Akit TV’deki programın yayından kaldırılmasının ardından Yeni Akit’teki yazılarına son veren Abdurrahman Dilipak, “AKP’nin papatyaları” başlıklı yazısı nedeniyle hakkında açılan davalar hakkında konuştu. "AK Parti içindeki FETÖ'nün zihniyet ikizi AKP'liler ve onların papatyaları’ dediğim için yargılanıyorum. Diğer cümlelerin matufiyeti de bu" diyen Dilipek, "‘AK Parti içindeki FETÖ'nün zihniyet ikizi AKP'liler’in ve ‘onların papatyaları’nın kim olduğunu görmek isteyenler son bir birkaç aydır yolsuzluk dosyalarından adı geçenlerin kim olduklarına bakabilirler" ifadelerini kullandı. 

Dilipak, Independent Türkçe'den Cihat Arpacık'ın sorularını yanıtladı. Yeni Akit gazetesinden ayrılığının Mustafa Karahasanoğlu'nun vefatının hemen arkasından gelmesinin tesadüf olup olmadığı sorulan Dilipak, "Tesadüf diye bir şey yok. Tevafuk oldu. Denk geldi. 50 yıla yakın bir zaman ortak bir zamanı ve mekanı, acılarımızı, mutluluklarımızı, umutlarımızı paylaştık. Bir davamız vardı. Yola çıktıklarımızla yolda bulduklarımız, 'Hasbi'ler, 'hesabi'ler, 'servet' ve 'iktidar'la tanıştıktan sonra işler biraz karıştı sanırım. Bu sadece benim için değil, genel bir durum. Sadece bizim ülkemiz için değil, bu işler böyledir. Tarihten ders almayınca tekerrür ediyor" ifadelerini kullandı. Dilipak, "Seçime gidiyoruz. Politik endişeler de söz konusu. Beni taşımak da kolay değil. Ben sadece yazmıyorum, konuşmuyorum, fikirlerim doğrultusundan eylemli bir kişiyim. Politik anlamda risk katsayım yüksektir. Zaten zor zamanlarda ve şartlarda dürüstseniz, bilgili ve cesursanız birtakım sorunlar yaşamanız sürpriz olmamalı" dedi.

“ZAMAN ZAMAN BAZI MÜDAHALELER SÖZ KONUSU İDİ" 

Dilipak, “Daha önce yazılarınıza herhangi bir müdahale girişimi oldu mu? Yazınızın yayınlanmadığı ya da değiştirmeniz istendi mi?” sorusuna, “Zaman zaman, çok ağırlıklı olmamak kaydı ile bazı müdahaleler söz konusu idi” diye yanıt verdi. Dilipak, “Zaten yayın sırasında ya da yazılarımın altında normal okuyucular yanından troller de sert tepkiler veriyorlardı. Sonuçta olan oldu. Maalesef sosyal medyada ağ patronları sansürlüyor. Ulusal ölçekte yasalar, o da yetmiyor bir de iç denetim mekanizması. Ama her zaman birileri bu dünyada herkesten daha özgür. Onlar kural koyuyorlar. Herhangi bir kuralla da bağımlı değil, ne din, ne ahlak, ne hukuk ne de yasa” ifadelerini kullandı.

"EGEMENLER, ÇIKARLARINA DOKUNDUĞUNUZDA BENZER TEPKİLER VERİYOR" 

“Egemenler genel olarak kendilerine, çevrelerine, çıkarlarına dokunduğunuzda benzer tepkiler veriyor. Ama suç biraz da bizde” diyen Dilipak, şöyle devam etti:

“Herkes ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ kafasında sanki. Ötekilerin haklarını savunmak birilerine zor geliyor. Şanar'la (Yurdatapan) biz bunu yıkmaya çalışmıştık. ‘Birimizin derdi hepimizi gerdi’ diye dayanışıyorduk. Bugün 5gvirusnews'de vicdanı canlı tutmaya çalışıyoruz. Nazım'ın dediği gibi ‘Bizler farklı farklı dillerde aynı şarkıyı söyleyen insanlarız’ belki de dilimizi ideolojik politik sloganlardan arındırsak.”

Dilipak, “AKP’nin papatyaları” başlıklı yazısı nedeniyle hakkında açılan davalarla ilgili olarak da şunları kaydetti:

“Aslında Halkın Kurtuluş Partisi de davacı oldu ama onların taleplerine karşı takipsizlik verdiler. AK Parti'de, genel başkanlık, kadın kolları genel başkanlığı, bazı kadın milletvekilleri ve kadın kolları il başkanları davacı oldu. İşin ilginç yanı, genel merkezin koordinesinde, tek tip şikayet dilekçesi ve basın açıklaması ile. 28 Şubat'ta rakiplerimizden gelen tepkilere hazırdık, bekliyorduk, sürpriz olmadı. Ama bu, beklemediğiniz bir yerden, beklemediğiniz bir üslupla, beklenmedik bir kapsam ve şekilde.. Sadece dava değil ki, topyekun bir linç kampanyasına dönüştürüldü. Medya, troller... haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok etti, hedefini vurmayan bumerang geri döndü ve sahiplerini vurdu.

Cumartesi Anneleri: Son kayıp bulunana kadar mücadeleye devam edeceğiz Cumartesi Anneleri: Son kayıp bulunana kadar mücadeleye devam edeceğiz

14 Eylül Çarşamba günü, Küçükçekmece, 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde saat 10.00'da duruşmamız var. Bu daha önce yaşanan ‘312 general davası’ gibi bir dava. Kınadığımız başımıza geldi.

‘AK Parti içindeki FETÖ'nün zihniyet ikizi AKP'liler ve onların papatyaları’ dediğim için yargılanıyorum. Diğer cümlelerin matufiyeti de bu. ‘AK Parti içindeki FETÖ'nün zihniyet ikizi AKP'liler’in ve ‘onların papatyaları’nın kim olduğunu görmek isteyenler son bir birkaç aydır yolsuzluk dosyalarından adı geçenlerin kim olduklarına bakabilirler. Bu davanın bir de Ankara ayağı vardı. Genel başkanlık adına açıldı dava. Orada da hukuk davası görülüyordu. Tazminat davasında hâkime hanım bir çok usul hatası yaparak ve ceza davasını bekleme sebebi de yapmadan karar verdi. O dosya da şimdi Ankara'da İstinaf'ta.”

"İKTİDARIN, SERVETİN DÖNÜŞTÜRÜCÜ BİR GÜCÜ VAR"

Dilipak, “Koltuklara oturan, iktidar ve güçle tanışan muhafazakârlar değişti mi?” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

“İktidarın, servetin dönüştürücü bir gücü var ve önce de sahiplerini dönüştürür. Burada temel sorun, hasbi ve hesabi olma sorunu. Burada temel sorun, aklınız, vicdanınız ve imanınız mı siyasetinize yön veriyor yoksa, siyasi ihtiraslarınız ve servetiniz mi aklınıza, vicdanınıza ve imanınıza yön veriyor? Yani, Mevlana'nın dediği gibi yaşadığınız gibi inanıyorsunuz, inandığınız gibi mi yaşıyorsunuz? Muhalefette iken talep ettiklerinizle, iktidarda iken talep edilenler konusundaki mazeretlerimiz pek de birbiri ile örtüşmüyor tabi. Bu bize has bir durum değil, her yerde, her zaman genel manzara bu. O zamanda eski sözler ve bugünkü sözler, eski işler ve bugünkü işler, arşivlerden derlenip klipler halinde önümüze konuyor tabi. Ezilmişlerin iktidarı çoğu zaman sancılı ve zor bir geçiş sürecine sebep olur. Yoksulların servetle tanışması da. Hem servet ve hem iktidarla tanışan mahrumları, dünya nimetleri, hazları, şatafatı ile tanışmaları da her zaman sorunlu olmuştur. Ahirette beklediklerini dünyada karşılaştıkları arasında dünyayı seçenler, kişisel olarak hoyratça ve beklemedik dönüşümler yaşayabilirler.”

"BÜYÜ BOZULDU"

Dilipak, “Muhalefetteki dinamizm, kalenin en büyük burcuna bayrağı dikince, yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilince yerini nereye bıraktı?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Büyü bozuldu. Cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları, 15 Temmuz bir güç zehirlenmesini de beraberinde getirdi iktidar çevrelerinde. Bu durum tek kişi ile sınırlı değil, kolektif bir davranış şeklinde kendini gösterdi ve herkes birbirini tetikledi. Bu iş biraz da yokuş aşağı koşmaya benzer. Bir defa koşmaya başladınız mı durmak zor. Bir noktadan sonra da artık geri dönüşü imkansız kadar zordur. Aşk ve öfke aklı zail eder. İktidar aşkı, muhalefet öfkesi de öyle.”

“SİYASİLER DEREYİ GÖRMEDEN PAÇAYI SIVIYOR"

Dilipak, yaklaşan seçimlerle ilgili şu görüşlerini aktardı:

“Siyasiler dereyi görmeden paçayı sıvıyor. Koalisyon olmasın diye başkanlık sistemine geçtik, şimdiden koalisyonlar oluştu. Daha ortada aday yok, seçim tartışması yapılıyor. İnsanlar pazar alışverişinde bile peynirin tadına bakmadan, fiyatını sormadan ne sebze alır ne meyve, ama parti seçiyoruz. Gelinen noktada daha iyisi için bir umut koalisyonu yok, ötekilerden korkuya dayalı bir koalisyon arayışı var. Bana kalırsa evdeki hesap çarşıya uymayacak. Çok büyük bir kararsızlar topluluğu var.

“SEÇMEN, ADAYA BAKACAK"

Bugün iktidar ve muhalefet kanadındaki grubu bulunan partilerin tümü ve bu koalisyon görüşmelerinde yer alanların tamamı uluslararası sistemin dayattığı politikalar konusunda aynı çizgide buluşuyor. AK Parti ile CHP ya da MHP ile HDP ya da İYİ Parti ile diğerleri arasında bir fark yok. Gördüğüm şu ki, seçmen tek partiye oy vermeyecek önümüzdeki seçimlerde. Adaya bakacak. Bu bağımsız aday da olabilir.