Uzmanlar, saldırıların nedenlerinin birbirinden farklı olduğunu, ancak çocuk ve ergenlerin gördüklerinden etkilenebildiğini belirtiyor.

Son aylarda yaşanan olaylar

Eylül ayında Manisa'nın Turgutlu ilçesinde 15 yaşındaki bir çocuk lise yakınında av tüfeğiyle ateş açmış, 11 öğrenci yaralanmıştı. Nisan ayında Kahramanmaraş'ta bir okulda saldırı yaşanmış, saldırgan 14 yaşındaki bir çocuk olarak tespit edilmişti. Olayların koşulları birbirinden farklı olsa da kamuoyunda, bir saldırının başka bir gencin gözünde "şiddet nasıl uygulanır" sorusuna model olup olamayacağı konuşuluyor.

TBMM komisyonunda "taklit" tartışması

TBMM'de okul saldırılarını araştıran komisyonda da taklit etkisi gündeme geldi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol, 13 Mayıs'taki sunumunda, takip ettikleri 10 ve 12 yaşlarındaki iki çocuğun şiddet eğilimi gösterdiğini aktardı. Ulukol'a göre 10 yaşındaki çocuk, Kahramanmaraş'taki saldırıya benzer bir olayın kendi okullarında da yaşanmasını heyecan verici bulduğunu söylemişti.

Bir saldırı diğerini tetikler mi?

Uzman Klinik Psikolog Çağla Yaşın, DW Türkçe'ye yaptığı değerlendirmede bir saldırının başka bir saldırıyı doğrudan yarattığını söylemenin fazla basit olacağını belirtiyor. Ancak çocukluk ve ergenlik döneminde çevrede görülenlerin, henüz biçim bulmamış duyguların nasıl ifade edilebileceğine dair model sunabildiğini söylüyor. Yoğun öfke, aşağılanma, dışlanma, görünmezlik ya da intikam düşünceleri taşıyan bir genç için başka birinin eylemi, bu duygulara yön veren tehlikeli bir senaryoya dönüşebiliyor. Yaşın'a göre en önemli etken, saldırının ardından saldırgana yönelen yoğun ilgi. "Kimse beni görmüyor" duygusu, "Böyle yaparsam herkes görür" düşüncesine bağlanabiliyor.

Yaşın, görülen bir şiddet eyleminin aynı eylemin gerçekleştirileceği anlamına gelmediğini vurguluyor. Öfkenin söze, oyuna, ilişkiye ya da yardım istemeye yönelemediği, gencin kendini aşağılanmış ve güçsüz hissettiği durumlarda şiddet, bir "çıkış yolu" gibi algılanabiliyor.

"13 gün" araştırması ne diyor?

2015'te PLOS ONE dergisinde yayımlanan "Contagion in Mass Killings and School Shootings" adlı araştırma, ABD'deki okul saldırılarında istatistiksel olarak anlamlı bir "bulaşma" etkisi saptadı. Modele göre bu etki ortalama 13 gün sürüyor ve her saldırı, ortalama en az 0,22 yeni olayla ilişkilendiriliyor.

Bu sonuç, saldırının ardından gelen 13 günün kesin bir "tehlike dönemi" olduğu anlamına gelmiyor. Araştırma, olayların zaman içindeki kümelenmesini ölçtü, medyanın buna yol açıp açmadığını doğrudan test etmedi.

2022'de Significance dergisinde yayımlanan bir makale ise farklı bir sonuca ulaştı. ABD'de 2000-2018 arasındaki toplu silahlı saldırıları inceleyen araştırmacılar, bir saldırıdan sonraki birkaç hafta içinde yeni saldırı riskinin arttığına ya da yoğun medya ilgisinin kısa vadede saldırıları tetiklediğine dair kanıt bulamadı. Yine de medyanın uzun vadeli birikimli etkisi ihtimalini dışlamadılar.

Risk nasıl anlaşılır?

Nobel ödüllü bilim insanı ABD'yi bıraktı Çin'i seçti
Nobel ödüllü bilim insanı ABD'yi bıraktı Çin'i seçti
İçeriği Görüntüle

Yaşın'a göre önceki saldırganlara duyulan ilgi ya da şiddet içeriklerine merak, tek başına bir çocuğun tehlikeli olduğu anlamına gelmiyor. Merak, özdeşleşme ve hazırlık birbirinden ayrılmalı. Risk çoğu zaman tek bir büyük işaretle değil, birbirine yaklaşan küçük işaretlerle görünür oluyor. Uzmanın dikkat çektiği işaretler şunlar:

  • Saldırı görüntülerini sürekli izlemek
  • Saldırganları yüceltmek
  • Saldırganların sembol ve dilini benimsemek
  • Belirli kişilere yönelik yoğun kin ve tehditler
  • Ayrıntılanan şiddet fantezileri

Düşünce belirli bir hedef, zaman, yöntem ya da hazırlık içermeye başladığında risk yükseliyor. Bu durumda aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarının birlikte hareket edip acil güvenlik değerlendirmesi yapması gerekiyor. Yaşın'ın deyişiyle şefkat, sınırın alternatifi değil.

Çocuğun saldırıyı "heyecan verici" bulması tek başına saldırı niyeti sayılmamalı. Yaşın, çocuğu hemen susturmak yerine bu düşüncenin nereden geldiğine bakılmasını öneriyor.

Sosyal medyanın rolü

Yaşın, sosyal medyanın yalnızca içeriği göstermediğini, dikkatin nereye ve ne kadar süre yöneleceğini de şekillendirdiğini söylüyor. Saldırı görüntülerinin ve saldırganın hikâyesinin tekrar tekrar karşıya çıkması olağanüstü olanı tanıdık hale getirebiliyor. Kırılgan bir genç için saldırgan, uzak bir haber figüründen ortaklık kurulabilen bir kişiye dönüşebiliyor. Dijital topluluklarda öfke ve düşmanlık da birbirini doğrulayarak büyüyebiliyor. Bu nedenle sadece ekran süresine değil, çocuğun hangi içeriklere tekrar tekrar döndüğüne, bunların onda nasıl duygular yarattığına ve kimlerle iletişim kurduğuna bakılması gerekiyor.

Çözüm yalnızca yasak değil

Yaşın, çocukları şiddetten korumanın yalnızca silaha ya da zararlı içeriğe erişimi engellemekten ibaret olmadığını söylüyor. Okullarda aidiyetin, öğretmen desteğinin, duygu düzenleme becerilerinin ve yardım isteme olanaklarının güçlendirilmesi, çocukların sosyo-duygusal durumlarının izlenmesi gerekiyor. Güvenliğin yalnızca çocuğa bırakılamayacağını belirten Yaşın'a göre aile, okul, ruh sağlığı hizmetleri, yerel yönetimler ve hukuki mekanizmalar birlikte koruyucu bir yapı oluşturmalı.

Kaynak: DW Türkçe