline getirilerek evlilik kötüleniyor.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER