Sezai Temelli: Saray var olduğu sürece demokrasinin önü açılmaz

Temelli, Tatvan’da hükümetin ekonomi politikalarını eleştirdi

Sezai Temelli: Saray var olduğu sürece demokrasinin önü açılmaz

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, seçim çalışmaları kapsamında Bitlis’in Tatvan İlçesi’nde  düzenlenen halk buluşmasına katıldı.

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanı olması durumunda yeni anayasa yapılacağını ifade Temelli, “Bizim Cumhurbaşkanı adayımız diyor ki, “ben cumhurbaşkanı olursam yetkilerimi kullanmayacağım. Sarayı boşaltacağım. Çoğulcu bir sistemi var etmek için, kuvvetler ayrılığını, insan haklarından taviz vermez bir hukuk anlayışını var etmek için ve demokratik bir anayasa yapmak için herkesi davet edeceğim” Bu anayasayı birlikte yapacağız. Sarayı boşaltmak için yapacağız. Yerel  demokrasiyi güçlendirilmiş, parlamenter demokrasiyi  güçlendireceğiz. Saray var olduğu sürece demokrasinin önü açılmaz. Bu ülkeye barış gelmez. Hep savaş politikalarıyla ayakta duruyor. İçeride savaş, dışarıda savaş. Kürde düşmanlık” dedi.

Burada yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

Onlarca belediye başkanımız tutsak, ben buradan hepsine selamlarımı gönderiyorum. Kimi arkadaşımız tutsak kimi arkadaşımız görevinden uzaklaştırılmış durumda. İşte bu adaletsizliğe son vereceğiz. Hak hukuk adalet HDP ile gelecek dedik, bunun için yola çıktık.

Bitlis’teyiz, Van’dayız, İzmir’deyiz, Türkiye’nin her yerindeyiz. Her yerde hakikatin sesi HDP’dir. Bu ses her yerde yükselecek. Bu ses hakikatin sesidir. Hakikatin sesini yükseltmek boynumuzun borcu.

‘İŞİMİZİ DE GERİ ALACAĞIZ, BELEDİYELERİMİZİ DE’

Bu kayyum zihniyeti birçok arkadaşımızın ekmeğini elinden aldı. Diz çöktük mü? Çökmedik. Onlar bu utançla yaşayacaklar. İşimizi de geri alacağız, belediyelerimizi de.

Barışın ve demokrasinin önündeki yüzde 10 barajını bir kez daha yıkacağız

Bu ülkeyi vesayet sisteminden kurtarmadan bu ülkeye demokrasi gelmez. HDP’nin programına sahip çıkma zamanıdır. Biz bu sistemden kim mağdur olmuşsa, herkesi bu programa sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bizim programımız Türkiye halklarının, emekçilerinin programıdır. Bu program demokrasinin önünü açacaktır. Hem de onurlu bir barışı var edecektir. Bunun için öncelikle Türkiye barışının ve demokrasisinin önündeki bu yüzde 10 barajını bir kez daha yıkacağız.

‘ANAYASA’YI HEP BİRLİKTE YAPACAĞIZ’

Bizim Cumhurbaşkanı adayımız diyor ki, “ben cumhurbaşkanı olursam yetkilerimi kullanmayacağım. Sarayı boşaltacağım. Çoğulcu bir sistemi var etmek için, kuvvetler ayrılığını, insan haklarından taviz vermez bir hukuk anlayışını var etmek için ve demokratik bir anayasa yapmak için herkesi davet edeceğim” Bu anayasayı birlikte yapacağız. Sarayı boşaltmak için yapacağız. Yerel  demokrasiyi güçlendirilmiş, parlamenter demokrasiyi  güçlendireceğiz.

Saray var olduğu sürece demokrasinin önü açılmaz. Bu ülkeye barış gelmez. Hep savaş politikalarıyla ayakta duruyor. İçeride savaş, dışarıda savaş. Kürde düşmanlık.

‘HANGİ BİNANIN ÖNÜNDEN GEÇSE “BUNU BİZ AÇTIK” DİYOR’

Tüm sorunları o çözecekmiş, seçimden sonra. Neden seçimden sonra? Bu halkı kandırıyor. Hani hep diyor ya aldandım, kandırıldım. Bizde böyle bir şey yok, kanma yok, aldanma yok, sana oy yok! Bence o kendini kandırıyor. Ne görse, hangi binanın önünden geçse diyor ki, “bunu biz açtık”. Sen iyi hiçbir şey yapmadın. Senin yapacağın yegane iyilik bir an önce toparlanmak. Nakliye masrafını da düşünme o da bizden olsun.

‘53 CANI SEÇİM İÇİN MALZEME YAPIYORSUNUZ’

Gideceğini anladı gene bizlimle uğraşmaya başladı. Diyor ki, 6-8 Ekim olaylarındaki 53 insanın ölümünden Selahattin Demirtaş sorumluymuş. Biz o 53 insanın, siyasi kimliğine bakmaksızın hepsinin hakkını aradık. Meclis’te 2 defa araştırma komisyonu kurulsun dedik, AKP ve MHP reddetti. Madem öyle kurulsaydı o komisyonlar. Neden kaçtınız? Çünkü kimin yaptığını çok iyi biliyorsunuz. Şimdi o canları seçim için malzemesi yapıyorsunuz. Bu acılar hepimizin acıları. Bu acılarla yüzleşeceğiz. Bu acıları kim yaşattıysa hesabını soracağız.

‘YATIRIM DİYE HALKA SUNDUĞU CEZAEVİ’

Savaş politikası demek yoksulluk, işsizlik demek. Bu bölge en yüksek işsizlik oranlarına sahip. TÜİK istatistiklerine bakarsanız burada hiç işsizlik yok, kişi başına 10 bin dolarımız var. Evde 6 kişi varsa 60 bin dolar gelirimiz var. Bu TÜİK hem kendini kandırıyor hem de Erdoğan’ı kandırıyor. Biz halkı kandıranlardan da hesap soruyoruz. TÜİK’e sesleniyorum: Gerçek rakamları açıklayın. Bakın, bu bölgede 3 kişiden biri işsiz. İş bulma umudu da yok. Çünkü yatırım politikası da yok. Bakan Türkiye’ye yeni yatırımlar yapıyoruz diyor. Yatırım diye halka sunduğu cezaevi. 37 tane cezaevi yapıyorlarmış.

Bu ülkede on binlerce siyasi tutsak var. Demokratik siyaset yaptıkları için 10 binlerce insan cezaevinde. 100 binlerce insan adli kontrol şartıyla dolaşıyor. Şimdi yeni cezaevleri yapıyorlarmış. Biz cezaevi yapmayacağız. Siyasi tutsaklar özgür kalacaklar. Onlar suçu olduğu için değil sevdaları olduğu için tutsaklar. Biz de o sevdadan vazgeçmeyeceğiz.

‘ÇİFTÇİNİN HAK ETTİĞİ KREDİYİ YANDAŞ MÜTEAHHİDE VERİYOR’

Bu bölge en fazla göç veren Bölge. Bitlisliler bu bölgede yaşayamıyor çünkü iş yok, toprağını ekemiyor. Ekmeye biçmeye kalksa mazot, gübre parasına yetişemiyor. Çiftçinin derdine derman olacağına çiftçinin hak ettiği krediyi yandaş müteahhide veriyor. Ya da yandaş medya kuruluşu aldırıyor. Bu ancak bizim iktidarımızla değişir. Sizin iktidarınızla değişir.

‘TÜRKİYE’NİN HER YERİNE İHTİYAÇ OLAN YATIRIMLARI YAPACAĞIZ’

Bunun için ekonomi programımıza ‘Hakça Dağıtım Programı’ dedik. Çiftçiye ucuz mazotu, hak ettiği desteği vereceğiz. Desteği iki katına çıkaracağız. İşsize iş olanağı tanıyacağız, Türkiye’nin her yerine ihtiyaç olan yatırımları yapacağız. Halk çiftlikleri kuracağız, çiftçi ürününü burada değerlendirecek, esnafa aktaracak. Halkımız ucuz sağlıklı gıdaya ulaşacak. Tarım gelişecek, Türkiye gelişecek. Bunun yolu buradan geçiyor. Müteahhitleri zenginleştirmekten geçmiyor.

‘ŞEHİR HASTANELERİ BOŞ KALMASIN DİYE SİZİ HASTA YAPACAK’

Oysa bugün bunların hayata geçirdiği sadece yolsuzluktur. Duydum ki, Tatvan’ın bir hastanesi varmış, taşımışlar, halka zulüm olsun da nasıl olursa olsun. Bunlar bir formül buldular, ‘kamu özel iş birliği’. Yandaş şirketleri çağırıyor, onlara şehir hastanesi yaptırıyor, eski hastaneleri kapattırıyor, sağlık ocaklarını zaten kapattılar. Neden şehir hastanesi yapıyor. Çünkü şehir hastanesi yapmak için arazi veriyor, kredi veriyor, 30 yıl boyunca da müteahhitten bu hastaneyi kiralıyor. Maliyetin 5 katını da geri veriyor. Bir de diyor ki, hasta garantisi vereceğim. Hiç böyle bir şey duydunuz mu? Hastane boş kalmasın diye sizi hasta yapacak. Hani nasıl köprü yapıyor, müteahhide garanti veriyor araç geçmezse de parasını bizden alıyor. Şu anda Tatvan esnafı, Osmangazi Köprüsü’nden geçmeyen araçların parasını ödüyor. Şimdi hastanede de aynısını yapıyor. Hasta olun diyor, değilsen de, Van Gölünü kirleterek seni hasta yapıyor. Doğayı kirletecek kansere terk edecek sonra diyecek ki al sana hasta. Ağaçları kesiyor, her şeye düşman. Doğal olan, iyi olan her şeye düşman. 40 bin ağaç kesmiş yazlık saray yapacakmış. 40 bin ağacın yeniden büyümesi 50 yıl. 2071 diyor bir de, 2071’e kadar iktidarda kalsa bu ülke çöle döner.

Demokrat Haber/Bitlis

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2018, 10:34
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER