HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Sancar, “Bu iktidar bloğunun yolun sonunu gördüğü açıktır, erimekte, çözülmektedir ama bunu yaparken ülkeyi çözmeye, toplumu çökertmeye çalışmaktadır. Alttan alta 'kaybetseler de gitmezler' sözleri yayılıyor. Bu kara propagandanın etkili olmadığını söyleyemeyiz. İnsanları karamsarlığa sevk eden faktörlerden biri de iktidarın yaymaya çalıştığı bu çaresizlik duygusudur. Bir diğeri de, güçlü alternatiflerin ortaya konmasında diğer muhalefet partilerin yetersizliğidir. Bu toplumun önüne gerçek çözüm, gerçek alternatif koyarsak bu iktidar açık ara kaybedecektir seçimi” dedi.

Sancar'ın açıklamasından satır başları şöyle:

Hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum, grup toplantımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz. Biliyorsunuz bu hafta sonu 3 Temmuz’da 5’inci Olağan Büyük Kongremizi gerçekleştiriyoruz. Sadece günler kaldı. Öncelikle tüm halkımızı kongremizin coşkusuna katılmaya, büyük HDP yürüyüşüne ve halayına omuz vermeye çağırıyorum. Herkes bugünden takvimlerini 3 Temmuz’a işaretlesin. O gün dünya ve Türkiye halklarının gurur duyacağı bir gün olacak. Tıpkı bundan önceki coşkulu buluşmalarımızda olduğu gibi. 8 Mart’ta, Newroz meydanlarında, 1 Mayıs alanlarında yaşadığımız coşkuyu daha büyük bir şekilde kongremizde yaşamaya ve yaşatmaya çağırıyorum. 3 Temmuz, ülkenin üzerinde dolaşan tüm kara bulutların dağıtıldığı gün olacak. Kobanî Kumpas Davasına, HDP Kapatma Davasına; bizlere, yoldaşlarımıza, halkımıza ve tüm muhaliflere karşı düzenlenen tertiplere ve operasyonlara gerekli cevapları tüm coşkumuz ve kararlılığımızla vereceğiz. Bizi tasfiye ve hatta yok etmeye çalışanlara, bizsiz bir ülke ve dünya tasarlayanlara kongremiz en güçlü ve güzel cevabı verecektir. Kongremiz umudu ve cesareti büyütecek, karamsarlığı ve yayılmak istenen çaresizlik duygusunu ortadan kaldıracaktır. Bundan kimse şüphe duymasın.

 “HDP’NİN YÜZÜ HERKESE AÇIKTIR, BU ALIN BÜTÜN DÜNYAYA AÇIKTIR“

Biz büyük bir yeryüzü sofrası kuruyoruz. Bu sofraya bu topraklarda yaşayan tüm insanları davet ediyoruz. Bu sofrada, bu ülkede yaşayan bütün insanların yeri vardır. Hep birlikte bu sofrada buluşalım diyoruz. Bugüne kadar partimize inanmış, onu hiç yalnız bırakmamış bütün yoldaşlarımız zaten orada olacaklar. Ama esasen partimizin kapısını bir gün bile çalmamış, hatta çeşitli nedenlerle partimize karşı önyargılar beslemiş ama demokrasiye ve özgürlüğe inancı olan herkesi bu kongrede bir araya gelmeye çağırıyoruz. Gelin bir yakından bakın, gördüğünüz şey dostluk ve dayanışma olacaktır; demokrasiye, özgürlüğe, eşit yurttaşlığa ve barışa inanç olacaktır. Bunun dışında bir şey gördüğünüzde yüzümüze söyleme imkanınız da vardır. Bu yüz hepinize açıktır. Bu alın bütün dünyaya açıktır. Gelin orada buluşalım.

 “BU İKTİDARIN YOLUN SONUNU GÖRDÜĞÜ AÇIKTIR; İKTİDAR BLOKU ERİMEKTE, ÇÖZÜLMEKTEDİR”

Bu ülkenin demokratik geleceğinde kendisini görmek isteyen, bu iktidarın yenilip tarihin çöplüğüne atıldığına şahit olmak isteyen, yeni bir ülkeye yeni bir geleceğe doğru yürümek isteyen herkesi HDP’ye kulak vermeye, HDP’yi görmeye ve birlikte yol yürümeye davet ediyoruz. Bu kongreyi diğerlerinden ayıran önemli bir özellik var. Artık final yılındayız, artık son düzlüğe girdik. Bu iktidar blokunun yolun sonunu gördüğü açıktır. Bu iktidar bloku erimekte, çözülmektedir. Ama bunu yaparken toplumu çözmeye ve bu ülkeyi çökertmeye çalışmaktadır. Sömürüyle, savaş politikalarıyla, her türlü değeri talan etmesiyle bu ülkeyi yıkıma sürüklemektedir. Böyle bir dönemde her türlü kirli yöntemi kullanarak iktidarını sürdürmeye çalışan bir güç varken, bizim bu kongremiz sayısal ve siyasal gücümüzü çözüm için bu ülkenin halklarının hizmetine sunmamızın bir deklarasyonu, açık bir ilanı ve göstergesi olacaktır. Bu nedenle önemlidir diyoruz. Bundan önceki kongremizde de çok önemli gelişmeler vardı. Ama şimdi finaldeyiz, finali oynayacağız ve bu finalde halkların aydınlık geleceğine, özgür bir topluma, demokratik bir cumhuriyete nasıl yürüneceğini sözümüzle ve coşkumuzla ortaya koyacağız. İşte ülkenin kaderini bu kadar yakından ilgilendiren gelişmeler yaşanırken, çözüm gücü bizken ve buna dair sözümüz varken bu kongreyi çok önemsiyoruz. Çağırılarımızla bu kongrede en büyük buluşmayı, en geniş çevrelerin el ele ve omuz omuza verdiği bir coşkuyu yaşatmayı istiyoruz. Davetimiz bunun içindir. İnancımız da bu davetin karşılık bulacağıdır.

 “TOPLUMUN ÖNÜNE GERÇEK BİR ÇÖZÜM KONULURSA İKTİDAR AÇIK ARA KAYBEDECEKTİR”

Alttan alta “kaybetseler de gitmezler, ne yapar eder bırakmazlar” gibi sözler yayılıyor. Bu kara propagandanın, bu psikolojik harp yönetemlerinin etkili olmadığını da maalesef söyleyemeyiz. Evet, insanları karamsarlığa ve çaresizliğe sevk eden pek çok faktörden biri de iktidarın alttan alta yaymaya çalıştığı bu çaresizlik duygusudur. Bir diğeri de güçlü alternatiflerin ortaya konulmasında diğer muhalefet partilerinin yetersizliğidir.

Eğer bu halkın önüne gerçek çözüm, güçlü alternatif koyarsak, biliyoruz ki bu iktidar çok açık ara kaybedecektir seçimi. Öyle bir kaybedecektir ki dünyada bütün otoriter rejim heveslilerine büyük bir ders olacaktır. Birlikte mücadelenin mutlaka başarıya gideceğine dair de dünya halklarına büyük bir ilham kaynağı olacaktır. O nedenle yükümüz ağır, sorumluluğumuz büyüktür. Bunun farkındayız. Bu farkındalıkla kongreye gidiyoruz. Halklarımız da bunu görüyor.

 “SOKAKTA KORKU DUVARINI AŞMIŞ İNSANLARIN SÖYLEDİKLERİNDEN NEREYE GİTTİĞİMİZİ GÖREBİLİRİZ”

Yeter ki biz birlikte yürüyecek, o yolu sonuna kadar açacak iradeyi, inancı ve kararlılığı halklarımıza gösterelim. Her gün yayınlanan anketleri bir kenara bırakıyorum ki o anketler de gösteriyor bu iktidar devrildi. Ama anketlerin yerine sokaklara bakın, işsizliğe ve yoksulluğa bakın, isyan edenlerin o acılı yüreklerine bakın. Sokakta kahvede korku duvarını çoktan aşmış insanların dile getirdiklerinden ve bezirganların telaşından nereye gittiğimizi görebiliriz. Yol açık ve bunu yürüyecek güç lazım. Bu ülkenin insanları işte o gücü bekliyor. O güç buradadır; o güç biziz, o güç sizsiniz, o güç bu ülkenin demokrasiye ve özgürlüğe inanan bütün vicdanlı insanlarıdır. Buradan uzun mesajlar verecek değiliz, esas konuşmamızı kongremizde yapacağız. Burada da birkaç başlığa değinmeden geçmek olmaz.

 “GÜCÜMÜZ SADECE OY ORANIMIZDA DEĞİLDİR, HDP’NİN FİKRİYATINDADIR”

Son günlerde ve haftalarda yine gündemde biz varız. Daha doğrusu Türkiye’nin gündemi ikiye ayrılıyor: HDP ve diğer konular. Çünkü esasen diğer konuların da HDP’den bağımsız olmadığını biliyoruz. Abartmıyoruz tartışmaların tamamında, bütün siyasi aktörlerin gündeminde biz varız. Neden bu gündemde olduğumuzu da biliyoruz. Çünkü bu ülkede bütün bu kısır döngüyü, 100 yıllık kanlı döngüyü, kısır çekişmeyi ve sürekli yeniden tekrarlanan felaketleri önleyecek gerçek alternatif buradadır, HDP fikriyatındadır, HDP’nin bütün saldırılara rağmen terk etmediği o kararlı mücadele hattındadır. Bunu belki de en iyi bilen iktidardır. İktidar HDP’nin gücünün ne olduğunu biliyor.

Herkes HDP’yi sayılar üzerinden, oy oranı üzerinden tartışıyor. Oy oranımızın gelecek seçimlerde belirleyici olacağını kimse saklayamıyor ama bizim gücümüz sadece oy oranımızda değildir, bizim gücümüz fikriyatımızdadır. Bu ülkenin önüne koyduğumuz gerçek çözüm alternatiflerindedir. Yani bizim gücümüz siyasaldır, siyasetten gelmektedir. İşte bu doğru siyaset ve bu güçlü fikriyat aynı zamanda büyük bir halk desteğini de yaratmaktadır.

 “HERKESİN ONURUYLA YAŞAYACAĞI BİR ÜLKEYİ, HERKESİN EŞİT YURTTAŞ OLDUĞU BİR SİYASAL DÜZENİ ARZULUYORUZ”

Bu kadar büyük saldırıya, bu kadar büyük kara propagandaya, düşmanlaştırmaya, nefret söylemine rağmen gücü artan bir parti bu gücünü nereden alır? Ancak haklılığından alabilir. Bu haklılıktan alıyoruz gücümüzü, bu ülkeye herhangi bir çıkar gözetmeden hizmet etme azmimizden alıyoruz. Bu toplumun geleceğini savunma irademizden alıyoruz. Bizim dışımızda kalan güçlerin kısır çekişmeleriyle bu ülkeyi düzlüğe çıkaramayacağını gören bu ülkenin yoksullarından, kadınlarından, gençlerinden, emekçilerinden, inançları dolayısıyla ötekileştirilenlerinden alıyoruz. Çünkü herkesin onuruyla yaşayacağı bir ülkeyi, herkesin eşit yurttaş olduğu bir siyasal düzeni arzuluyoruz, istiyoruz, hedefliyoruz. Ve bunun için de boyun eğmeden, tereddüt etmeden, bedeli neyse ödeyerek yürüyüşümüze devam ediyoruz. İşte iktidar o nedenle durmadan saldırıyor. Bize saldırıyor, bu fikriyata saldırıyor, bu güce saldırıyor ama nafile başaramayacaklar. Bizler başaracağız. Bizler bu halkların güçlü inancının ve vicdanının sesiyle, desteğiyle bu ülkeyi aydınlık geleceğe taşıyacağız. Biz buna inanıyoruz. Şimdi bu ülkenin büyük çoğunluğunu buna inandırma zamanıdır. Kongre de bunun önemli dönemeçlerinden biridir. Biz diyoruz ki bu ülke zulme, talana, yalana ve kana mahkum değildir. Başka bir ülke ve dünya mümkündür. Onu da biz inşa edeceğiz, hep birlikte inşa edeceğiz.

“KÜRTLERİ SEÇİM HESABINDA BASİT BİR RAKAM OLARAK GÖRENLERE KÜRTLERİN CEVABI AĞIR OLACAKTIR”

Seçim yaklaştıkça Kürtler başta olmak üzere HDP ve HDP’lileri hatırlayan artıyor. Sadece iktidar değil, iktidar dışında kalanlar da sürekli HDP üzerinden hesaplar yapıyorlar. Seçim dönemi Kürtleri ve HDP’yi hatırlayanlara bakın; bunların yaptığı şey Kürtlere bir sayı olarak, oy olarak bakmaktır.

Oysa biz Kürtlerin ve HDP’nin temsil ettiği kitlenin bir sayı olmadığını, bir özne olduğunu, bu ülkenin kurucu gücü ve aktörü olduğunu savunuyoruz ve bunu temsil ediyoruz. Kürtler sayı değildir, kimse Kürtleri oy hesabında basit bir rakam olarak görme yanılgısına düşmesin. Bu kadar büyük bedeller ödeyerek bunca büyük birikim yaratmış bir halkın buna cevabı hakikaten ağır olacaktır. Kimse sayıya indirgemesin, oy hesabıyla yaklaşmasın. HDP, Kürtler başta olmak üzere temsil ettiği halkların iradesini siyasetin kurucu gücü haline getirmeye kararlıdır. O nedenle kim ki Kürtleri ve HDP’yi sayı ve oy oranı üzerinden değerlendiriyorsa, çok geç değil diyeceğim aslında ama biraz geciktiler yine de yolun neresinden dönerseniz kardır, bu hesaptan vazgeçsin.

Kürtleri sayıya indirgemekten vazgeçin. Kürtleri öyle kolay kandırılacak, manipüle edilecek bir halk olarak değerlendirmekten vazgeçin. Güzel sözlerle, boş laflarla bir yere çekilebilecek örgütsüz ve bilinçsiz bir kitle olarak görmekten vazgeçin. Vazgeçemiyorsanız seçim günü Kürtler ve HDP’nin temsil ettiği bütün halklar size bunun faturasını ağır ödetecektir. İktidara da bizim dışımızda kalan muhalefete de ve siyasette bir yer almak isteyen herkese de bunu hatırlatmak görevimizdir, boynumuzun borcudur. Bunun gereğini yapmak da bizim siyasi, vicdani sorumluluğumuzdur.

 “KÜRT SORUNUNA DEMOKRATİK ÇÖZÜM, EŞİT YURTTAŞLIĞA DAYALI SİYASAL SİSTEMİN ANAHTARIDIR”

İddiamız açık, hedefimiz nettir. Biz özgür toplumu, demokratik cumhuriyeti inşa etmek istiyoruz. Bunda kararlıyız. Bu yolda yürürken, bu hedefe giderken en önemli meselenin Kürt sorunu olduğunu da biliyoruz. Yıllardır bunu söylüyoruz, programlarımıza koyuyoruz, demokratik çözüm ve barış için her türlü çabayı harcıyoruz. Şimdi seçim vakti gelince bugüne kadar Kürt sorununu ağzına bile almaya çekinenler bu konuyu konuşmaya başladı. Oysa bu yöntem ve bu zihniyet Kürt sorununa demokratik çözüm getiremez. Kürt sorununa demokratik çözüm bu ülkede büyük barışın, özgür geleceğin, eşit yurttaşlığa dayalı bir siyasal sistemin anahtarıdır. Şimdiye kadar savaş politikalarıyla, asimilasyon ve inkar uygulamalarıyla bu kapıyı kilitlemiş olanlara karşı da şunu diyoruz: Anahtar bizdedir, çözüm biziz; barışa, özgür geleceğe, eşit yurttaşlığa giden yolu tıkayan kapıyı açacak anahtar bizdedir. HDP’nin sayısal gücündedir, siyasal iradesindedir, kararlılığındadır, samimiyetindedir. Bunu da gerçekleştirecek yol ve yöntemleri aylardır örüyoruz, üretiyoruz. Halklarımızla paylaşıyoruz.

“HDP DÜRÜST, SAMİMİ, AÇIK VE ŞEFFAF SİYASET YÜRÜTMEYE DEVAM EDECEK”

27 Eylül 2021’de ilan ettiğimiz deklarasyon bunun apaçık yol haritasıdır. Hiçbir şeyi gizli saklı yapmıyoruz. Dürüstüz, samimiyiz ve şeffaf siyaset yapıyoruz. Hesabımız birkaç sandalye değildir, makam ve mevki değildir. Amacımız bu topluma demokrasiyi, özgürlüğü ve eşit yurttaşlığı getirmektir. O nedenle bizi herhangi bir kirli pazarlığın içinde göstermek isteyen kim varsa bir kez daha uyarıyoruz. Bu operasyonlarınız, manipülasyonlarınız tutmaz. Bizim üzerimizden ürettiğiniz kara propagandalar sonuç vermez. Muhalefette bulunan partilere de iktidara da aynı şekilde sesleniyoruz. Kimse tevatürler, spekülasyonlar, dedikodular üzerinden senaryo üretmekle uğraşmasın. Gözlerimizin içine baksın, samimiyetimizi ve amaçlarımızı en net şekilde görecekleri yer budur. Başka hiçbir yer değildir. Yeter ki bunu görecek bir yürek ve akıl sahibi olsunlar. HDP dürüst, samimi, açık ve şeffaf siyaset yürütmeye devam edecektir. Bu siyaset de topluma yeni bir başlangıcı mutlaka armağan edecektir.

 “SAVAŞ SİYASETİNE NET OLARAK KARŞI ÇIKMAYANLAR KENDİSİNİ İKTİDARIN MUHALİFİ SAYMASIN”

Biz tarihi savaşlar, zafer destanları, üstünlükler ve galibiyetler üzerinden değil; barışlar, ortaklıklar ve eşit haklara sahip bir biçimde ortak yaşamlar üzerinden okumak ve kurmak istiyoruz. Büyük barışı kalıcı kılmak için her türlü savaş politikasına, ölüm siyasetine karşı çıkıyoruz. Bu iktidar bütün varlığını savaş siyasetine ve ölüm politikalarına bağlamıştır. Her gün Suriye’ye, Rojava’ya operasyonları gündeme getirmekteler. Bir de üstüne idam cezasını geri getirme peşindeler. Savaş ölüm ve yıkım demektir; ölüm cezası ise çözümü, insan hayatını sona erdirmekte bulmak demektir. İşte biz her türlü savaş politikasını, ölüm üzerine kurulan her türlü uygulamayı ve programı reddediyoruz. O nedenle ısrarla barış diyoruz, o nedenle ısrarla yaşamı savunuyoruz, o nedenle ısrarla yaşam siyasetini savunuyoruz.

Ölüm cezasından medet umacak kadar çürümüş, yozlaşmış, çökmüş bir zihniyetin bu ülkeye vereceği hiçbir şey yoktur. Savaşlar üzerinden kendi varlığını sürdürmeyi hesaplayan bir siyasetin ve bu siyasetin içinde kalarak yol yürüyeceğini sananların bu ülkeye vereceği hiçbir şey yoktur. Savaş siyasetine, ölüm politikasına açık ve net olarak karşı çıkmadıkça hiç kimse kendisini bu iktidarın muhalifi saymasın. Muhalefet etmek her türlü talana, savaş oyunlarına bağlı kan siyasetine ve yalan uygulamasına karşı çıkmaktır. HDP budur. HDP savaşa, talana, kana karşı çıktığı için gerçek alternatiftir. Bu ülkeye bunları getirecek güce sahiptir. Kongremizin şiarında olduğu gibi: Güç Biziz, Çözüm Biziz, Sözümüz Var!

 “YALANI BİTİRMEYE, SAVAŞ POLİTİKALARINI DURDURMAYA SÖZÜMÜZ VAR”

İktidarın gündemine bakın, hayatın her alanını kaplayan zehir zemberek bir çarkı acımasızca işlemeye devam ediyor. Zamlar dolu gibi yağıyor, insanlar yoksul. Açlık sınırının altında yaşayan milyonlar, yoksulluğa mahkum edilmiş milyonlar savaş değil çözüm istiyor, talan değil refah istiyor, yalan değil hakikat istiyor, sömürü değil sosyal adalet istiyor. Bunu da samimiyetle, kararlılıkla ortaya koyacak bir gücü görmek istiyor. O nedenle diyoruz ki çözüm biziz, sözümüz var. Yalanı bitirmeye, savaş politikalarını durdurmaya sözümüz var. Bunları nasıl durduracağımıza dair programımız var. Kadına karşı her türlü şiddeti kullanan, kadını yok sayarak iradesini çiğneyen, gençliğin geleceğini gasp etmek için her yola başvuran talan zihniyetini bitirecek program buradadır. Bugün sellerle, yangınlarla hayat alanlarını kaybeden köylüye ve çiftçiye, her gün zamların altında ezilen emekçiye, inanç ve özgür ibadet hakları elinden alınan bütün inanç topluluklarına başta Aleviler olmak üzere buradan bir kez daha söylüyoruz. Programımız bütün bu sorunları çözecek programdır. Bu sorunları çözecek fikriyatımız var. Ve üstüne bir de söz veriyoruz; bu programın arkasında duracağız, sözümüzü yerine getirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.

2,5 YILDA NELER YAPTIK?

Geçtiğimiz iki buçuk yıl boyunca, kongreden bu yana, pek çok şey yaptık. Toplumun bütün kesimlerine ve ülkenin bütün sorunlarına çözüm bulmak için halkla ve bütün ilgili topluluklarla buluşmaya gayret ettik. Bunun için elimizden gelen her türlü çabayı harcadık.

Pek çok kampanya yürüttük. Pandemi döneminde iktidarın insanı yok sayan, sağlığı hiçe sayan politikalarına karşı mücadele yürüttük. Pandemiyle yoksullaşmayı derinleştiren politikalara karşı Kardeş Aile Kampanyası yaptık.

Dayanışmayla bu sorunların ve bu engellerin aşılabileceğini ortaya koymaya çalıştık. 8 Mart ve kadın mücadelesi her seferinde gerçekten bir kadın partisi olduğumuzu ortaya koydu. O nedenle kadın yoldaşlarımıza, Kadın Meclislimize ve bu çalışmalara destek veren bütün kadınlara buradan bir kez daha teşekkür ve minnetlerimi sunmak istiyorum.

Newrozlarda milyonlar olduk. İş, aş, adalet ve özgürlük için herkesi mücadeleye çağırdık. İş ve Aş Buluşmalarını ülkenin dört bir yanında yürüttük. Demokrasi yürüyüşleri yaptık. “Herkes İçin Adalet” kampanyası yürüttük, ayrımsız adalet talep ettik.

HDP’yi elbette savunuyoruz dedik ama HDP’yi savunurken bu ülkenin geleceğini savunduğumuzu anlatmaya çalıştık. Demokrasiye çağrı yaptık, tutum belgesi açıkladık, bunu toplumun farklı kesimleri ile paylaştık. Ne murad ettiğimizi anlatmaya çalıştık. Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı Kampanyamızı başlattık. Bizler bir topluluk adına konuşma hakkını kendimizde görmüyoruz.

Bizler bütün toplulukların burada kendilerini temsil etmelerini ve sözleri kendilerinin söylemesini hedefliyoruz. Alevinin sözünü Alevi kendisi söyleyecektir. Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı broşürümüz de masa başında hazırlanmış bir kitapçıktan çok öte anlamlar taşıyor. Bütün Alevi kesimleri ve temsilcileri ile görüşerek, buluşarak, tartışarak hazırladık.

 “KATLİAM POLİTİKALARINA KARŞI HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ”

Bu başlığa gelmişken kongremizin 3 Temmuz’da toplanacağını söyledim. 2 Temmuz yüreklerimizin yandığı bir yangındır. Sadece bir yürek yangını meselesi değildir 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı, aynı zamanda bu ülkede iktidar zihniyetinin ve devlet pratiğinin en temel yöntemlerindendir. Yüz yılı aşkın süredir sindirilmek, yok edilmek istenen toplum kesimlerine, inanç kesimlerine karşı bu devletin temel yöntem olarak elinde tutmak istediği bir yoldur. Ermenilerden Alevilere ve toplumun farklı kesimlerine karşı kullanılan ve her an kullanılmak için hazır tutulan bu katliam politikalarına karşı hep birlikte mücadele edeceğiz, yaraları birlikte saracağız ama yüzleşerek ve sorumluların hesap vermesini sağlayarak. Biz büyük barışı yüzleşme ve hesaplaşma üzerine kuracağız. Buradan 2 Temmuz’da hunharca katledilen bütün canlara bir kez daha saygılarımı iletiyorum. Devirleri daim olsun içleri de rahat olsun.

 “EŞİT YURTTAŞLIK TOPLUMUNU, ÖZGÜR GELECEĞİ KURMAYA KARARLIYIZ”

Bizler varız ve onların hayalini kurduğu eşit yurttaşlık toplumunu özgür geleceği kurmaya kararlıyız. Bu yolda yürüyüşümüz güçlenerek devam ediyor. Onların da anıları bize yol gösteriyor. 3 Temmuz benzer bir katliamın Çorum’da yaşandığı bir tarihtir. Bunların farkındayız yaslarını tutacağız, ağıtlarını yakacağız ama bunlarla yetinmeyeceğiz. Bu ülkede bu şekilde zulme uğrayan, katliama maruz kalan, zorbalığı yaşamış olan bütün toplulukların bu ülkenin yönetiminde, bu toplumun her alanında eşit özne ve onurlu irade olmalarını sağlayarak ancak onlara borcumuzu ödeyebiliriz.

 “BÜTÜN DEMOKRASİ GÜÇLERİYLE YÜRÜMEYE KARARLIYIZ“

Bunu yapacak programa, inanca, birikime ve tabana sahip tek parti biziz. Bununla gurur duyuyoruz, ama gurur duymak yetmiyor. Sorumluluğumuzu bu görev daha da artırıyor. Bu sorumluluğun ciddiyetiyle ve bütün demokrasi güçleriyle yürümeye kararlıyız.

Biraz önce saydım, neler yaptık neler diye. Sadece bir reklam, bir tanıtım gibi anlaşılmasın. Yapamadığımız çok şey olduğunu da biliyoruz. Hatalarımız olduğunu da biliyoruz. Eksiklerimiz mutlaka vardır. Bunun da farkındayız. Biz sizleri ve bütün halkımızı bizimle buluşmaya, bizimle göz göze gelmeye, sözlerimizle bir arada bulunmaya davet ederken aynı zamanda onlardan ricada da bulunuyoruz. Eksiklerimizi söyleyin, yanlışlarımızı ortaya koyun, eleştirin. Lütfen bu konuda güçlü ve samimi bir ses ortaya koyun. Bizi doğru yolda yürümeye cesaretlendirmek isteyen dostlarımız sadece alkış ve destekle yetinmesinler. Eleştirilerini de önerilerini de açıkça söylesinler. Hepsi başımızın gözümüzün üstündedir.

Ercüment Akdeniz: Seçim süreci bir mücadele alanı olmak zorunda Ercüment Akdeniz: Seçim süreci bir mücadele alanı olmak zorunda

“HER SALDIRI DAHA FAZLA KENETLENMEMİZİ SAĞLADI”

HDP bu samimi ve kararlı programı, bu mücadeleyi ancak karşılıklı etkileşimle ayakta tutabilir. Sizlerden ve bütün halkımızdan gelecek her türlü eleştiriye de açığız, öneriye de açığız. Açık olmak zorundayız. Yoksa düşünün bu kadar farklı kesimi bir araya toplamış bir parti bu kadar saldırıya, bu kadar kuşatmaya rağmen nasıl ayakta kalabilir? İşte birbirimize sözümüzü açık söyleyebildiğimiz için hiçbir güç ve hiçbir saldırı bizi birbirimizden koparamıyor. Her saldırı daha da fazla kenetlenmemizi sağlıyor. Hedeflerimiz ve ilkelerimiz etrafında kararlı bir buluşma gerçekleştirdik. HDP sadece Türkiye'de değil dünyada da örneğine az rastlanacak bir tecrübedir.

ÇÖZÜM BİZİZ, SÖZÜMÜZ VAR” SÖZÜ TÜRKİYE’NİN AYDINLIK GELECEĞİNİN DE ANAHTARIDIR”

Bu ülke bu tecrübenin değerini biliyor, daha da bilecektir. Dünyaya da HDP fikriyatının en zor toplumlarda nasıl çözüm gücü olacağını gösterme görevimiz vardır. O nedenle diyoruz ki bize elbette destek verin, alkışlayın ama sadece alkış, methiye yetmez. Eleştiri de öneri de gelsin. Birlikte daha da güçlenelim. Bizi ancak bu yol güçlendirir. Bizi Kırklar Meclisi gibi düşünün. Kırklar Meclisinde nasıl ortaya konuluyorsa HDP’de de öyledir. Tekrar söylüyoruz. "Çözüm Biziz, Sözümüz Var" şiarı kongremizin şiarı olmakla kalmıyor; bu ülkenin geleceğinin aydınlık, demokratik, özgürlükçü olmasının anahtarı da buradadır. Bizler bu şiarı hayata geçirmek için hiçbir engel tanımadan yolumuza devam edeceğiz. Çözümü inşa etmek için sözümüzü söylemeye ve tutmaya her türlü gayreti sarf edeceğiz. Edirne’den Hakkari’ye, Samsun’dan Hatay’a, Mardin’den İzmir’e, Ağrı’dan Antep’e ve Kırşehir'den Malatya’ya Türkiye’nin bütün şehirlerinden insanlarımızı kongremize katılmaya, sözümüzü söyleme konusunda bizlerle bir araya gelmeye, birlikte göz göze bakarak ülkeye aydınlık geleceği göstermeye davet ediyoruz. Gelin bu yürüyüşü hep beraber omuz omuza sürdürelim. Yolumuz açık, Hak yardımcımız, Hızır yoldaşımız olsun. Mutlaka kazanacağız. İnancımız tam olsun.