5 yıldır tutuklu olan ve sağlık sorunları bulunan eski HDP milletvekili Aysel Tuğluk hakkında Adli Tıp Kurumu'nun hazırladığı son rapor, Tuğluk'un avukatları ve yakınlarının tepkisini çekti.

Hatice Kamer'in BBC Türkçe'de yer alan haberine göre Tuğluk ay başında Adli Tıp Kurumu'nda (ATK) 3 gün kalmış, ATK bu süreç sonunda hazırladığı raporunda "demans" tanısı konulan Aysel Tuğluk'un savunma yapıp yapamayacağına ilişkin mahkemenin sorusuna yanıt vermemiş ve "cezai sorumluluğunun tam olduğunu" belirtmişti.

Tuğluk ATK'daki süreç sonunda yeniden Kocaeli Kandıra'daki F Tipi cezaevine götürüldü.

Aysel Tuğluk'un avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir, iddianamede yer alan ifadeler ve suçlamalara odaklanarak hazırlanmış raporun tek yanlı, bilimsellikten ve objektiflikten uzak olduğunu savundu.

Aysel Tuğluk'un sağlık sorununu ilk fark eden kişilerden biri olan kuzeni Gülsen Yüksel de bu raporu 'korkunç' olarak niteledi.

Tuğluk'un avukatı ve yakınlarına, Adli Tıp Kurumu'nun raporunu nasıl yorumluyor?

NE OLMUŞTU?

Tuğluk, vekilliği döneminde yapmış olduğu basın açıklamaları ve siyasi faaliyetleri sebebiyle hüküm giydi. Tuğluk ayrıca kamuoyunda "6-8 Ekim Kobane" dosyası olarak bilinen ve HDP'li siyasetçilerin yargılandığı Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nin dosyasından da yargılanıyor.

Demans tanısı konulan Tuğluk için bir süredir kampanyalar düzenleniyor. Sağlık problemleri nedeniyle yargılandığı davada bugüne kadar beyanda bulunamadığı için mahkeme, tam teşekküllü bir hastaneye sevkinin sağlanarak bu durumun netleşmesi yönünde ara karar aldı ve Aysel Tuğluk, 1-4 Şubat 2022 tarihleri arasında ATK Gözlem İhtisas Kurulu'nda tutuldu.

ATK, Tuğluk için daha önce farklı sağlık kurumlarından alınan sağlık raporlarını da eklediği 24 sayfalık raporda, yargılandığı dava dosyalarındaki suçlamalara da kapsamlı bir şekilde yer verdi ve Aysel Tuğluk'un "Devletin Birliğini, Ülkenin Bütünlüğünü Bozma'' nedeniyle ''CEZA SORUMLULUĞUNUN TAM OLDUĞU'' yönünde kanaat bildirdi.

Tuğluk'un avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir, 15 Şubat tarihli Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen Adli Tıp Raporu'nun, Tuğluk'un yaşamış olduğu sağlık sorunlarından kaynaklı savunma yapıp yapamayacağının tespiti amaçlı istenen bir rapor olduğunu belirtti.

Raporda, Tuğluk'un muayenesinde halihazırda 'Hafif Bilişsel Bozukluk tespit edildiği' bilgisiyle beraber ''suç tarihini kapsayan dönemde ceza sorumluluğunu etkileyecek mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı'' ifadesi de yer alıyor.

RAPOR İDDİANIN TARAFI GİBİ

Barış sürecinde yapılan her şeyin suç olarak Tuğluk'un dava dosyasına girdiğine dikkat çeken Tuğluk'un kuzeni Gülsen Yüksel, ATK raporunda da bu suçlamaların tek tek sayıldığını hatırlattı; ''Aysel katil değil, hiç kimseye de zarar vermedi, düşünceleri nedeniyle tutuklandı. Ona isnat edilen tüm suçlamaları sağlık raporunda tek tek yazmak ATK'nin işi midir? Buradan da bir tarafları memnun etmeye çalıştıklarını anlıyoruz.''

Avukat Baydemir, ATK raporunda, tıbbi kanıtların değerlendirilmediği, kanıta dayalı bilimsel tartışma yapılmadığı, bunun yerine olayları 'iddianın tarafı gibi' aktardığını söyleyerek bu nedenlerden dolayı raporun bilimselliğini ve objektifliğini yitirdiğini savundu.
Baydemir, ''Ancak ATK kendisinden talep edilen hususta bir değerlendirme yapmamış ve sayın Tuğluk'a atfedilen fiillerin meydana geldiği döneme ilişkin herhangi bir tıbbi veri olmadan "cezai sorumluluğunun tam olduğuna" dair rapor düzenlenmiştir.''

SAĞLIK RAPORU SÜRECİ NASIL BAŞLADI?

Aysel Tuğluk'un uzun bir süredir yaşamış olduğu ciddi sağlık sorunları sebebiyle, avukatları mevzuat gereği, hükümlü bulunduğu dosyasındaki cezanın infazının ertelenmesi amacıyla talepte bulununca Tuğluk'a, Seka Devlet Hastanesi'nde ilk teşhis kondu.
Akabinde Kocaeli Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulu da kapsamlı raporunda, Aysel Tuğluk'un hastalığının 'kronik ilerleyici seyirli ve cezaevinde tek başına hayatını sürdürmesini engeller nitelikte' olduğunu belirtti bu nedenle cezasının infazının ertelenmesi gerektiği yönünde bir rapor yazdı.

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu, bu raporun tersi yönünde bir rapor verince, avukatların Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yapmış olduğu talepler de reddedildi.

BAYDEMİR: SÜREÇ TÜKETİLMEDİ

Cezaevi koşullarında tedavi olanağı olmadığı bilindiği halde müvekkilinin tahliye edilmediğini söyleyen Baydemir, sürecin hukuki olarak tükenmediği söyledi.

''Raporda müvekkilin yalnızca fiillerin işlendiği tarihlerde ceza sorumluluğunun tam olduğundan bahsetmektedir. Oysa ki bir bireyin cezasının infazı için de sağlığının tam yerinde olması gerekmektedir. Raporda buna dair bir değerlendirme de yapılmamış.''
Baydemir, raporda Tuğluk'un tıbbi durumuyla ilgili cezaevindeki sağlık kayıtları, cezaevinde tıbbi bakımı veren ekiplerin, idari görevlilerin, onunla birlikte kalan tutukluların tanıklıklarına da yer verilmediğini belirtti ve demans olmayan birine bir yıldır neden düzenli olarak demans ilaçlarının verildiği sorusuna da ATK'nın yanıt vermesi gerektiğini savundu.

DEMANS SÜRECİ NASIL GELİŞTİ?

Kalıcı hafıza kaybı anlamına gelen demans teşhisi konan Aysel Tuğluk, Aralık 2016'dan beri Kocaeli 1 No'lu F Tipi'nde tutuklu bulunuyor. Tutuklandıktan 1,5 yıl sonra 78 yaşındaki annesi Hatun Tuğluk, 13 Eylül 2017'de Ankara'da hayatını kaybetti.

Ankara'daki İncek Mezarlığı'na gömülen Hatun Tuğluk'un cenazesi, "Burada şehit cenazesi var, buraya terörist cenazesi gömdürmeyiz, gömseniz de çıkartır parçalarız'' diyen taşlı sopalı bir grubun saldırısı üzerine gömüldüğü yerden çıkarıldı.

Cezaevi idaresinin izniyle törene katılan Aysel Tuğluk da yaşananlara şahit oldu. Saldırıların devam etmesi üzerine Hatun Tuğluk'un cenazesi mezardan çıkarılarak Dersim'e götürüldü.

Aysel Tuğluk'un avukatları, ailesi ve arkadaşları, bu olayların hastalığı tetiklediğine inanıyorlar.

İKİ YETİŞKİN GİBİ KONUŞAMADIĞIMIZI FARK ETTİM

Pandemiden önce açık görüşe gittiğini söyleyen Yüksel, Tuğluk'ta başlayan unutkanlık sürecini ilk başlarda depresyona yorduklarını, pandemi ile beraber unutkanlığının çok hızlı ilerlediğini belirtti.

''Pandemide sadece telefonla konuşuyorduk ve eşit iki yetişkin gibi konuşamadığımızı fark ettim. Ben ona sanki kızıma davranıyorum gibi davranmaya başladım, oysa aramızda iki yaş var, eski konuştuğum Aysel değil, o hissi aldım. Arkadaşlarının yaptığı şakaları bile anlamıyordu, ciddi bir konu gibi anlatıyordu, orda biraz ayıldım, bir algı sorunu geliştiğini fark ettim.''

ÇİLLER'İN İSMİNİ BİLE HATIRLAMADI

Aysel Tuğluk ile yaptığı her görüşmede, Tuğluk'un ona sayıları, günleri, yaşanan ani gelişmeleri, vekillik yaptığı bir dönemi ve yeni olayları hatırlayamadığını anlattığını söyleyen Gülsen Yüksel şunları aktardı:

''İçerisi soğuktur diye mont almıştım, telefonla konuştuğumda 'beğendin mi' diye sordum, hatırlamadığını söyledi, oysa içerde olanlar, dışarıdan gelen en ufak şeyi, her detayı hatırlar, hiç unutmazlar...''

Unutkanlığının derecesini ölçmek için yaptığı telefon görüşmelerinin birinde Türkiye'nin ilk kadın başbakanının adını ona sormuş. ''Tansu dedi soyadını hatırlamadı, Çiller mi diye tereddüt etti. Aysel, hafızası çok güçlü bir kadındı, hukukçu ve siyasi bir figürdü ama Tansu Çiller'in adını hatırlayamadı…'

DEMANS SEVGİYLE TEDAVİ EDİLMEZ

Derin ve tedavi edilemeyen depresyonların demansı tetikleyebileceğini öne süren Gülsen Yüksel'e göre kuzeni dışarda olsaydı hastalığı bu kadar hızlı ilerlemeyecekti.

Cezaevinde Aysel Tuğluk'a arkadaşlarının sevgiyle baktığını söyleyen Yüksel ''Bu böbrek ya da kalp hastalığı değil ki, zihni vuruyor, tedavi edilmesi şart, içerde hızla ilerliyor, yoksa kimse bunu Aysel çıksın diye yapmıyor'' dedi.

''Demans hastalığı sevgiyle tedavi edilerek geçmez'' diyen Gülsen Yüksel, devletin bu konuda sorumlu davranması gerektiğini söyledi.