ABD merkezli ulaşım şirketi Uber'in sızdırılan belgelerine göre, telefon uygulaması aracılığıyla taksi hizmeti veren şirket birçok ülkede ‘agresif lobi faaliyetleri’ yürüttü. Türkiye dosyalarında, dönemin bakanları Ali Babacan, Mehmet Şimşek, AK Parti’nin kurucularından Cüneyd Zapsu ve eski büyükelçi Namık Tan’ın isimleri yer aldı

Dünya genelinde 72 ülkede faaliyet gösteren Uber, Türkiye pazarına Haziran 2014'te girdi. Şirket, araç sürücüsü sayısını 2017'de yaklaşık 3 bin, 2018'de ise 8 bin olarak açıklamıştı. Taksicilere göre ise o dönem bu rakam 10 bini geçiyordu. Lisansı bulunmayan şirketin Türkiye'den kazandığı yüzde 20'lik komisyonun vergisini ödemeye başlaması ise 2018'in son dönemini buldu.

DW Türkçe'nin Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ile birlikte yürüttüğü "The Uber Files" araştırmasına göre Uber, başarı sağlamak için girdiği tüm ülkelerde benzer taktikler kullandı. Şirket, sızdırılan iç kayıtlarına göre teknolojiden yararlanarak agresif lobi faaliyetleri yürüterek ve yasaları hiçe sayarak birkaç teknoloji uzmanı çalıştıran bir San Francisco girişiminden küresel bir dev haline geldi.

ERDOĞAN'A YAKIN İSİMLER HEDEFLENDİ

DW Türkçe'nin incelediği kayıtlara göre, Uber'in Türkiye'de ruhsatsız araçlarla büyümesi taksicileri ayağa kaldırırken arka planda lobi faaliyetleri sürüyordu. Uber, Türkiye'deki varlığını garantilemek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yakın isimleri radarına aldı. Dönemin bakanları Ali Babacan ve Mehmet Şimşek'in Erdoğan'ı ikna etmesi için harekete geçen şirket, ilk olarak AK Parti kurucularından olan ve bir danışmanlık firması bulunan Cüneyd Zapsu'ya ulaştı.

'ERDOĞAN BU GÜNLERDE YABANCI ŞİRKETLERE KARŞI ÇOK AGRESİF'

Tüm dünyada eş zamanlı olarak yayınlanan araştırmaya göre Uber, Türkiye piyasasına girmeden önce karşılaşacağı yasal sıkıntılar ve engellenme riskinin farkındaydı. Türkiye'de lisans almayı garantilemek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yakın isimler üzerinden lobi faaliyetleri yürüten şirket, böylece her türlü yasal düzenlemeyi rahatlıkla yaptırmayı amaçlıyordu. İncelenen belgelere göre, Uber Türkiye'ye girmeye hazırlanırken pazar araştırması yapan bir yönetici, "Önemli bir nokta şu ki, RTE (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan) bu günlerde yabancı internet şirketlerine karşı çok agresif. Twitter ve Youtube'u vergi ödememekle suçluyor... O halde tüm bu (yaratıcı!) argümanlara karşı hazırlıklı olmalıyız" dedi.

Türkiye'de ilk olarak taksilerle işe başlayan Uber, taksi ruhsatı olmayan araç sahipleriyle müşterilerin karşılıklı hizmet alım satımına imkan sağlayacak peer-to-peer, yani kişiler arası iş modeli P2P'nin lansmanı için de hedefleri ve riskleri belirlemeye başladı. Bu şekilde işleyen platformlar kullanıcıların birbirlerine mal ve hizmet alıp satmalarını sağlarken karşılığında da bir komisyon alıyor.

'KAMUOYUNU KAZANAMAYACAĞIMIZ AŞIRI MİLLİYETÇİ BİR PAZAR'

Eylül 2014 tarihli toplantı notlarına göre şirket yöneticileri, Türkiye'de güçlü olan taksi lobisinin vereceği cevap taksicilerin imajını olumsuz etkileyecek olsa da Uber'in "topla tüfekle saldırmak" yerine, daha ölçülü bir cevap vermeleri gerektiğini belirttiler. Bir yönetici "Gerçek şu ki Türkiye, sürücü ortaklarımız için şiddet riskine kayıtsız kalan büyük, kötü Amerikan şirketi olarak kabul edilirsek, kamuoyunu kazanamayacağımız aşırı milliyetçi bir pazar" dedi.

'CESUR KORSAN TAKSİLERE İHTİYACIMIZ VAR'

Aynı toplantıda korsan taksilerle çalışma da gündeme geldi. Korsan taksicileri olağan iş ortakları olarak tanımlayan şirket yetkilileri, Türkiye'deki yasalara göre ticari ehliyeti olmayan ve taksi taşımacılığı yapan sürücülerin sadece para cezası ile cezalandırıldığına dikkat çekti. Belgelere göre korsan taksicilerin sisteme kayıt olduğunda daha şeffaf hale geleceğini ve bunun onlar için sorun oluşturabileceğini söyleyen bir yöneticinin şöyle dedi: "Bu yüzden başlangıçta sürücüleri bulmakta zorlanabiliriz, cesurlara ihtiyacımız var ve cezaları ödeyeceğimizi garanti ediyoruz."

Uber, Türkiye'de faaliyete geçtikten hemen sonra bir lobi kitapçığı hazırlatarak stratejilerini de belirledi. Şirketin temel hedeflerinden biri, "kilit iş ve siyasi paydaşları" belirleyerek lüks taşımacılıkta "daha iyi bir" lisanslama planı için "yasa yapma sürecinin aktif bir oyuncusu olmak"tı.

'TEKNOLOJİ MERAKLISI KİŞİLERLE İLETİŞİME GEÇİLECEK'

Ekim 2014'teki yazışmalarda Türkiye'den sorumlu bir yönetici, Uber'in P2P lansmanının Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Twitter ve Youtube vakası gibi aktarılma riskine karşı, AK Parti kabinesinden "entelektüel ve teknoloji meraklısı kişilerle" iletişime geçeceklerini söyledi. Bu isimler dönemin Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ti. Yazışmalara göre Babacan, o tarihten önce şirket kurucusu Travis Kalanick ile görüşmüş, Şimşek ise yakın zamanda Londra'da Uber'i destekleyen bir tweet atmıştı.  

Toplantılarda "Amacımız, taksi lobisinden önce bu iki kişinin Uber'i Erdoğan'a anlatmasını sağlamak" diyen Uber yöneticisi, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile konuşmanın taksi lobisini harekete geçirebileceğinden Topbaş'tan önce daha kıdemli insanlarla irtibata geçmeyi deneyeceklerini ifade etti.

ERDOĞAN'A ZAPSU ÜZERİNDEN ULAŞMAYA KARAR VERİLDİ

Şirket, Babacan ve Şimşek'e "AK Parti'nin kurucularından ve Erdoğan'ın yakın arkadaşı olan" Cuneyd Zapsu üzerinden ulaşmaya karar verdi. Öte yandan eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun oğlu Murat Aksu'ya ait bir hukuk bürosu olan ASC Hukuk ile de olası bir yardım için iletişime geçeceklerini belirttiler.

Zapsu, 2001 ile 2008 yılları arasında partinin merkez yürütme kurulu üyesiydi. Zapsu, Erdoğan'ın Başbakanlık döneminde danışmanlığını üstlendi. 2008 yılına kadar AK Parti Merkez Karar Yürütme Kurulu'nda (MKYK) olan ve Genel Başkan Erdoğan'ın Özel Asistanlığı ve Veri Koordinatörlüğünü yapan Zapsu, 2008 yılında aktif siyasi görevlerinden istifa ederek kurduğu Cuneyd Zapsu Danışmanlık A.Ş. ile uluslararası yatırım ve yönetim danışmanlığı hizmeti vermeye başladı.

ZAPSU, LOBİ FAALİYETLERİ İÇİN 150 BİN DOLAR İSTEDİ

Kayıtlara göre UBER yöneticileri İstanbul'da Zapsu ve şirket yetkilisi ile bir yemek gerçekleştirdi. Görüşmede Zapsu'nun şirketi, Uber'in Türkiye pazarında işlerini kolaylaştıracak kilit kişileri belirledi. Valilerden belediye başkanlarına, taksi plakası sahiplerinden medya şirketlerinin başkanları ve içişleri, ulaştırma ve maliye bakanlarına yaklaşık 30 kişilik bir liste sunan Zapsu'nun şirket yöneticisi, bu kişilerin kim oldukları ve şirketten duymak istedikleri mesajın ne olduğu konusunda Uber'e yardım edeceklerini belirtti. Ayrıca 2015 seçimlerinin öncesi ve sonrasında doğru iletişim kanalları kurmaları için şirkete rehberlik edeceklerini ifade etti. Görüşmenin ardından Aralık 2014'te Zapsu'nun danışmanlık firması Uber'e bir anlaşma taslağı gönderdi. Taslağa göre Zapsu, üç aylık lobi faaliyeti için ayda 50 bin dolarlık ücret talep ediyordu.

Üst düzey bir yönetici, "Fiyat çok yüksek ama muhtemelen Türkiye'de gerçekten büyümemizin tek yolu Cüneyd Zapsu gibi nüfuz sahibi birinin bizi önemli Türklerin radarına sokması" dedi. Ancak iki şirket fiyatta anlaşamayınca o dönem resmi bir anlaşma yapılmadı. Yazışmalarda Zapsu'nun Erdoğan'ın ilk döneminden olduğu ve etkisini yitirdiğini dile getiren şirket yöneticileri, kendisine son çare olarak başvurmayı düşünerek yeni alternatiflere yöneldi.

'HÜKÜMETİN GÖZ YUMMASINI SAĞLAYABİLİR'

Şirket yöneticilerine göre Uber'in Türkiye'de yapacağı bir iş ortaklığı da yasaların değiştirilmesine yardımcı olabilirdi.

Ocak 2015'teki bir yazışmada, Türkiye'den sorumlu bir yönetici, kurduğu bağlantıların kendilerine ortaklık için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imam hatip lisesinden arkadaşı Hasan Gürsoy'un sahibi olduğu Gürsoy İnşaat'ı tavsiye ettiğini söyledi. Şirketin ağırlıklı olarak inşaat ve alışveriş merkezi işletmeciliği yaptığını ve ulaşıma yatırım yapmayı planladığını anlatan yönetici, "Özellikle özel jet kiralama. Hükümet ve Cumhurbaşkanı ile çok iyi bağlantıları var, gerçekten bu şirket AK Parti döneminde yükseldi. Bağlantımız aracılığıyla kendisine ulaştık ve çok ilgilendiler. Gerçekten de bu adam hükümetin önce Uber'e göz yummasına ve sonra da gerekli P2P düzenlemelerine gitmesine meydan verebilir. Onlarla bir anlaşma yaparsak, Zapsu'nun hizmetlerine ihtiyaç duymuyor olacağız" dedi.

Uber daha sonra iki şirketle daha stratejik yatırım görüşmesi yaptı. Şubat 2015'te ise dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile görüşme gerçekleşti. Şimşek'le görüşmenin hangi lobici ya da bağlantılar aracılığıyla gerçekleştirildiği sızan belgelerde belirsiz kaldı. Şimşek'in bu görüşmesi kamuya açık kaynaklarda da yer almadı.

'ŞİMŞEK, UBER'İN TÜRKİYE'DE FAALİYET GÖSTERMESİ KONUSUNDA ÇOK DESTEKLEYİCİ'

"Yenilikçilik ve şeffaflık yanlısı" olarak tanımladıkları Bakan Şimşek ile görüşmenin olumlu geçtiğinin belirtildiği şirket notlarında Şimşek'in, Uber'in Türkiye'de faaliyet göstermesi konusunda "çok destekleyici" olduğu ifade edildi. Şirket notlarında "Bizden gelir idaresi ile görüşmemizi istedi. (Onlardan da Uber konusunda olumlu olmalarını talep etti.) Twitter yasasını incelememizi tembih etti. Uber, e-araç çağırma düzenlemeleri ve P2P hakkında Bakan'a bir teklif sunacak" denildi.

'BABACAN'IN HERHANGİ BİR DEĞERİ VAR MI?'

Dönemin Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın o dönem Uber CEO'su olan Travis Kalanick ve şirket kurucusu Garrett Camp ile yemek yediği de Uber yöneticilerinin iç yazışmalarında ortaya çıktı. Üst düzey bir Uber yöneticisi, 30 Haziran 2016'da şirketin başka bir üst yöneticisine yazdığı bir e-postada şöyle dedi: "Yemekte Türkiye eski Başbakan Yardımcısı'nın yanında oturuyorum. Yaklaşık üç yıl önce Travis ve Garrett ile yemek yediğini söylüyor. Herhangi bir değeri var mı? Eğer öyleyse, ondan bizim için ne yapmasını isteyebilirim?"

Diğer yönetici, "Sanmıyorum ama onunla sohbet etmeye değer. Ekonomiden sorumlu eski Başbakan Yardımcısıydı, ancak aldığımız bilgilere göre Erdoğan'ın gözünden düştü ve son kabine değişikliğinde başka bir bakanlık görevine atanmadı" yanıtını verdi.

Uber, Türkiye'deki stratejik ortaklık planını ise hayata geçiremedi. Eylül 2015'teki yazışmalarda firmaların çoğunun Türkiye'deki gergin siyasi ortamdan dolayı ya da taksi sektörünü etkilemek istemedikleri için bu alanda bir ortaklığa sıcak bakmadığı ifade edildi.

İmamoğlu'ndan, Balıklı Rum Hastanesi Vakıf Başkanı Yuvanidis'e tepki İmamoğlu'ndan, Balıklı Rum Hastanesi Vakıf Başkanı Yuvanidis'e tepki

ESKİ BÜYÜKELÇİ TAN AYDA 35 BİN DOLAR ALDI

Bunun üzerine yazışmalarda, Türkiye'de lisans almak için herhangi bir meşru yolun olmadığı, bu nedenle daha güçlü bir lobiciye ihtiyaç duyulduğu belirtildi. Uber'in Avrupa, Ortadoğu ve Afrika'dan (EMEA) sorumlu bir direktörü, "Birçok seçeneği tükettikten sonra, yasallaşma sürecinde bize destek olacak doğru kişiyi bulamazsak, bunun Türkiye'deki tüm operasyonumuzu yeniden gözden geçirmemize neden olacağını hesaba katmak zorundayız" dedi.

Cüneyd Zapsu, Mehmet Şimşek ve Ali Babacan ile bir sonuca varamayan Uber, bu konuşmadan yaklaşık bir ay sonra, lobi faaliyetlerine devam etmek için kutuplaştırıcı bir siyasi figür olmadığını düşündükleri ABD eski büyükelçisi Namık Tan ve ortağı, dönemin Türk Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Ekim Alptekin ile anlaştı. Tan ve Alptekin'in birlikte çalıştığı NT Danışmanlık firmasıyla aylık 35 bin dolardan üç aylık bir sözleşme imzalandı.

Uber yöneticileri, Ocak 2016'daki yazışmalarda, üç aylık süre sonunda ilerleme kaydedildiği, ama hedefe ulaşmak için daha uzun zamana ihtiyaç olduğunu belirterek aylık ödenecek miktarı "20 bin dolar + bonuslar" olarak belirleyip şirketle bir yıllık anlaşma yapmayı önerdiler. Sızdırılan belgelerde bu sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığı yer almadı.

HÜRRİYET VE SABAH'A ŞİRKET HAKKINDA 'POZİTİF HABERLER' YAPTIRILDI

Uber, bu süreçte medya çalışmaları da yürütüyordu. İç yazışmalara göre bire bir görüşmeler sonrası Hürriyet ve Sabah'ın aralarında olduğu gazetelere şirket hakkında pozitif haberler yaptırıldı. Ocak 2016'daki yazışmalarda "hükümete yakın gazeteci" olarak tanımladıkları Fatih Altaylı'nın da iki köşe yazısı kaleme aldığı belirtildi.

Gelinen noktada ise şirketin Türkiye'deki lobi faaliyetleri başarısız oldu. Kendi lehine yasal düzenlemelerin önünü açamayan Uber'e 16 Ekim 2019 tarihinde İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile erişim engeli getirildi. Şirketin, turizm taşımacılığı yetki belgeli araçları taksi olarak çalıştırması yasalara aykırı bulundu. 2020'nin aralık sonunda ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin kararına göre sadece sarı taksilerle çalışmak suretiyle Uber'e getirilen erişim engeli kaldırıldı. Ancak tüm bu lobi faaliyetleri içinde şirket, 2014 ile 2019 arasında yasal statü kazanmadan Türkiye'de faaliyet göstererek büyümüş oldu.

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nın eski başkanı Yahya Uğur, DW Türkçe'ye şirketin mahkeme kararına kadar yasa dışı faaliyette bulunmasa da yasalardaki boşluklardan faydalandığını, istinaf kararı sonrası ise sadece taksilerle çalışma şartından dolayı yasalarla uyumlu hale geldiğini söyledi.