Kemal Kılıçdaroğlu: Suudi diplomatlar sınır dışı edilmeli

Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu

Kemal Kılıçdaroğlu: Suudi diplomatlar sınır dışı edilmeli

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın bir haftadır kayıp olmasıyla ilgili olarak Türkiye'nin Suudi Arabistan'a yönelik daha sert yaptırımlar uygulaması gerektiğini söyledi.

Türk yetkililerin olaydaki tavrını pasif bularak eleştiren Kılıçdaroğlu, "Suudi Arabistan'la ilişkilerimizi derhal gözden geçirmeliyiz. Sorumluluğu olanları bulup yargıya teslim etmeliyiz. Türkiye çadır devleti olmamalı. Dokunulmazlığı olan diplomatlar sınırdışı edilmeli, istenmeyen insan ilan edilmeli" dedi. 

Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

10 Ekim mağdurları aramızda. 103 evladımız, güvercinimiz yok oldu. Acıyı vicdanı olan herkes derinden yaşadı. Ailelerin, annelerin, babaların en azından acıyı anmalarına yasak getirilmesi vicdana yakışmaz. Onlara bu insanlığı göstermek hepimizin görevidir. 

Siyaset niye vardır, neden siyaset yaparız? Evde, mahallede, sokakta, caddede, parkta huzur olsun diye siyaset yaparız. Siyasetin varlık nedeni daha itibarlı, saygın Türkiye'yi inşa etmektir. Bir memlekette adalet varsa, huzur, barış vardır. Gencecik çocukları eğer hapse atıyorsanız orada adalet yoktur. Avukatı bile niye böyle savunma yapıyorsun diye hapse attılar. Üstelik yasalara aykırı olarak yaptılar. Tam bir zorba devlet. Yaptıkları kanunsuzluğun farkına varıp sabaha karşı serbest bıraktılar. 

Hava Harp Okulu öğrencileri her yıl Yalova'da eğitim kampı yapılır. Temmuz ayında. 14 Temmuz'da diyorlar ki çıkacaksınız. Geceyarısı 12'de binin otobüslere gidiyoruz diyorlar. Gerekçe terör saldırısı. Bunlar yargılanıyorlar, müebbet hapse çarptırılıyorlar. Mahkemede diyorlar ki, komutanlar gelsin, biz öğrenciyiz, bir şey yapmadık. Hiçbiri gelmiyor. Ama bu çocuklar müebbete çarptırılıyor. Neden, emri dinledikleri için. Paşalar dışarıda, öğrenciler içeride. Bunun hukukla, adaletle ilgisi var mı? Darbecilerin büyük kısmı dışarıda, darbecilerin yakınları büyükelçi, müsteşar, TBMM'de üst görevlerde. Ama bu öğrencilerin paraları yok, bunlar gariban, bunlar içeride. 

Suudi bir gazeteci konsolosluğa gidiyor. Çıkamıyor bir türlü. Rivayetler çok. Nasıl bir ülkeyiz biz? Trump ABD'den bağırıyor, bizde hala takip edeceğiz, izleyeceğiz. Sen yabancı bir gazeteciyi koruyamıyorsan Türkiye Cumhuriyeti devletinden söz edilebilir mi? Cemal Kaşıkçı'nın gidişiyle ilgili fotoğrafı yabancı bir ajans yayınlıyor. Suudi Arabistan'la ilişkilerimizi derhal gözden geçirmeliyiz. Sorumluluğu olanları bulup yargıya teslim etmeliyiz. Türkiye çadır devleti olmamalı. Dokunulmazlığı olan diplomatlar sınırdışı edilmeli, istenmeyen insan ilan edilmeli. 

Arıyorlar bir açığını bulabilir miyiz diye. Senin feriştahın gelse iğne ucu kadar açığımı bulamaz.

Erdoğan aynı kürsü aynı salonda konuşuyor. Kriz yok diyor, sonra dakikalar son var diyor. Bir insan bu kadar hızlı dönemez. Ekonomik kriz var diyorsun, yok diyorsun. Bir ara da her şeye dış güçler diyordu. Manipülasyon yapıyorlarsa sen sarayda pişpirik mi oynuyorsun! 18 dakikada birbirine zıt iki söylemi hangi siyasi ahlakla söylersin? Kriz yokmuşl, doğru, vallahi de billahi de sarayda kriz yok. Emine Hanım bir eksiğimiz var mı diye soruyor. Ejder meyvesi, badem sütü, badem unu var mı? Tamamı var diyorlar. 

McKinsey'le anlaşma yaptın. Onlar da bayrağına saldıran adamlar. 10 tane soru sordum, cevabını ver dedim. Cevabını bir köşe yazarından aldım. Neden soruyorsun diyor. Benim bildiğim gazeteci bir soru sorulmuşsa bunun cevabını merak eder. Soruların yanıtlanmasını engellemeye çalışıyor. Cevapları Türkiye bilmesin diye; bakan arkadaşlara söyledim, hizmet almayacaksınız dedim dedi. Demek ki, ok yerini buldu. Bilal'in oku değil ama bizim okumuz. 

HANGİSİ DOĞRU SÖYLÜYOR

Kendi sözcüsü yalanladı. McKinsey'le anlaşma yok dedi. Hangisi doğru söylüyor? Bence sözcü doğruyu söylüyor olabilir. Malum, Erdoğan söylediğini biraz sonra yalanlayabilecek birisi.

Damat diyordu ki, McKinsey için yapılan yorumlar cehaletten değilse ihanettendir. Bunu ben üstüme almadım. Kayınpederin bunu iptal etti, cehaletten mi ihanetten mi? Erdoğan, damadın hakkında da tazminat davası açacak mısın sana hain, cahil dediği için. 

Benim atalarım, dedelerim İran'ın Horasan'ından Türkiye'ye gelmişlerdir. Benim atalarım, Selçuklu döneminde buraya gelmişlerdir. Bin yıllık kalmışlığımız vardır Anadolu topraklarında. Anadolu erenleri olarak geldiler Anadolu'ya. Yunus Emre, Mevlana gibi. Anadolu'nun Türkleşmesini sağladılar. Büyük dedemin mekanı Akşehir'dedir, adı Seyid Mahmudi Hayrani'dir. Sandukası şimdi Türk-İslam Eserleri Müzesi'ndedir. Sen kim oluyorsun da benim Müslümanlığımı sorguluyorsun! Benim atalarımı anlatan kitaplar da vardır ama işin kaynağından öğrenmek istiyorsan nakübül eşraf kayıtlarına bakacaksın, atalarımın kim olduğunu öğreneceksin. Bir şeyde haklı benim Müslümanlık anlayışım ona benzemez. Ben yalan söylemem, o söyler. Ben haram yemem, o yemez. Ben devletin hazinesine el uzatmam, o soyar. Benim inancımı sorgulamak için sana yetkiyi kim verdi. Sen kim oluyorsun da böyle bir yetkiye sahip olduğunu söylüyorsun. 

İnönü neymiş Amerikan bayrağını sallamış. İlber Ortaylı'nın dediği gibi, devlet geleneğidir. Devlet geleneğini dahi istismar edecek kadar acziyet içerisinde. Hiç kimse İsmet İnönü'yü aldatmadı ve kandırmadı. İsmet İnönü hiçbir zaman Orta Doğu projesinin eş başkanı, birilerinin kulu kölesi olmadı. Kendi iradesiyle çok partili hayatı getirdi. Yenildiği zaman gazeteciler sordu. Benim en büyük zaferimdir çünkü bu ülkeye demokrasiyi getirdim diyecek kadar erdem sahibidir. 

Güncelleme Tarihi: 10 Ekim 2018, 18:34
YORUM EKLE