'Tezkereye evet demek tek adam rejimine onay vermektir'

“Savaş tezkeresine evet demek, tek adam rejiminin kendi iktidarını sürdürmek için her türlü maceraya atılmasına onay vermek anlamına gelmektedir”

'Tezkereye evet demek tek adam rejimine onay vermektir'

HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Türkiye Büyük Meclisi’nin (TBMM) yarın yapılacak olağanüstü toplantısında görüşülecek olan Kürdistan tezkeresine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kemalbay, “Yarın Meclis toplanacak ve savaş tezkeresini görüşecek. Savaş tezkeresi daha önce verildiğinde savaşın sivilleri katleden, zorunlu göçü ortaya çıkartan, Aylan bebekleri ve 5 yaşındaki çocukların çalışırken bıçaklanarak ölmesi gibi tablolarla karşı karşıya kaldık. Savaş bize bunları getiriyor. Bizler savaşa karşı çıkmak zorundayız. Tezkereyi onaylamak bölgedeki savaşa da ortak olmaktır” dedi.

Kemalbay, HDP Kadın Meclisi'nin "Böyle gitmez, kadınlar izin vermez" kampanyası kapsamında yapılan etkinlikte konuştu.

Serpil Kemalbay’ın açıklaması şu şekilde:

Kadınların sesi kısılmak isteniyor. Gerçekler ortaya çıkmasın diye sesimiz engellenmek isteniyor ama mutlaka gerçekler ortaya çıkacak. Bu baskı rejimi, meşru olmayan AKP-Saray rejimi muhakkak tarih önünde mahkum olacak. Bizler burada toplandık çünkü Türkiye halklarının en önemli problemlerinden bir tanesi de kadınların özgürlüklerinin her gün gasp edilmesi tarihsel kazanımlarının ortadan kaldırılması, kadınların yok sayılması, emeğinin sömürülmesi, tutuklanması ve şiddete maruz kalması. Bütün bunları gündemleştirmek ve böylesine otoriterleşen, faşizmi inşa etme yolunda adım adım yürüyen iktidar karşısında “Bu böyle gitmez, kadınlar izin vermez” demek için buradayız.

Türkiye 7 Haziran’dan bu yana bir karanlığa doğru ilerliyor. Halklarımızın nasıl bir yaşam kurmak istediği 7 Haziran’da ortaya çıkmıştı. Halklarımızın demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış taleplerini bastırmak için statükoyu, siyasal islam soslu, militarist, milliyetçi, piyasacı, yağmacı, cinsiyetçi bir yapıyla yeniden inşa etme çabasıyla karşı karşıyayız. Bizler bugüne kadar nasıl ki statükoya karşı mücadelemizi yürüttük, Kürt halkı özgürlükleri için bugüne kadar savaştı, kadınlar özgürlükleri için bugüne kadar savaştı, emekçiler, işçi sınıfı özgürlükler için bugüne kadar savaştıysa bundan sonra bu mücadele güçlenerek devam edecek. Bugün Türkiye’deki bu karanlık tabloyu değiştirecek olan halklardır, kadınlardır, gençlerdir, emekçilerdir.

Parlamento’nun acil olarak toplanmasına karar verildi. Yarın Meclis toplanacak ve savaş tezkeresini görüşecek. Savaş tezkeresi daha önce verildiğinde savaşın sivilleri katleden, zorunlu göçü ortaya çıkartan, Aylan bebekleri ve 5 yaşındaki çocukların çalışırken bıçaklanarak ölmesi gibi tablolarla karşı karşıya kaldık. Savaş bize bunları getiriyor. Bizler savaşa karşı çıkmak zorundayız. Tezkereyi onaylamak bölgedeki savaşa da ortak olmaktır. Savaş, kan, sömürü ve cinsel taciz anlamına gelmektedir. Savaş tezkeresine evet demek, tek adam rejiminin kendi iktidarını sürdürmek için her türlü maceraya atılmasına onay vermek anlamına gelmektedir. Nasıl dokunulmazlıklar kaldırıldığında büyük hata yapıldıysa savaş tezkeresine evet demekte hata olacaktır.

Suriye’de Kürt halkı kendi kendini yönetmek için seçim yapmaktadır. Suriye’de barışçıl demokratik çözüm için bu demokratik seçimler desteklenmeli, Suriye coğrafyasında ve Rojava halkının geleceğini tayin hakkına saygı gösterilmelidir. Yine Irak’ta gerçekleştirilen referandum da halkların kendi kaderini tayin etme talebidir. Biz buna saygı duymakla yükümlüyüz. Türkiye’de büyük bir Kürt nüfusu var. Biz halkların barış içinde ortak vatanda birlikte yaşamaları için nasıl bir demokratik süreç yaratılabileceğine dair taraf olmalıyız. Kürt ve Türk halklarının birlikte özgürce yaşayabilmeleri buna bağlıdır.

Kadınlara yönelik saldırılar her geçen gün artmakta, AKP Saray rejimi kadın ve çocukları oy deposu olarak yapılandırmak istemektedir. Eğitim sistemini de bu amaçla dönüştürmeye çalışmaktadır. Eğitimdeki müfredatı laiklikten ve bilimsellikten uzaklaştırma buna hizmet etmektedir.

HDP bileşenleri yaklaşık yüzü aşkın belediyeleri büyük oy oranları ile aldılar. AKP-Saray iktidarı 1 yıl önce hukuksuz bir biçimde yerel yönetimlere el koydu. Bu dünyanın neresinde vardır? Kabul edilebilir mi? Hayır kabul edilemez bir durumdur. Türkiye’de demokrasiyi mumla arar hale geldik. Yarın nasıl bir demokratik sürecin hayata geçeceğini ancak kadınlar, işçiler, emekçiler, halklar mücadele ederek verebilir. AKP-Saray rejiminin oluşturmak istediği tek adam rejimi ülkeyi ilelebet OHAL ile yönetmek istiyor. Biz bu yerel yönetimleri tekrar alacağız ve tekrar kadınlar yerel yönetimlerde söz sahibi olacak. Sizler bu baskı, sömürü ve kadın düşmanı rejimi sürdüremeyeceksiniz. Biz kadınlar faşizmi durdurmak için mücadelemizi birlikte sürdüreceğiz. birlikte mücadele ederek yeni bir yaşamı inşa edeceğiz.

Burada yaşanan hukuksuzluk kural haline gelmiştir. Büyün dünyanın gözü önünde yaşadığımız bu polis rejimi kabul edilemez. AKP-Saray rejimi bu yönetim şekliyle hiçbir yerde kendisine dost bulamayacak, ekonomik, toplumsal, siyasal ilişkilerini sürdüremeyecektir. Nasıl ki Sur’da, Hasankeyf’te yaşamı yok ediyorlarsa aynı politikaları izleyen IŞİD gibi dışlanmaya mahkum olacaktır.

Bizler kadınlar olarak emeğimizle, kahkahamızla dimdik ayaktayız. HDP’nin parti emekçileri rehin alınsa da o duvarlar bize vız gelir. Yoldaşlarımızın mücadele tutkusu duvarları yıkarak bizlere ulaşıyor. Bizi de bu ablukalarla rehin alamazsınız. Ablukalarınız da bize vız geliyor. direnerek kazanacağız ve birlikte yeni bir yaşamı inşa edeceğiz.

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2017, 12:57
YORUM EKLE