HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Kars İl Kongresi’nde, partisinin kendi adayı ile seçime gideceğini duyurdu. İttifakın da en yakın zamanda kendi Cumhurbaşkanı adayını açıklayacağını da söyledi. Eş başkanlardan peş peşe yapılan açıklamalarda müzakerelerin devam edeceğine de vurgu yapıldı. HDP’nin bu kararı siyaset gündemini yeniden hareketlendirdi. Karara destek veren de eleştirenler de oldu.

Artı Gerçek'ten Onur Öncü'nün haberine göre, altı yılı aşkındır Edirne F Tipi cezaevinde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin kendi adayıyla seçime girme kararını, parti kapatma ve hesaplara bloke koyulması gibi HDP üzerindeki baskılar karşısında muhalefetin tutumunu ve Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı hakkında birçok soruya yanıt verdi.

'AKP’YE KAZANDIRMAK GİBİ BİR POLİTİKA HDP İLE BİRLİKTE ANILAMAZ'

Demirtaş, aday kararının partisinin resmi politikası olduğunu belirtti ve şu öneride bulundu:

“Pervin Hanım, partimizin uzun süredir tartışılan ve herkesin bildiği resmi politikasını dile getiriyor, bunda bir tuhaflık yok. Eş Genel Başkan, kişisel görüşünü veya bir dileğini açıklamıyor, hepimizin ortaklaştığı yaklaşımı ifade ediyor. Ben de genel merkezimiz de hem eleştirileri hem de destek açıklamalarını yakından izliyoruz, izlemeye devam edeceğiz. Fakat AKP’ye kazandırmak gibi bir politika HDP ile birlikte anılamaz. Bunu söyleyenleri azıcık insaflı, vicdanlı olmaya ve HDP’ye yapılanlara rağmen milyonlarca HDP’linin adeta kahramanca nasıl direndiğine bakmalarını tavsiye ederim.”

'ÇAĞRIYI HDP’YE DEĞİL ALTILI MASA'YA YAPIN'

Partisinin politikalarının arkasında duracağını vurgulaya Demirtaş, adaylık konusunda HDP'ye yapılan eleştirilere de şu yanıtı verdi:

“HDP’nin kendi adayını çıkarması iyi olmaz, ortak adaya destek vermeli’ diyenler HDP’ye baskı uygulamak yerine Altılı Masaya çağrı yapmalı ve adayları açıklamadan önce de sonra da HDP’yi ziyaret ederek açık bir müzakere yürütmesini istemeliler. Bunda anormal ne olabilir ki? Altılı Masa HÜDA PAR ile de görüşüyor, açık müzakere yapıyor ki toplam oyları birkaç yüz bini geçmiyor. Genel merkezimiz tüm eleştirileri saygıyla karşılayacaktır bundan eminim. Ancak bana kalırsa çağrıyı HDP’ye değil Altılı Masa'ya yapmaları daha doğru, daha sonuç alıcı olur. Biz sonuna kadar, partimizin politikasının arkasında duracağız.”

'GÖREVDEN KAÇMAM'

Demirtaş, “HDP dile getirdiği 'açık müzakere' çağrısına yanıt alamazsa, kendi adayı ile devam edecek. Peki sizin aday olmanız istenirse aday olur musunuz?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Bu konuda yetkili kurullarımız geniş çerçevede bir tartışma yürütüyor, bu tartışmalar sonuçlanmış değil henüz. Ben görevden kaçmam elbette ancak partimizle ortak alacağımız karar sonucu hangi arkadaşımız bu sorumluluğu üslenirse tartışmasız şekilde, onun başarısı için çalışacağız. Bizim açımızdan görev tartışmasıdır bu, ötesi bir yaklaşım bizim partimizde olmaz. Partimiz bu görevi bana vermiş ya da başka bir arkadaşımıza, hepimiz aynı moralle ve aynı sorumluluk bilinciyle başarıya odaklanıp çalışırız.”

'SEÇMEN KARARSIZ DEĞİL'

Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine ilişkin gerek parlamento gerekse cumhurbaşkanlığı seçimlerinde seçmenin kararsız olmadığını vurguladı:

“Bu konuda da cezaevinde neredeyse her gün çağrı yapıyorum, zaten bu aşamada temel amacımız kararsız ve ilgisiz seçmeni seçime karşı duyarlı hale getirmektir. Kararsız olmak demek “Benim kendi geleceğime ilişkin bir düşüncem, görüşüm, ilgim yok” demektir. Ben bu seçimin en yüksek katılımlı seçimlerden biri olacağına inanıyorum, kararsız seçmen oranı her gün azalarak sandık gününe kadar en az orana inecektir diye öngörüyorum.”

'YAPILAN GASPTIR'

Demirtaş, Anayasa Mahkemesinin HDP’nin hazine yardımı alan hesapları bloke etmesini siyasi bir karar olarak değerlendirdi. Kararı ‘gasp’ olarak nitelendiren Demirtaş ve şöyle konuştu:

“Aslında Anayasa Mahkemesinin kararı demek yerine, AKP’nin kararı demek daha doğru olur. Herkesin gözünün önünde açıkça siyasi bir karar alan Anayasa Mahkemesine bağımsız mahkeme demek mümkün değildir. Bir şeye de dikkat çekmek istiyorum; adı Hazine yardımı olan şey, aslında HDP seçmeninin vergilerinden, HDP’nin payına düşen miktardır. Yani partimize devlet, AKP, MHP falan yardım etmiyor. Yüzde üçü geçebilen her parti, aldığı oy oranında, seçmeninin vergilerinden pay alıyor. Bloke edilen para o paydır. Yani Anayasa Mahkemesinin bloke ettiği para, HDP seçmeninin parasıdır, başka kimsenin değil. Özetle bu para HDP’ye lütufla verilmiyor, zaten bizim paramızdır. Tam da bu nedenle yapılan gasptır diyoruz.”

'TEMEL AMAÇ HDP’Yİ SEÇİMLERDE ETKİSİZ KILMAK'

Demirtaş geçmiş seçimlerden örnek vererek, “İktidar, paramıza el koyarak siyasi çalışma yürütmemizi engelleyebileceğini mi sanıyor? Şayet öyleyse bizi halen tanımayacak kadar aptallar demektir. Pek çok seçimde kendimizi tanıtmıştık da oysa. Halkımız, kendi parasına el koyanlara en güzel cevabı seçim günü verecekler. O güne fazla kalmadı. Temel amaç HDP’yi seçimlerde etkisiz kılmak, tasfiye etmek çabasıdır. Boş çabadır. HDP’yi tasfiye etmek isteyenlerin kendisi tasfiye olur. Çünkü HDP halktır ve hiç kimse halkı tasfiye edemez.” ifadelerini kullandı.

MUHALEFET ELEŞTİRİSİ

Selahattin Demirtaş, muhalefet içerisinde HDP ve Kürtlere yönelik bakış açısını da eleştirdi:

“Ne yazık ki muhalefetin bir kısmının demokrasi anlayışında HDP’ye, HDP seçmenine, daha açık ifadeyle Kürt’e yer yok ‘AKP ile HDP arasında tercih yapın’ derseniz AKP’yi gönül rahatlığıyla seçecek bir muhalif kesimin olduğunu da bu süreçte daha net görmüş olduk. Cezaevinde iktidar yanlısı olmayan bazı gazetelere de her gün göz atıyorum; bazısı ulusalcı, bazısı muhafazakar gazeteler bunlar. Bu gazetelerde her gün mutlaka boy boy AKP-MHP haberleri görebilirsiniz ama HDP haberlerini mercekle arasanız derman niyetine bir tane bulmakta zorlanırsınız.” .

'AKP-MHP’DEN BİZİM AÇIMIZDAN NE FARKI OLABİLİR?'

Demirtaş, çok etkilendiği ve çok bariz bir ayrımcılık olarak aklımda kalan bir örneği de paylaştı:

“İzmir HDP il binamızda özel bir tetikçi faşist tarafından Deniz Poyraz yoldaşımız barbarca katledildikten bir gün sonraki Sözcü gazetesinde bu habere de yer verilmişti ama tüm partilerin temsilcilerinin suikasta dair demeçlerine yer veren Sözcü gazetesi, il binası basılıp çalışanı katledilen partinin yani HDP’nin ne eş genel başkanlarının ne de başka bir sözcüsünün demecine yer vermemişti. Bu örnek bir zihniyet yansımasının çok net bir örneğidir. Yayın politikalarını kendileri belirler, biz bir şey diyemeyiz elbette ama kendine ulusalcı muhalif diyenlerin yaklaşımı buysa onların AKP-MHP’den bizim açımızdan ne farkı olabilir? Dolayısıyla ulusalcı, milliyetçi muhalif kanat başta olmak üzere muhalefetin bir bölümü HDP’ye yapılanların örtülü destekçisidir. Bunu çok da gizlemiyorlar zaten. Üzücü ama gerçek bu, ne yazık ki…"

'HDP’YE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR'

Selahattin Demirtaş, AK Parti sonrası dönemde HDP’ye büyük sorumluluk düştüğünü de vurguladı:

HDP'den 'Demokratik Cumhuriyet' konferansı için çağrı HDP'den 'Demokratik Cumhuriyet' konferansı için çağrı

“HDP toplumsal barışın ve radikal demokrasinin garantisidir. AKP sonrası benzer bir statüko kurulmasını önleyecek, devleti ve toplumu demokrasiyle buluşturacak en ciddi mücadeleyi HDP yürüttü, yürütmeye devam edecektir. Seçim sonrasında da yeniden inşa süreçlerinde hem TBMM’de hem de toplumsal alanda HDP’ye büyük sorumluluk düşüyor. Partimiz de bu sorumluluğun bilincindedir ve şimdiden, seçim sonrasına dönük hazırlıklarını da ciddiyetle sürdürmektedir” dedi.