Buldan Diyarbakır'da konuştu: Dertleri, korkuları, kabusları olmaya devam edeceğiz

Pervin Buldan, Diyarnakır'da düzenlenen 8 Mart mitingine katıldı

Buldan Diyarbakır'da konuştu:  Dertleri, korkuları, kabusları olmaya devam edeceğiz

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Diyarbakır’da düzenlenen 8 Mart mitingine katıldı.

Mitingde konuşan Buldan şu mesajları verdi:

Kadın özgürlük mücadelesi dünyanın en kapsamlı ve köklü mücadelelerinden biridir. Bu dönem, bu yüzyıl kadın mücadelesi ve zafer yüzyılıdır. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Ülkemize baktığımızda 18 yıllık AKP iktidarında, tekçi erkek politikalar, erkek zihniyeti kadın düşmanı politikaları ile uygulamalar yaptılar ve bunun sonucunda kadının ezilip yok sayılmadığı, şiddete ve baskıya maruz kalmadığı, katledilmediği tek bir yok gün bile yok. Kadın evde, sokakta, yaşamın her alanında tekçi erkek iktidarın baskısına, tecavüze, katliama maruz kaldı. Bunların erkek yargısı da erkek siyaseti de, kadının her türlü hakkına saldırıyor. En çok da bizlere, yani HDP’li kadınlara saldırıyorlar. HDP’li kadınların kazanmış oldukları, elde etmiş oldukları her türlü kazanıma saldırı yapıyorlar. 

Evet, gaspçı kayyımlar ile eşbaşkanlık sistemimize saldırıyorlar. Bu zihniyetle kadınların elde etmiş olduğu tüm kazanımlara saldırıyorlar. Bu gaspçı kayyımlar, belediye eşbaşkanlarımız yerine, onların oturduğu makamlara, koltuklara gelerek, bu halka her türlü zulmü yapıyor. Ama şunu bilsinler ki; Diyarbakır halkı, Mardin ve Van halkı, önümüze konulacak ilk seçimlerde, bu anlayışı, kayyımları Ankara’ya kadınlar gönderecek. 

KABUSLARI OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Bugün Ankara’yı,Türkiye’yi yönetenler, biz kadınların kazanımlarına, biz kadınların elde ettiklerine bu yönlü saldırırken, gözaltıları, tutuklamaları, fezlekeleri ile bizleri korkutmaya çalışarak her türlü ahlak dışı siyaset dışı her şeyi uygulamaya çalıştılar. Bizleri tutuklamalarla, gözaltılarla, soruşturmalar ve fezlekelerle korkutmaya çalışıyorlar. Ancak biz kadınlar onların dertleri olmuşuz farkında değiller. Dertleri, kabusları, korkuları olmaya devam edeceğiz. Çünkü onlarda biliyorlar ki; bu iktidarı sarsacak, alaşağı edecek olan biz kadınlarız. Korkmaya devam etsinler, onları iktidardan indirene kadar, saltanatlarını yıkana kadar, kadınlar bu mücadeleden vazgeçmeyecek. Ne onların yalanlarından ne de onların zorbalığından korkmuyoruz. Onların yalanlarına artık aldanan bir Türkiye, onların zorbalığından artık korkan kadınlar, halklar, korkan Türkiye toplumu yok. 

Her fezleke, her soruşturma, her gözaltı, her tutuklama karşısında kadınlar birlik ve beraber olacak, onların zorbalıklarına karşı çıkacak. Onlar bizim üzerimize coplarıyla geldiler, onlar bizim üzerimize TOMA’larıyla, üzerimize gözaltılar, tutuklamalar ve fezlekelerle geldiler. Ama biz onlara ne dedik, "sizden korkan sizin gibi olsun" dedik ve onlara cevap verdik. Biz onlara açlık grevi direnişimizle büyük bir cevap verdik, biz onlara sokak sokak, meydan meydan alanları doldurarak cevap verdik. Biz onlara itirazımızı sonuna kadar haykırarak cevap verdik. Biz onlara hep şunu dedik; sizden korkmuyoruz, sizden korkan sizin gibi olsun. 

Biz onlara 4. Olağan Kongremizde, Ankara’da, içeride binlerle, onbinlerle, dışarıda da milyonlarla cevap verdik. Ve dedik ki, sizin her türlü engellemenize, baskınıza ve şiddetinize karşı kadınlar kongreye geldi ve mesajı bu ülkeyi yönetenlere, Ankara’ya verdi. İşte bu mesajı iyi okumadılar. Bu mesaj iyi okunup anlaşılmalıdır. Ankara’dan verdiğimiz mesajla, bir kez daha 3. bir yolun var olduğunu ve bu yolda kadınıyla, erkeğiyle, Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Ermenisiyle ve Süryanisiyle gösterdik. Bir bütün Türkiye toplumu olarak artık size yol göründü dedik ve biz 3. yolumuzu belirlemek için bugün buradayız dedik. İşte Ankara’dan bu mesajı verdik. Üçüncü yol için büyük bir ittifakı, kadın ittifakıyla birlikte demokrasi ittifakını yaratmak için büyük bir mesaj verdik. Ankara bunu duyup anlamadıysa bugün Amed meydanından kadınlar olarak bir kez daha haykırıyoruz; 3. yol mümkündür. Bu 3. yolda kadınların ittifakıyla, demokrasi ittifakını büyütüp çoğaltarak, genişleterek Türkiye’de yeni bir siyasetin, yeni bir yolun çıkışını başlatıyoruz dedik.

BU İTTİFAKLA TEK BAŞKANLIK DEĞİL EŞ BAŞKANLIK İSTİYORUZ

Bu ittifakla ülkeyi teklik değil, çokluk yönetsin istiyoruz. Bu ittifakla tek adam değil, çok kadın olsun istiyoruz. Bu ittifakla tek başkanlık değil, eşbaşkanlık istiyoruz. Bunun için birlik çağrısı yapıyoruz. Birlik çağrımız başta kadınlaradır. Kadınların her yerde birliği, bu ülkenin siyasetine damga vurmalıdır. Henüz sağlanmamış olan ulusal birlik, Kürt birliği henüz başlamamışken, bütün bunlara öncülük edecek olan kadınlarız, kadınların birliği ve ittifakıdır. 

Kadınlar yok eden savaşlardan değil, var eden barışlardan yanadır. 

Biz kadınların çok açık bir tutumu daha var. Biz kadınlar dünyanın hiçbir yerinde savaş istemiyoruz. Savaşlara karşıyız, nerede olursa olsun, kimle olursa olsun, her türlü savaşa kadınlar karşıdır. Çünkü biz biliyoruz ki savaşlarda bizim çocuklarımız ölüyor, savaşlarda kaybeden kadınlar oluyor. Savaşlarda bedel ödeyen, gözyaşı döken, çocuklarını toprağın altına veren biz kadınlar oluyoruz. Savaş demek ölüm demek, savaş demek gözyaşı savaş demek kandır, felakettir. Bunun için diyoruz ki her türlü savaşa karşıyız. Bizler bedeni, yaşamı, sevdikleri savaş meydanlarında vurulan kadınlar olarak, her zaman olduğu gibi bugün bir kez daha savaşa karşı olduğumuzu buradan ilan ediyoruz. Kadınlar yok eden savaşlardan değil, var eden barışlardan yanadır. 

TECRİDİN KALDIRILMASI İÇİN MÜCADELEYE DEVAM

En güzel barış, bu ülkede halklarla birlikte yaşamanın yollarıdır. Bu ülkede artık hiçbir annemizin, hiçbir kadının gözyaşı dökmediği, ağlamadığı, çocuğunu, evladını toprak altına vermeyeceği yarınları yaratmak ve barışı bu ülkeye getirmek, bizim boynumuzun borcudur. Her yerde söylüyoruz, kadınlar savaş istemiyor, kadınlar barış istiyor, barış istiyor. Biz kadınlar savaşa karşı olduğumuz kadar, bu ülkede uygulanan tecride de karşıyız. Sayın Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecridin kaldırılmasını talep ediyoruz. Tecrit bir insanlık suçudur. Tecrit bir insanlık suçu olduğu için, bugün kime, nerede, nasıl uygulanırsa uygulansın, biz kadınlar tecridin kaldırılması için her gün bu mücadeleyi vereceğiz. Ta ki tecrit kaldırılana kadar. Tüm cezaevlerinde, zindanlarda, bütün tutuklu ve hükümlüler aileleriyle ve avukatlarıyla nasıl görüşebiliyorsa, Sayın Öcalan da aynı hakla, aynı hukukla ailesi ve avukatlarıyla görüşme hakkına sahiptir. Kendi çıkardığınız yasaları kendiniz ihlal ediyorsunuz. Bugün Sayın Öcalan’ın görüşme yapamaması için hiçbir gerekçe, hiçbir neden, hiçbir sebep yokken, bu ülkeyi yönetenlerin keyfi uygulamaları sonucu mutlak tecrit ile karşı karşıyayız. Tecrit kalkmalıdır, tecrit kırılmalıdır. Sayın Öcalan üzerindeki uygulamaya bir an önce son verilmelidir. 

Bizim durduğumuz her an kayıp bir yaşamdır, kayıp bir ülkedir, hatta kayıp bir dünyadır. Kadın yürürse, yaşam da yürür. Kadın yürürse özgürlük gerçekleşir, kadın yürürse eşitlik sağlanır. Kadın durursa her türlü çürümüşlük, ahlaksızlık ve bu ülkeyi yönetenlerin her türlü baskısı ve şiddeti kadınlar üzerinde devam eder. O yüzden biz diyoruz ki; her gün kadınların mücadele günü olsun ki; kadınlar zafere ulaşsın. Kadınlar birlik ve beraberliğini sağlasın. Kadınlar eşitliğini sağlasın. Kadın özgürlük ve eşitlik mücadelesi sekteye uğratılacak bir mücadele değildir. Kadın özgürlük mücadelesi hiçbir zaman duraksama, durma kabul etmez. Buna izin vermez. O yüzden bir kez daha diyoruz; sevgili kadınlar sadece 8 Mart’ta değil, her gün, her yer, yaşamın her alanı kadınların günü olsun, kadınların müjdeli alanı olsun. Eğer bunu başarabilirsek, eğer bunu yaratabilirsek biliyor ve inanıyoruz ki, kadınların özgürlüğü, eşitliği sağlanacak. Kadınlar özgür bir dünyada özgürlük halayları çekecek. Hepinizin 8 Mart’ını bir kez daha kutluyorum. Hepinize kucak dolusu sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. 8’ê Adarê careke din pîroz be. An serkeftin an serkeftin. Jin jiyan azadî. 

Güncelleme Tarihi: 09 Mart 2020, 11:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER