Seçim sürecinin baskı, şiddet, savaş, ekonomik kriz ve yoksulluk kıskacında geçeceğini belirten Emek ve Özgürlük İttifakı temsilcileri, çarpışma alanı olarak gördükleri seçimlerde iktidarı göndererek, yeni bir düzen kuracaklarını söyledi.

Türkiye, ekonomik ve siyasi kriz, yüksek enflasyon, patlatılan bombalar, sınırdışı saldırılar, işsizlik ve yoksulluk gibi birçok gündemle birlikte seçim sürecine girdi. Enflasyon resmi rakamlara göre bile yüzde 80'i aşmış durumdayken, Meclis’ten geçen 2023 bütçesinde büyük pay yine savaşa ve ranta akıtıldı. Asgari ücreti belirlemek için yapılan iki toplantıdan ücrete dair bir açıklama yapılmazken, açlık sınırı 7 bin 786 liraya yükseldi.

Yine Taksim'de patlayan bomba, ardından Kuzey ve Doğu Suriye'ye başlayan saldırı, Federe Kürdistan Bölgesi'nde 8 aydır saldırılar sürüyor. Seçim sürecine gidilirken anti demokratik uygulamalar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'na verilen hapis ve siyaset yasağı cezası, Kocaeli'nde yasaklanan işçi grevleri Haziran 2023 seçimlerinin nasıl bir atmosferde geçeceğinin en büyük göstergesi.

Sancar: Öncelikli hedefimiz otoriter rejimin inşa sürecini durdurmak Sancar: Öncelikli hedefimiz otoriter rejimin inşa sürecini durdurmak

Mezopotamya Ajansı'ndan Tolga Güney, Emek ve Özgürlük İttifakı'nın İzmir'de bulunan temsilcileriyle Türkiye'nin siyasi atmosferi ile seçim sürecini konuştu. 

KURTULUŞ REÇETESİ

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Eş Başkanı Vedat Çınar Altan, Taksim'deki patlama sonrası gerçekleşen Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırıların seçim sürecinin savaş atmosferinde geçeceğini gösterdiğini söyledi. İktidarın tüm süreci manipüle edeceğine dikkati çeken Altan, ittifaklarının da bu süreci tersine çevirmek için çabaladığını aktardı. Sadece seçimlerden ibaret bir süreç planlamadıklarını kaydeden Altan, "Seçimler olsun ya da olmasın seçenek olarak görünen her iki bloğun da tekçi ve üniter rejim yapısını değiştirmeye yönelik bir görüşleri yok. Emek ve Özgürlük İttifakı bunun ötesinde halklara bir kurtuluş reçetesi sunuyor. Bu anlamıyla seçimleri önemli bir çarpışma alanı görüyor" dedi.

'PRATİKTE KENDİMİZİ BULACAĞIZ'

"Bir ittifakı gerçek kılacak şey onun pratiği" diyen Altan, şöyle devam etti: "Güncel politikaların bu kadar değişkenlik gösterdiği bu topraklarda farklı gelişmelere göre kendi dilini kurup, pratikte gerçekleştirmek birinci hedefimiz. Bu ittifakın söyleminin pratikle buluşması gerekiyor. İddia ettiğimiz her şeyin pratikle sınanması gerekiyor. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yerel ayakları da böyle güncel politikaya yanıt olan ve geniş kesimlerin kendisini bulacağı politik hareket olabildiği ölçüde ruhunu kazanacaktır."

'ÖLÜM VE SITMA SİYASETİNE ALTERNATİFİZ'

Toplumsal Özgürlük Partisi İzmir İl Sözcüsü Erkan Gökber, 2023 seçimlerine topluma yöneltilen baskı, şiddet, işçi sınıfının grevlerinin yasaklandığı, Kürt halkına yönelik baskıların arttığı bir süreçte gidildiğini aktardı. Toplumsal muhalefetin susturularak faşizmin egemen kılınmak istendiğini ifade eden Gökber, "Tablo kritik bir aşamada. Toplumun bekleyecek durumu yok, işçilerin evine ateş düşüyor. Biz onlara 'seçimi bekleyin' diyemeyiz. Faturaya, kiraya, çocukların masraflarına yetişemeyen bir halk gerçekliği ortadayken şu andan itibaren daha güçlü adımlarla yola devam etmemiz gerekiyor. Ölüm ve sıtma siyaseti arasında halkı çözümsüzlüğe mahkum eden tablo karşısında halkçı bir zemini inşa etmeye çalışıyoruz. Bunu yaptığımız ölçüde faşizmin tutunabileceği bir dal kalmayacak ve halk kazanacak" diye belirtti.  

SEÇME, SEÇİLME HAKKI AYAKLAR ALTINDA

Emek Partisi (EMEP) İzmir İl Başkanı Emine Uyar, demokratik haklar, seçme ve seçilme hakkının ayaklar altına alındığını söyledi. Daha önce HDP'li belediyelere atanan kayyımların bu sefer İstanbul'da yapılmak istendiğine değinen Uyar, "Karşısındaki muhalefeti mümkün olduğunca bölmeye ve etkisiz hale getirmeye çalışan bir iktidar görüyoruz. Keza en demokratik haklar olan açıklama, yürüyüş, miting gibi haklarda engelleniyor, işçilerin grevleri yasaklanıyor. Bunun karşısında ise halk artık bu kadar baskı ve zor yaşam koşulları altında yaşamak istemiyor. O nedenle 'seçimi bekleyelim, iktidarı gönderelim' demiyoruz. Biz seçim gününe kadar bir mücadele içinde olmalıyız" ifadelerini kullandı.  

EKOLOJİK TALAN

Yaşanan ekolojik talana da dikkati çeken Uyar, şunları söyledi: "Pek çok köyde, kırsal alanda üretici köylüler yaşam alanlarını korumak için mücadele veriyor. Çünkü toprakları enerji şirketlerine peşkeş çekilmiş durumda. Maden sahaları, jeotermal enerji ya da rüzgar enerjisi gibi projelerle doğaya zarar veriliyor. Halkın üretim yapacağı, geçimin sağlayacağı alanlar ellerinden alınıyor. İttifakımızın çevreye bakış açısı ise öncelikle bölgede yaşayan insanların taleplerinin dikkate alınmasıdır."

AYDINLIK BİR TÜRKİYE

Emekçi Hareket Partisi (EHP) İzmir İl Örgütü Yöneticisi Mizgin Sünbül ise, seçim sürecine ekonomik kriz ve baskıların yanı sıra kadın cinayetleri ve düşmanlığı ile girildiğini kaydetti. Bu kadar baskıya rağmen olanakların da yaratıldığını belirten Sünbül, "İttifak olarak hedefimiz bu iktidarı göndermek. Sonrasında işçiler, kadınlar, gençler ve halklar için aydınlık bir Türkiye kurmak istiyoruz. İktidar bu yolda her şeyi yapacaktır. Ama bunları onları kurtarmayacaklar. Halkın seçeneğinin Emek ve Özgürlük İttifakı olduğunu söylüyoruz" diye aktardı.

'İTTİFAKI DİRENEN KADINLAR OLUŞTURUYOR'

Ne Cumhur, ne de Millet ittifakının kadınları hesaba katmadığını söyleyen Sünbül, "Kadınların oylarını hesaba katmıyorlar. Biz zaten onlardan kadınlara bir şey vaad etmelerini beklemiyorduk. Emek ve Özgürlük İttifakını zaten mücadele eden kadınlar oluşturuyor. O açıdan hayatı, özgürlükleri savunan bütün kadınların yeri ittifakımızdır" diye konuştu.