Miraz Bebek…

8. Ayını cezaevinde doldurdu. Bugün ise orada oluşunun 38. günü.

2012’de “örgüt üyeliği”nden, daha 13-14 yaşlarındayken tuttuğu günlükler de delil gösterilerek 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen anne Gülistan Diken Akbaba, 19 Şubat’ta savcının cezayı onamasıyla birlikte çocuğuyla cezaevine gönderildi. Cezanın adil olma koşulunu gelin birlikte düşünelim. Miraz bebek ve annesine bu cezayı veren hakim Mehmet Ekinci şu an ‘FETÖ’ye üyelikten tutuklu. Miraz bebeğin tutuklu kalmasına sebep olan ve FETÖ’ye üyelik şüphesiyle tutuklu bulunan hakimin vermiş olduğu cezadaki adaleti varın siz bulun?

Eğitim kurumlarımızdan tutun, çocuk esirgeme kurumlarına, yurtlara kadar yaşanan eksiklikler, aksaklıklar aklıma gelince bir bebeğin cezaevinde yaşama koşulu bende büyük bir korku uyandırıyor. Emekleme yaşındaki bir bebek, annesinin ranzasından inemiyor diye düşünün. Yeni yeni yemek yemesi, başka tatlarla tanışması gereken bir bebeğin cezaevine gelen bazen yağlı, bazen tuzlu olan ve seçme şansının olmadığı yemeklerden yemek zorunda kalmasını düşünün. Kantinden muz istediğinde armut geldiğini hesaba katarak düşünün. Yemek vb. koşulların yetişkinler içinde çok kötü olmasından kaynaklı yapılan açlık grevlerini düşünün. Bir de Miraz bebek ve cezaevinde büyüyen diğer çocukları… Düşünün ki hiç oyuncağı yok, oyuncaksız büyümeye mahkum bir bebek…

Doğadan, hayvanlardan, çiçek kokularından mahrum bırakılarak büyüyen bir bebek… Bir kedinin sokakta miyavlamasına şahit olup onu taklit edemeden büyüyen bir bebek… Emeklemeye başlayınca etrafındaki eşyaları dokunarak, dağıtarak tanıyamayan bir bebek düşünün. Babasından mahrum bırakılan, bebeğinin kokusunu görüşlerde bile araya kocaman camların koyulmasıyla telefondan hissetmeye çalışan bir baba düşünün bir de…

Annesi ile cezaevinde yaşayan bazı çocukların hikayelerini okumuştum. Bir bebek ağladığında koğuştaki diğer mahkumların rahatsız olmasından kaynaklı sürekli “sus” diyerek büyütülmüş. Bu yüzden 3 yaşına kadar konuşmayı öğrenememiş. Kimileri koğuşta kalanların sigara içmesinden dolayı sürekli sigara dumanına maruz kalarak büyümüş. Rutubetli, nemli odalarda ufacık metrekarelik alanın içinde dünyayı tanımaya çalışmanın soğukluğuyla sürekli hastalanan çocukların, istedikleri her an doktora çıkma durumları da zormuş. Böyle büyüyen çocuklar, bebekler var cezaevlerinde.

Bu koşullarda cezalandırılan anne mi, çocuk mu? Bu soruya adli mercileri düşünüp cevap verin. Okul öncesi çocukları olan annenin hapse girmesi ve çocuğundan koparılması “suç ve cezanın şahsiliği ilkesi”ne ters düşer. Bu durumdan en çok çocuklar etkilenir çünkü. Yetişkinler üzerinde yapılan ankete göre, annesinden okul öncesi dönemde ayrı kalan çocukların büyüyünce “suç” işleme oranı daha fazla. Ebeveynlerinin cezalarından dolayı hapishanelerde büyümeye mahkum bırakılan çocuklar içinde gerekli koşulların olmamasından kaynaklı sağlıksız ortamda büyüme durumları söz konusudur. ‘Çocuklar geleceğimizdir’ diyerek çocukların sağlıklı büyümeleri için gerekli koşulları sağlayamamamız düştüğümüz çelişkiyi gösterir. Üstelik Miraz bebek için bu durumun hiç bir adaletli tarafı yokken.

Tekrardan soruyorum. Miraz bebek ve annesine bu cezayı veren hakim Mehmet Ekinci şu an ‘FETÖ’ye üyelikten tutuklu. Miraz bebeğin tutuklu kalmasına sebep olan ve FETÖ’ye üyelik şüphesiyle tutuklu bulunan hakimin vermiş olduğu cezadaki adaleti varın siz bulun?

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >