Bini aşkın köyde tohumların arşivini tutan derneğin hikâyesi belgesel oldu

Yönetmen Gamze Terra ile görüştük

Bini aşkın köyde tohumların arşivini tutan derneğin hikâyesi belgesel oldu

BIFED RÖPORTAJLARI-7

MUSTAFA DERMANLI / BOZCAADA

İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Karaot köyünde 15 sene önce çiftçilerin kurduğu Karaot Tohum Derneği, adından da anlaşılacağı üzere tohum üzerine faaliyet yürüten bir dernek. Bugüne dek bini aşkın köye ziyaretler gerçekleştirerek atalık tohumların izini süren, onların arşivini tutan, tohumları koruyan ve çoğaltan derneğin hikâyesi ise belgesel oldu.

Yaptığı video-aktivizm çalışmalarını saymazsak ilk yönetmenlik deneyimini “Kökler Arasında” isimli belgeselle gerçekleştiren Gamze Terra, tohuma dair bu değerli çalışmaları yapan derneğin yaptığı çalışmaları ve derneğin üyelerini kayıt altına aldı.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED) kapsamında Gaia Öğrenci Ödülü kategorisinde gösterilen belgesel sonrasında yönetmen Gamze Terra ile görüştük.

Belgeselinizi izlemeyenler için kısaca bahseder misin?

“Kökler Arasında” Karaot Tohum Derneği’nin hibrit ve GDO’lu tohumlara karşı başlattığı mücadeleyi atıyor. Yerel ve atalık tohumların saklanıp korunması için sürdürdükleri mücadeleyi anlatıyor.

Belgesel çekmeye nasıl karar verdiniz?

Öğrencilik yıllarımda heyecanlı birisiydim. Kameramı alıp Kazdağları veya Aliağa’daki maden sahasındaki direnişlere giderdim. Benim için video-aktivistlikle başladı diyebilirim. Kendim için kayıt topluyordum ve bunları kurgulayıp internete koyuyordum. Sonrasında da bu belgesel biraz daha tarlalara gidip gelmemle başladı. Ailem sürekli tohumlarını alıp ertesi yıl için bir kenara ayırırdı. Feray abilerle (Feray Karapınar, Karaot Tohum Derneği gönüllüsü) aynı şehirde olduğumuz için temas halindeydim. Onların sürdürdükleri bu mücadeleye sürekli tanıktım. Ben de gidip geldikçe oradan görüntüler toplamaya başladım. Sonrası aslında bir belgesel yapmak gibi bir fikir yoktu kafamda. Arşiv çoğaldıkça niye bunu bir mücadele belgeseli haline getirmiyoruz ki dedim. Birkaç yılda çekilmiş görüntüleri geçtiğimiz kış kurgulamaya başladım ve bu belgesel ortaya çıktı.

Peki, ekoloji belgeselciliğinde mi ilerlemek istiyorsunuz?

Kurmacanın bana göre olmadığını keşfettim. Belgeselde ilerlemek istiyorum. Ekolojik belgeseller odak noktamda olacak. Çünkü takip ettiğim ve içinde olduğum şeyler.

Belgeselinizde anlattığınız Karaot Tohum Derneği, bugüne dek bini aşkın köy gezerek atalık tohumların arşivini tutan, toplayan, saklayan, çoğaltıp yaygınlaştıran bir dernek. Bu çok sürdürülebilir bir şey mi, yaygınlaşmalı mı sizce?

Kesinlikle yaygınlaşması gerektiğine inanıyorum. Bu derneği oluşturan insanlar orta yaşlı ve yaşlı kimseler diyebilirim. Çok fazla içlerinde genç yoktu. Aslında onların da isteği genç insanların onlara katılması. Beraber tohum ayırmak, arşivlemek, konvansiyonel olmayan tarımın bir şekilde sürdürülebilir olmasını sağlamak için gençlerle sürekli temas halinde olmak istiyorlar. Kendi adıma söylemem gerekirse kesinlikle bir yerden bizim de dahil olarak, tohumlarımızı saklamamız gerekiyor. Tabii o tohumlar çoğaltmadıktan sonra durduğu yerde çürür. O yüzden bu tohumları çoğaltmak ve dağıtmak gerek. Sürdürülebilir olmasını sağlamak lazım.

Belgeselin yaygınlaşması için neler yapacaksınız?

Okullarda bile göstermek istiyorum. Yerel tohum dernekleri, köyler, şehirde bile küçük bostanların içerisinde, mahallelerde göstermek istiyorum.

Gazetecilik yanınız da var. Belgeselcilik ve gazetecilik boyutundan biraz bahseder misiniz?

İkisi de birbirine tesir eden şeyler aslında. Çok fazla farklılık görmüyorum bu konuda. Biraz önce de bahsettiğim gibi 20’li yaşlarımdan beri kameramı alıp bir direnişe gidip yaptığım aktivistlik ile şu an yaptığım video-gazeteciliğin arasında çok fark göremiyorum. O heyecan içerisinde olmak beni hem ateşliyor, hem de mutlu ediyor.

Son olarak, Bozcaada ve BIFED üzerine görüşlerinizi alabilir miyiz?

Bozcaada mükemmel bir yer. İstanbul’da bir kaosun içerisinde yaşıyorum, inanılmaz bir sakinliğin içerisine geldim. Filmlere girip-çıkıyorum. Benim için önemli olan BIFED’de –belgeselciyiz, fakat ekolojik belgeselciyiz– o hücre grubunun içerisinde olmak, insanlarla, yönetmenlerle, halkla aynı çatı altında toplanıp birbirimize temas etmemiz benim için çok değerliydi. Çok mutlu oldum çünkü birçok yönetmen arkadaşımla tanıştım. Şimdiden bir proje bile tasarlamaya başladık, bu da beni çok mutlu ediyor ve heyecanlandırıyor. Seneye tekrar BIFED’e geleceğim. Ya izleyici olarak ya da farklı bir projeyle.

Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2019, 20:05

Demokrat Haber'e destek vermek ister misiniz? >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER