9 Kasım 1938 gecesi, Almanya ve Avustuya’da Yahudilere karşı bir şiddet hareketi başladı. Mağaza vitrinlerinin kırılan ve sokaklara yayılan camlarından dolayı bu yağma hareketine “Kristallnacht” yani “Kristal Gece” adı verildi. O gece yıkılan 250’nin üzerinde sinagogun arasında “Türkischer Tempel” yani “Türk İbadethanesi” olarak bilinen Viyana’daki mabet de vardı.
(Haber: Serdar Korucu / CNNTurk.com)
Her ne kadar olayların başlama nedeni, Paris’te bir Alman yetkilinin Yahudi bir genç tarafından öldürülmesi sonucu Almanların ani öfkesi gösterilse ve “planlanmadan” ortaya çıktığı öne sürülse de gerçek farklıydı.
Yaşananları Alman Propaganda Bakanı Joseph Goebbels ve diğer Naziler organize etmişti.
Goebbels olayları gördüğünde yaşadığı sevinci günlüğünde ifade ediyordu: “Otele dönerken, camlar titriyordu. Bravo! Bravo! Bütün büyük şehirlerdeki sinagoglar yanıyor. Alman mülkleri artık tehlikede değil.”
Viyana’daki “Kristal Gece” yıkımı sırasında yok edilen sinagoglar arasında bulunan “Türk İbadethanesi”nin yapımına 16 Kasım 1885 günü başlandı.
İkinci Bölge Zirkusgasse No. 22’de, temel atma töreninde davetlilere Viyana Sefarad Yahudileri Başkanı Marcos Russo seslendi.
“Majesteleri Franz-Jozef Avusturya İmparatoru ve Majesteleri Sultan Abdülhamid II Osmanlı İmparatoru iken, Sadullah Paşa Osmanlı İmparatorluğu Viyana Büyükelçisi, Marcos Russo da Türk Yahudi Cemaatı Başkanı bulunurken ... Sefarad Yahudilerinin dini gereksinmelerini karşılamak üzere bu binanın inşaatına başlanmıştır.”
Bölgedeki Sefarad Yahudi nüfusu, 18. yüzyılın ilk yarısında Avusturya Macaristan İmparatorluğu ile Osmanlılar arasındaki barış anlaşmalarından sonra yerleşti.
Naim Güleryüz’ün araştırmasına göre, 17 Haziran 1778 tarihinde yayınlanan ve Sefarad Cemaatı’nın statüsünü belirleyen 14 maddelik kararnamede açıkça Türk Yahudileri ve Türk Yahudi Cemaati (Türkisch Israelitische Gemeinde) unvanları geçiyordu.
Osmanlı himayesindeki Yahudilere Avusturya’da serbest dolaşım hakkı verilmesi ve Avusturya İmparatoru’nun ibadet özgürlüğü tanıması üzerine ilk ibadethane inşa edildi.
Mağribi stilinde inşa edilen ihtişamlı sinagog “Türk İbadethanesi” adıyla anılıyordu.
Bunun nedeni hem nüfusun Osmanlı’dan göç eden Yahudilerinden oluşması hem de kapısında Osmanlı ve Avusturya bayraklarının yan yana dalgalanmasıydı.
17 Eylül 1887 Pazar günü yapılan resmi açılışta Franz-Jozef I ve II. Abdülhamid için de dua edildi, Avusturya ve Osmanlı Milli marşları çalındı.
Merkez holünde iki hükümdarın gerçek boy büyük tabloları asılı bulunan bu Sefarad sinagogunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra tablolar kaldırıldı, yerine büyük aynalar konuldu.
Mimar Ritter von Weidenfeld tarafından, Granada Elhamra Sarayı mimarisinden esinlenerek inşa edilen, erkekler için 314 ve kadınlar galerisinde 100 oturma yeri bulunan, ayrıca 500 kişinin de ayakta durabileceği bu sinagogda 2. Abdülhamid’in doğum günü her yıl özel bir törenle kutlanırdı.
Avusturya Hükümetini temsilen Dışişleri Bakanlığı bir üst düzey görevlisinin, Harp Bakanlığını temsilen yüksek rütbeli bir generalin, Türk Büyükelçisi ve Elçilik erkanının merasim üniformasıyla katıldıkları bu tören “Sultanfeiern” yani “Sultan Bayramı” olarak anılırdı.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Avusturya ve Osmanlı imparatorlukları aynı safta yer aldığından Avusturya ve Türk bayrakları her vesile ile sinagog kapısında beraberce dalgalandı.
1925’lerde ırkçı akımların yükselmesi üzerine Sefaradlar yavaş yavaş Viyana’yı terk etmeye başladı. Sinagogda bilinen en son görkemli tören 1935’te Maimonides (Musa bin Meymun)’in 800. doğum günü kutlaması oldu.
1887’de hizmete girip 1938’de yok edilen Viyana Sinagogu’ndan arta kalabilen üç-dört dini ritüelik obje Viyana Yahudi Müzesinde bulunmakta.
“Kristal Gece”de 7,000’den fazla Yahudi işletmesi yıkıldı ve yağmalandı, onlarca Yahudi öldürüldü, Yahudi mezarlıkları, hastaneleri, okulları ve evleri yağmalandı.
Yağma hareketinin ardından 30.000 Alman Yahudisi erkek, Yahudi olmak “suçundan” tutuklandı. Bazı Yahudi kadınlar da tutuklanarak yerel hapishanelere gönderildi.
Yahudilerin sahip olduğu işletmeler, Yahudi olmayanlar tarafından idare edilmediği takdirde tekrar açılmadı. Yahudilerin evlerinden dışarıya çıkabilecekleri saatleri sınırlandıran sokağa çıkma yasakları konuldu.
Nazi yönetimi sırasında tutuklanıp Dachau kampına gönderilen Viyana’daki Yahudilerdense çok azı kurtulmayı başardı.