Bahçeli: Siyasal bünye yeni parti kurulmasına kapalı

Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu

Bahçeli: Siyasal bünye yeni parti kurulmasına kapalı

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin değiştirilmesi için bulunduğu referandum çağrısına sert sözlerle tepki gösterdi. 16 Nisan referandumuyla halkın iradesini zaten gösterdiğini söyleyen Bahçeli, henüz bir yılı dolmayan sisteminin "ilke ve esaslarıyla oturması, kurum ve kurallarıyla güçlenmesinin zaman alacağını" ifade etti.

Bahçeli, yeni parti kuracağı iddia edilen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıklamalarına yönelik de konuştu.

Davutoğlu'nun eleştirilerinie "talihsizlik", "traji komik" diyen Bahçeli, "Kaldı ki, Türkiye’nin yeni bir hale değil, yeni bir partiye değil, kararlı ve inançlı yürüyüşünü devam ettirmeye ihtiyacı vardır. Niyet sahipleri bilmiyor ve görmüyorlarsa ikazen kendilerine hatırlatayım; sosyal doku, siyasal bünye yeni bir parti kurulmasına kapalıdır" ikazında bulundu.

Bahçeli'nin açıklamaları şöyle:

Önümüzdeki 9 Temmuz günü yeni sistemin bir yılı dolmuş olacaktır. Kuşkusuz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilke ve esaslarıyla oturması, kurum ve kurallarıyla güçlenmesi zaman alacaktır. Dünya üzerinde hiçbir hükümet sistemi kısa sürede umut edilen fayda ve sonuçları tam manasıyla vermemiş, verememiştir. Bu da son derece normaldir, beklenen ve ölçümü yapılan bir durumdur.

Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinde var olan uyum sorunlarının aşılması kaçınılmazdır. Bize göre Türkiye’nin yönetim sisteminden kaynaklanan zafiyetleri son bulmuş, nihayete ermiştir. Bu gerçeğe rağmen, sistem tartışmasını yeni baştan açmanın ne ülkeye, ne millete, ne de demokrasimize hiçbir yararı olmayacaktır. Müflis tüccar nasıl eski defterleri karıştırıyorsa, ikiyüzlü siyaset bezirgânları da eski sisteme dönüş yollarını aramaya koyulmuşlardır.

Cumhuriyet Halk Partisi ile yanında yöresinde hizalanan icazetli partiler, sözde uzmanlar, yarım aydınlar, malum köşe yazarları yeni hükümet sistemini hedef tahtası haline getirmişlerdir. Kerametleri kendilerinden menkul bu çevrelerin, parlamenter sisteme övgü üstüne övgü yağdırmaya başlayarak, son bir yıllık geçmişin bütün olumsuzluklarını yeni sisteme yükleme teşebbüsleri zeka özründen ziyade akıl eksikliği, ahlak zayıflığı, köhne ve kötürüm bakışın neticesidir.

Bunlar ne istiyorlar? Neyi amaçlıyorlar? Koalisyonlar dönemine geri mi dönülsün? Devletteki sonuçsuz güç ve yetki mücadeleleri yeniden mi alevlensin? Bu şaşkın ve şuursuzlar nereye ulaşmayı düşünüyorlar? 15 Temmuz’da başı ezilen işgal girişiminin farklı kanallardan, farklı bünye ve maskelerle tekraren tedavüle girmesini mi ümit ediyorlar? Karar alma mekanizmalarının çatışmasını ve çökmesini mi arzuluyorlar?

CHP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı’nın partisiyle olan bağını sorgulayarak “Tarafsızlık referandumuna hazırız” diyor. Türkiye durup durup referandum mu yapacak? 16 Nisan’da Türk milleti iradesini göstermedi mi? Daha neyin tarafsızlığından, neyin referandumundan bahsediliyor?

Kılıçdaroğlu öncelikle Türkiye’nin karşı tarafında yer almasından dolayı nedamet getirsin, içine düştüğü vahim sapmayı, tehlikeli savrulmayı düşünsün, şahsı için dert etsin. Eğer aklı varsa da kendine saklasın.

KILIÇDAROĞLU'NUN REFERANDUM ÇAĞRISI TÜKENMİŞLİK SENDROMUDUR

HDP’yle aynı tarafta olandan bizim duyacağımız hiçbir şey yoktur. PKK’yla aynı bloğa girenden öğreneceğimiz bir şey olamayacaktır.  FETÖ’ye itiraz edemeyen, S-400 konusunda Türkiye’nin tezlerini savunamayan, bekayı bilmeyen, belaya kucak açan CHP Genel Başkanı’nın tarafsızlık çağrısı, referandum önerisi bize göre nevrotik bir vaka, tedavisi aciliyet arz eden tükenmişlik sendromudur.

CHP önce suyu bulandırmakta, sonra da bundan rahatsız olduğunu açıklamaktadır. Bu siyaset tarzı çürüktür, güdüktür, güdümlüdür, bayağıdır. Bilinmelidir ki, CHP’den hiçbir halt olmayacaktır. Ruhunu CHP’ye satan İP’ten, yuları Kandil’e teslim edilmiş HDP’den bu memlekete, bu millete en küçük hayır gelmesi bile düşünülemeyecektir. Bunlar zilletin sacayağıdır, Türk milleti bunları başından mutlaka savacaktır. CHP demek kriz demektir, kaos demektir, kavga demektir, kargaşa demektir. İster sevsinler, ister sevmesinler, durmayıp papatya falı açsınlar, baktılar olmuyor hemen tanıdık medyumlara koşsunlar, fakat ne yapsalar boştur, ne etseler nafiledir. Çırpınışları da boşunadır. Zira Türkiye’nin geleceği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’dir. Bu gelecek de bir gün gelecek, millet zilleti eninde sonunda alt edecek, hakikat çirkefi ve siyaset çirkinliğini inanıyorum ki kalbura çevirecektir.

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerine derin anlamlar yüklemiş, her ortamda seçimle ilgili stratejik analiz ve yorumlarımızısamimiyetle ifade etmiştim. Demiştim ki, Zillet İttifakı tutunacağı bir dal bulursa 31 Mart’tan sonra bir kez daha sistem tartışması başlatacak, parlamenter sistem çığırtkanlığının dozajını arttıracak. Bu nedenle 31 Mart seçimi önemliydi, sandıktan çıkacak sonucun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne müzahir olması elzemdi. Mahalli idareler yönetimleriyle merkezi yönetim arasında gerilim ve çelişkinin olmaması toplumsal huzur, devlet hayatındaki düzen ve denge açısından önemliydi. Başını CHP’nin çektiği Zillet İttifakı’nın, büyükşehir belediyelerindeki mevzi kazanımları dikkate alıp Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni hedef alması ne kadar isabetli bir öngörüde bulunduğumuzu açıkça göstermektedir. Nitekim haklı çıktık. Çünkü biz bunların cibilliyetlerini ve ciğerlerini biliriz.

"CHP ZİHNİYETİ GEZİ KOMPLOSUNUN YEŞERMESİ İÇİN ORTAM KOLLAMAKTA"

Kafalarının arkasındaki sinsi ve gizli hesapları zamanında görür, değerlendirir, deşifre ederiz. Bunlar maya ve meşreplerinin gereği neyse onu yapmaktadır. Bir kez olsun bizi yanılttıkları da vaki değildir.

Özellikle 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Seçiminden sonra yeni hükûmet sistemine yönelik denetimli itirazların yükselip sanal tepkilerin çoğalması bir senaryonun tedavülüne işarettir. 23 Haziran sonuçlarını Gezi Parkı’nın bir halkası görenler Türkiye’ye pusu kuran mihraklardır. Bu mihrakların meselesinin dört-beş ağacın sökülmesi, yeşilin ve çevrenin kirletilmesi olmadığı çok nettir. CHP zihniyeti Gezi Parkı komplosunun içindedir, bir kez daha yeşermesi için ortam kollamaktadır.

7-8 Ekim olaylarının aktif ve cani provokatörleriyle aynı çizgidedir. Mehmetçiğe kurşun sıkanlarla aynı yolun yolcusudur.

Geçtiğimiz hafta İdlib’teki gözlem noktalarımıza ateş açan ve bir kahramanımızı şehit edip üçünü yaralayan Esad rejimine sıcak ve dostanedir. Bu vesileyle geçen hafta ebediyete uğurladığımız kahramanlarımızla birlikte bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize şifalar diliyor, hepimizin başı sağolsun diyorum. Türkiye’nin kuyusunu kazmak için sıraya girenler yeni hükümet sistemini gözden ve gönülden düşürmenin peşindedir, bunun için de fitne-fesat üretimini hızlandırmışlardır.

Görüşümüz bellidir, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin gelişmesi ve güçlenmesi için atılacak samimi ve dürüst adımların sonuna kadara yanındayız, arkasındayız.  Ancak yeni hükümet sistemini birinci yılı bile dolmadan tahrip ve tahrif etme girişimleri Türkiye düşmanlarına zeytin dalı uzatmak, onlara el sallamak, karşılarında selam durmaktır.

AKP'LİLERE TEPKİ

AK Partili bazı yöneticilerin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin eğer varsa aksayan yönleriyle ilgili kendi aralarında değerlendirme yapmaları doğaldır, ne var ki bunu kamuoyu önünde dile getirmeleri CHP’nin değirmenine su taşıyacaktır ve yanlıştır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin buna rızası ve onayı yoktur. Tarafımız bellidir, o da Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milletidir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yaşaması için eğer bizden fedakârlık isteniyorsa mutlaka yapacağız, mücadele bekleniyorsa seve seve yerine getireceğiz. Sözümüzden caymayacağız, duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz.

Sözümüzden caymayacağız, duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz. Biz ağzımızla konuşur, beynimizle düşünür, aklımızla kavrar, sevgimizle kucaklar, gönlümüzle coşar, yüreğimizle inanırız. İnandığımızı söyler, sonu ölüm de olsa dönmeyiz. Bayrağımızla gururlanır, şehidimizle ağlar, destanlarla bağlanırız. Biz Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni yozlaştırma çabaları ülkemize ihanettir. Parlamenter sistemle geldiğimiz yer bellidir, yaşadığımız tramvalar bilinmektedir. Özellikle 23 Haziran seçimine dayanarak, Türk siyasal kültüründe restorasyon ve reformasyon süreçleri başladı demek, bu yolla yeni sistemi yargılamak art niyetliliktir, akıl noksanlığıdır.

31 Mart ve 23 Haziran’da yalnızca mahalli idareler seçilmiş ve belirlenmiştir. CHP’nin fırsatçılık yapması, fikirsiz ve faziletsiz İP’in ve diğerlerinin bu fırsatçılıktan menfaat ummaları gafilliktir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türk milletinin kararıdır. Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir. Bu gerçeğin inkarı asla söz konusu edilemeyecektir.

ZAMANLAMASI MANİDAR

Türkiye’nin üzerinde dikkatle durulması, tedbir geliştirip temkinli olunması gereken sorun alanları vardır. Çevremiz kaynamaktadır. Ülkemizin mücavir bölgeleri karmakarışıktır. Bu itibarla milli birlik ve dayanışma ruhumuzun diri olması daha önemli bir hale gelmiştir. Çünkü bütün hesaplar Türkiye üzerine yapılmıştır. Tüm dikkatler bize yönelmiştir. Fakat 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinden hemen sonra siyaset borsası hareketlenmiş, ismi bayatlamış kişilerin yeni parti kurma iddiaları ortalığı çalkalandırmıştır.

Bir dönem Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı yapmış isimler birden bire yüksek sesle konuşmaya, kamuoyu hazırlamaya başlamışlardır. Bunların eleştirdikleri iktidar partisinin düne kadar tam göbeğinde yer alan isimler olması garip ve tuhaf bir çelişki olarak karşımızdadır. Ya yeni bir hal ya da izmihlal diyen zatın, bugün susma vakti değil çıkışı, yeni bir siyasete vurgu yapması zamanlama itibariyle oldukça manidardır. Bugüne kadar sanki hiç konuşmamış, yıllarca susma orucu tutmuş birisi gibi sızlanan bu eski siyasetçinin ülkemizin başına ne çoraplar ördüğü herkesin malumudur.

Türkiye’nin çok cepheli sürdürdüğü mücadelesine bigane kalan, bunun yerine yeni bir halden bahseden eski başbakanın sistem eleştirileri gerçekten talihsizliktir, traji komiktir. Ülkemizi dipsiz uçurumların kıyısına kadar sürükleyip stratejik derinlikte boğulmasının atmosferini hazırlayanların farklı zeminlerde ortaya çıkmaları yalnızca yeni bir hale duyulan arzuyla açıklanamaz.

SİYASAL BÜNYE YENİ PARTİ KURULMASINA KAPALI

Kaldı ki, Türkiye’nin yeni bir hale değil, yeni bir partiye değil, kararlı ve inançlı yürüyüşünü devam ettirmeye ihtiyacı vardır. Niyet sahipleri bilmiyor ve görmüyorlarsa ikazen kendilerine hatırlatayım; sosyal doku, siyasal bünye yeni bir parti kurulmasına kapalıdır.

'Bugün susma vakti değil' diyenler, 23 Haziran günü İstanbul’da sandık başına gittiğinde 'Her şey çok güzel olacak' mesajı verenler aldıkları sufle her neyse, kulaklarına üflenen nelerse gereğini yapmaya başlamışlardır. Şunu unutmayınız ki, devlet ve siyaset adamı için vefa her şeyin önündedir. Dününe vefa duymayanların devletin geleceğinde pay sahibi olmaları, millete ve ülkeye onurluca hizmetleri mümkün değildir.

BUYURSUN KURSUNLAR

Dahası bir insanda vefanın olması için önce vicdan ve yürek olmalıdır. Yeni parti kurmak isteyenler buyursun kursunlar. Nasıl olsa siyaset mezarlığına bir yenisinin daha ilave edilmesi önemsiz bir ayrıntı olacaktır. Adeta sütten çıkmış ak kaşık gibi konuşanlara tavsiyem, geçmişlerine bakmaları, yedikleri herzeleri, yabancıların gazına gelerek verdikleri zarar ve ziyanı görmeleri, biraz izanları varsa özeleştirilerini yapmalarıdır. Küresel güç merkezlerinin nabzına göre şerbet vermeye kalkışanlara bu milletin sırtı dönük, kapısı da sürgülüdür.

Bu arada, FETÖ’yle irtibat ve iltisakı aleni olan sözde bir gazetecinin partimiz üzerinden spekülasyonlara inatla devam etmesi gözümüzden kaçmamıştır. Pensilvanya’nın Korusu geçtiğimiz hafta sonu yazdığı bir yazıda, MHP’yi yeni sistemden en karlı çıkan parti olarak değerlendirmiş, iktidar üzerindeki etkisinin de belirleyici ve dönüştürücü olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca iktidar ittifakı içerisinde de MHP’yi kast ederek, küçük ortağın bu yeni sistemden büyük ortaktan daha fazla yararlandığını söylemiştir. Bu dil ayan beyan nifak dilidir.

Bu ağız tıpkısının aynısıyla karanlık bir ağızdır. Pensilvanya elçisinin MHP’ye husumet beslemesi normaldir. Normal olmayan hala konuşması ve serbestçe gezmesidir. Bizim yeni sistemden karlı çıkalım diye bir beklentimiz ve hedefimiz olmadı. Buna en azından millet şahittir. Ancak zamanında FETÖ’den karlı çıkan, en fazla nemalanan, biti de epey kanlanan şahsın yaptıklarının ağır sonuçlarına şu ana kadar katlanmamış olması adalet ve milli vicdan adına büyük bir handikaptır. Bizim nüfus kütüğü Pensilvanya’da olanlarla yolumuz kesişmez, elimiz birleşmez.

Birleşik Krallığın koruluğundan Pensilvanya koruluğuna geçen bir sözde gazetecinin yazdıkları, yazacakları, söyledikleri, söyleyecekleri bizim nazarımızda haysiyetsizdir, hükümsüzdür. Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletine adanmış gönüllerin, Türk-İslam ülküsüne bağlanmış imanlı yüreklerin yarım asırlık iftiharı, itibarı, göz nurudur. Milliyetçi Hareket Partisi önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben diyen fedakârlık numunesi dava insanlarının bayraklaşmış övüncüdür.

Biz siyaseti ne alırız, ne veririz; ne kazanırız, ne kaybederiz seçeneklerine sıkışarak yapmayız, yapmadık, yapmayacağız. Beka deriz, sonuna kadar da arkasında dururuz. Türklük ve Türk milleti sevgimizi karalatmayız. 31 Mart’tan önce beka diyorlardı, sonra beka rafa kaldırıldı diyen soytarılar ne bizi anlayabilir, ne bizden olabilir, ne de bizim gibi hissedip duyabilir. Kaldı ki, bugün beka sorunu düne göre daha ağırdır.

Hele hele İmralı canisi ve örgütüyle Milliyetçi Hareket Partisi’ni kağıt üstünde bile yan yana getirenler derin bir şerefsizlik çukuruna düşen soysuzlardır. Bizim alnımız ak, sırtımız pek, vicdanımız müsterihtir. Milliyetçi Hareket Partisi 2023 hedeflerine kilitlenmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi geleceğin büyük Türkiye’si, Lider ülke Türkiye amaçlarına hizmetle mükelleftir.

Bilinmelidir ki, önümüzde seçimsiz geçecek dört yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kökleşmesi ve güçlenmesi konusunda ne gerekiyorsa yapılacaktır. Yasal ve idari reformlara destek verilecektir. Ülke ve millet hayrına her müspet çalışmaya katkı sunulacaktır. Diğer yandan erken seçim yoktur, seçim sayfası 23 Haziranla birlikte 2023’e kadar kapanmıştır. Türkiye zorlu etapları el birliğiyle aşacaktır. Türk milleti tuzakları boza boza ilerleyecektir. Önümüzde hiçbir güç duramayacaktır.

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2019, 15:13

Demokrat Haber'e Bağış Yap >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER