CHP Milletvekili Utku Çakırözer, kalıcı yaz saati uygulamasına dair çekimlerinde polis servis aracı göründüğü gerekçesiyle tutuklanan belgeselci akademisyen Sibel Tekin ile Kürt gazetecilere yönelik operasyonda tutuklanan gazeteci Diren Yurtsever'i ziyaret etti.

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki ziyarette, bir aydır tutuklu olan Sibel Tekin, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesiyim. Sinema, belgesel, video çekim ve kurgu dersleri veriyorum. 2013’ten bu yana da toplumsal eylemleri çekip filmleştirmeye çalışıyorum. 13 Aralık’ta Kızılay’da şehrin en hareketli noktası diye ilk çekimleri yaptım. 15’inde Tuzluçayır’da çekim yaptım. İşçi sınıfının sabah hareketliliğini çektim. Sonra Dikimevi’ne kadar yürüdüm. O yol esnasında da çekimler yaptım. Metroya binip okuluma gittim. Gece 2’de eve polisler geldi. Yıllardır yaptığım tüm çekimleri topladılar. Gözaltı ve tutuklanma gerekçem; çekim yaptığım yerlerden biri, ceza infaz memurlarının servis bekleme noktasıymış. Bir de görüntüler arasında bir okul bahçesindeki polis ya da bir başka güvenlik kuvveti arabası varmış. Asla kastım yok. Yüzlerce dakikalık başka çekimler var. Caddeler, parklar sokaklar var. Ama sanki sadece onları çekmişim gibi bir algı yaratıldı ve bir aydır sadece bu nedenle buradayım.”

Gazeteci Rojin Altay’ın gözaltı süresi uzatıldı Gazeteci Rojin Altay’ın gözaltı süresi uzatıldı

3 AYDIR İDDİANAME BEKİYOR

Çakırözer Diyarbakır ve Ankara merkezli soruşturmalarda tutuklanan ve iddianame bekleyen 25 gazetecinin de bir an önce hakim karşısına çıkarılarak kendilerini savunma imkanı verilmesini istedi.

Çakırözer’in Sincan’da görüştüğü tutuklu gazeteci Diren Yurtsever bu 25 gazeteciden biri. Yurtsever, şunları dile getirdi:

“Diyarbakır’da 16 gazeteci, sonra da Ankara’da biz 9 gazeteci tutuklandık. Onlar 7 aydır biz de 3 aydır iddianame bekliyoruz ki neyle suçlandığımız görebilelim. Dosyamızda gizlilik kararı var. Ama tutuklanırken önümüze delil diye yaptığımız haberler ve attığımız tweetler kondu. Diyarbakır’daki gazeteci arkadaşlarımız tutuklanınca onlarla dayanışma için mektup kampanyası başlattık. Terör örgütüne destek diye önüme suçlama olarak koyuyorlar. İHD’nin hasta tutuklular listesini, Demokratik Modernite dergisini delil diye topladılar. Hatta Azınlıklar, Ötekiler ve Medya diye bir kitap vardı evde. İsminde ’azınlıklar‘ geçiyor diye onu da aldılar! Gazeteciler toplumun haber alma hakkı için çalışır. Bunun bedeli cezeaevi olmamalıdır. Haber alma hakkına, ifade ve basın özgürlüğüne önem veren herkesle dayanışma bekliyoruz” dedi.

“SPOR SAATİNDE YÜRÜMEK YASAK!”

Cezaevinde izole edildiklerini söyleyen Yurtsever, “Üç görüşmeci hakkımız var ama verdiğimiz isimler reddediliyor. Bizi burada izole etmeye çalışıyorlar. Tutuklu ve hükümlülerin sosyalleşebillmesi için spor saati var. O spor saatinde yürümemizi engelliyorlar. Çünkü yürürken konuşuyormuşuz. Hiç konuşmadan sadece top oynamalıymışız. Böyle sosyalleşme olur mu!“ diye konuştu.

ÇAKIRÖZER: AKIL TUTULMASI YAŞANIYOR

Utku Çakırözer, ziyaretleri sonrasında şu değerlendirmede bulundu:

“İşi belgesel çekmek olan, bugüne kadar binlerce öğrenciye sinema, belgesel çekimi öğretmiş olan bir akademisyen olan Sibel Tekin‘in çekim yapıyor diye tutuklanması ve bir aydır cezaevinde tutuluyor olması akıl alır gibi değil. Tam bir akıl tutulması. 23 Şubat’ta hakim karşısına çıkacak ama bu arada özgürlüğünden, derslerinden, ailesinden mahrum edilmesi büyük adaletsizlik. Sibel Tekin bir an önce serbest bırakılmalıdır.

Öte yandan tutuklu gazeteci ayıbı da sürüyor. Diyarbakır’da 16,  Ankara’da 9 gazeteci aylardır tutuklu. Dosyalarında gizlilik var. Hiçbirinin iddianamesi hazır değil. Gazetecilerin terörü, şiddeti teşvik etmedikçe yazısı, yorumu, paylaşımı nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılması insan hak ve özgürlüklerine aykırıdır. Ankara ve Diyarbakır’da tutuklu gazeteciler bir an önce hakim karşısına çıkarılmalı, yargılamaları da tutuksuz sürdürülmelidir.”