Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığı ile ilgili gelen soruyu yanıtlayan Beştaş, "Bizim HDP olarak adaylık tartışmamız yok. Demokrasi ittifakını, ortak mücadele perspektifi ile geliştirme yönünde bir çalışmamız var" diye konuştu.

'ÇERKES SOYKIRIMI TANINSIN'

Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre Çerkes Soykırımı'nın yıldönümü ile konuşmasına başlayan Beştaş 158 yıl önce, 1864 yılında Rusların kılıcından geçen Çerkes halklarının gemilerle dünyanın dört bir yanına dağıtıldığını söyledi.

Beştaş, “Sürgün olarak tanımlansa da yarattığı sonuçları itibariyle bir soykırım gerçeği ile karşı karşıyayız. 500 bin insanını yitirilen bu halk Osmanlı topraklarına sürgün edilmişti. 500 bin insanın açlıktan salgından ve hastalıktan yaşamını yitirdiğini hatırlatmak isterim. Çerkeslerin bu yıl Türkiye’de de görünür olan birçok talebi vardı. Onların talepleri bizlerin de talepleridir. Biz bütün halkların bütün taleplerinin başta dil kültür hakları olmak üzere tanınması gerektiğini bunu özgürce yaşamaları gerektiğini HDP olarak her zaman savunduk. Yüzleşme ve onarıcı bir adalet için Çerkesler için de zorunlu ve gereklidir, talebimizdir” dedi.

Bozdağ: Erdoğan'ın adaylığının önünde herhangi bir engel yok Bozdağ: Erdoğan'ın adaylığının önünde herhangi bir engel yok

Çerkeslerin “soykırım tanınması”, “mağdurların mülkiyet ve tazminat haklarının sağlanması” talepleri olduğunun altını çizen Beştaş, “Bu tarihsel trajediyle bu şekilde onarıcı bir adaletle yaklaşmak hepimizin insani sorumluluğudur” diye ekledi.

Devam eden Kobani Davası ile sözlerini sürdüren Beştaş'ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

‘MAHKEME SALONLARINDA SEÇİM YÜRÜTÜLÜYOR’

Şu anda AKP MHP iktidarı seçim kampanyasını mahkeme salonlarında yürütüyor, bu çoktan başlattı. Mahkeme salonlarında bir seçim kampanyası var, Gezi Davası kararıyla Türkiye demokratik kamuoyuna muhalefete halklara bir gözdağı verildi bu da seçim kampanyasının önemli ayaklarından biriydi, STK'ların muhalefetin ve halkın taleplerinin özgürce ifade etmelerinin artık mümkün olamayacağını kendilerince mesaj olarak verdiler. Ucube bir mahkeme kararıyla ağırlaştırılmış müebbet ve 18 yıla varan cezalar verildi. Şu anda cezaevlerinde tutuluyor aktivistler.

‘ARKADAŞLARIMIZ AKP-MHP’Yİ YARGILIYOR’

Gezi tutuklularını ziyaret ettim ve onların selamlarını kamuoyu ile paylaşmak istiyorum. Kendileriyle yaptığımız görüşmelerde haklı olduklarını bu davanın mesnetsiz ve siyasi dava olduğunu bizlerle paylaştılar, biz de bunu çok yakından biliyoruz. Gezi ile Kobani Davası arasında doğrudan bir bağlantı var. Gezi ile Türkiye kamuoyuna Türkiye demokratik muhalefetine halkta mesaj veriliyor, Kobani Davası ile de Kürt halkına mesaj veriliyor. Kobani Davası ile ne deniliyor? Kürtler demokratik hak ve özgürlüklerini kullanamazlar. IŞİD katliamlarına karşı ses çıkaramazsınız diyorlar. Kobani’de IŞİD yenilgisinin peşine 8 yıl sonra düşmüş durumdalar. Arkadaşlarımız her duruşmada AKP'nin MHP ile birlikte politikalarını yargılamaya devam ediyor.

‘HUKUKUN BİTTİĞİNİN RESMİ’

Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Ayla Akat ve daha birçok arkadaşımız orada rehin olarak tutuluyor ve tamamen hukuksuz bir yargılamayla yüz yüzeyiz. Açıkçası burada bir mizansen var. Yeni bir şey çıktı, elimde son duruşma tutanağı var. Savunma hakkı anayasa 36 ve AİHS 6/2’ye göre hepinizin bileceği üzere sınırlandırılamaz. Nasıl sınırlandırılmaz? Bir kişi 3 gün, 5 gün 10 gün de konuşmak isterse de bu hak tanınır çünkü adil bir yargılamanın temeli savunma hakkının kullanılmasıdır. Güçler arasında buna AİHM silahların eşitliği prensibi der. Savunma olmadan yargılama da olmaz. Bu tutanakta şunu söylüyor mahkeme, anılan nedenlerle müdafi dahil bir gün olarak savunma süresinin belirlenmesi. Korkunç bir şey ek dosya varsa birleşen 2 gün olarak belirlenmeleri ve bunu kullanmaları. Diyor ki mahkeme ben seni ağırlaştırılmış müebbetle yargılıyorum, senin partinin demokratik siyaset hakkını elinden alıyorum, kapatma davası açıyorum, öldürülen insanların sorumluluğu aslında kendilerinden kendilerinde olduğu halde bunu oradaki tutuklu arkadaşlarımıza yükleyerek yargılama yapıyormuş gibi yapıyor. Bu belge Türkiye’de hukukun bittiğinin resimlerinden bir tanesi olarak tarihe geçecek.

‘SEÇİMLER İÇİN HIZLANDIRDILAR’

Öyle bir acele ediyorlar ki. Yani diyeceksiniz sanki Türkiye’de yargı o kadar hızlı yürüyor ki, adil demokratik bir yargılama var diye düşünebilir ama buna böyle bir umuda kapılmayın. Bu ülke katilleri serbest bırakılıyor, kadın katilleri, çeteler her gün serbest bırakılıyor. Hizbullahçılar 18 hükümlü serbest bırakıldı. Müebbet hapis cezaları almışlardı. Şimdi mafya babaları katiller, kadın katilleri ellerini kollarını sallayarak dışarıda cirit atıyor ama siyasetçiler içeride ağırlaştırılmış müebbetle yargılanıyorlar. Neymiş demokratik protesto hakkı için bir tweet atmışlar. Bir tweet atmışlar başka hiçbir gerekçe yok. Bu da işte nasıl bir siyasi yaklaşım olduğunu ortaya koyuyor. Açıkçası Kobani kumpas davasında bir acele olduğunu görüyoruz, bu belge o acelenin resmidir. Gezide de acele ettiler. Bir ceza verdiler ve Erdoğan çıkıp dedi ki artık iş bitti. Yargı kararını verdi, Kobani’de de bunu söylemek istiyorlar. Seçime giderayak bir aceleleri var. Çünkü seçim kampanyalarında kullanacakları verilere ve davalara ihtiyaçları var. Bunlardan biri de Kobani davasıdır.

‘YARGI KALMADI’

"İktidardan biz düşmeden aman bunlar karara bağlansın, biz kutuplaştırmaya artıralım, tekçilik üzerinden bu seçimi beka diyerek - yalan tabii ki - kazanalım" gibi bir kararları var. Mahkeme salonları iktidarın seçim otobüsü gibi. Yargı kalmadı, hâkim ve savcılar bir yargılama faaliyeti yapmıyor, iktidar ne istiyorsa onu yapmaya çalışıyorlar. Acele ile menzil alınmaz, aceleci sinek süte düşer diye sözler var. Vallahi iktidardan düşüyorsunuz acele etmeyin. Giderayak daha fazla zarar vermenize izin vermeyeceğiz. İntikam davasının AKP ve MHP bloğunu iktidardan düşüren en önemli gerekçelerinden biri olacak.

‘İSVEÇ MİLLETVEKİLİ SADECE KÜRT DİYE TERÖRİST MUAMELESİ GÖRÜYOR’

Diğer mesele NATO meselesi. Biliyorsunuz İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyesi olması konusunda Türkiye’nin vetosu var ve gerekçe olarak Suriye Demokratik Güçlerine verdiği desteği kesmelerini istiyorlar. Günlerdir iktidar bunu yapıyor, burada kalmıyor. Bu taleplerin yanında İran Kürtlerinden bir kadın İsveçli bir parlamenter var, ismini vermeyeyim. Türkiye’ye iade edin diyorlar. Bu kadın Türkiyeli değil, Türkiye’de yaşamamış Türkiye ile hiçbir bağı yok, bir İsveç milletvekili sadece Kürt olması ve AKP’yi eleştirmesi sebebiyle terörist muamelesi görüyor. AKP içerde hepimizi, bütün muhalefeti ‘terörist’ ilan etti. Yetmedi küresel olarak Kürt haklarını temel özgürlüklerini savunan herkesi terörist ilan etmeye çalışıyor, bu konuda hızla ilerliyor. Mesela Ragıp Zarakolu var. Türkiye yayıncılığına önemli katkılar sağlamış önemli bir yayıncı ve aydın. Hakkındaki iddiaların tamamı düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında Ragıp Zarakolu'nun iadesi isteniyor. Dünyanın gözünün içine baka baka ben düşünce ve ifade özgürlüğünü tanımıyorum, bir yayıncıyı ve aydını bana iade edin diyor.

‘KÜRT DÜŞMANLIĞINI DÜNYAYA YAYIYOR’

HDP olarak ABD’yi İsveç’i Finlandiya’nın ve diğer devletlerinin yaklaşımlarını yakından izliyoruz. Efrin’den Hasekê’ye, Amed’den, Şengal’e kadar Kürt halkının büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri kazanımlarını pazarlık konusu yapmaya çalışıyor. Biz İsveç ve Finlandiya’ya yaklaşımının aslında Kürt meselesinin içeride çözülmeden bunun küresel bir mesele haline geldiğinin farkındayız. İçeride Kürt karşıtlığının ve Kürt düşmanlığının dünyaya yayılması için büyük bir çaba var. Kürt meselesi Suriye ve Türkiye’de iç içe geçmiş, NATO’yu ve diğer uluslararası kurumları bu konuda şantaj yaparak dize getirmeye çalışan bir Türkiye var.

‘ŞANTAJLARLA KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEZ’

Bizim bu konuda çözümün Ankara olduğu, TBMM olduğu yönünde net ifadelerimiz var. Kürt meselesi Türkiye’nin içinde çözülebilir, gidip NATO’ya şantaj yaparak İsveç ve Finlandiya’yı veto ederek bu meseleyi çözemezsiniz, bunu herkes biliyor. Tabii ki dar pazarlıklara bu ülkelerin gireceklerini düşünmüyoruz. Çünkü İsveç'te de Finlandiya'da da demokratik bir düzeni, adil bir yargı sistemi, düşünce ve ifade özgürlüğü yerleşmiş durumda. Kürt karşıtlığına taraftar toplamanın sonuçsuz kalacağını görüyoruz. İsveç ve Finlandiya’nın bu kadar yıllık emeklerini çöpe atmayacaklarına inanıyoruz. Kürt düşmanlığı çabaları boşa kürek sallamaktır.

‘SİİRT'TE HAMSİ FESTİVALİ YAPILDI’

Geçenlerde Kürt meselesi bağlamında şöyle bir görüntü gördük. Topal Osman resimli otobüsler Diyarbakır sokaklarında dolaştırdılar. Diyeceksiniz ne alaka, ben o alakayı size kurayım. Kayyımın sadece belediye ile ilgili olmadığını sosyal kültürel çevreyi de değiştirme temelli olduğunu birçok kere ifade ettik. Kültürü bitirmek dili yok etmek istiyor yaşam tarzına direkt müdahale ediyor. Ben okurken gülümsedim, acı acı güldüm. Kızıltepe kayyımı hamsi festivali yaptı, benim vekili olduğum ve büryanı ile ünlü olan Siirt’te de hamsi festivali yapıldı. Neden Valiler Karadenizli. Getiriyorlar tonlarca hamsiyi kayyımlar festival yapıyorlar. Bir büryan festivali ya da fıstık festivali yapmak akıllarına gelmiyor çünkü oranın kültürüne düşmanlar.

‘TOPAL OSMAN'I SEÇİM MALZEMESİ YAPIYORLAR’

Giresun Valiliği Lice'de Off Road Festivaline katılmış. Giresun Valiliği’nin otobüsünün üzerinde elinde silahlı Topal Osman fotoğrafı ve "Giresun size yeter" sloganı yazıyor. Yargı yetmedi, mahkeme salonları yetmedi, Topal Osman’ı da seçim kampanyasında malzeme yapıyorlar. Çürüyen yozlaşan bir iktidarın sığındığı son limanı Kürt katliamı, Pontus, Rum ve Ermeni katliamlarında yer alan Topal Osman’a sığınmak oldu. Lice'de silahlı ve mesaj içerikli Topal Osman fotosu dolaştırmak Kürtlere gözdağı vermek değil de nedir? Bu açık bir soykırım tehdidi değil midir? Halkların hafızasına saldırı değil midir? Beyaz Torosları bitirdik diyenleri şimdi Topal Osmanlı otobüslerle gözdağı veriyor. Haddinizi bilin ya ne olduğu belli olan birini Valilik onayıyla Diyarbakır'da göndermek Kürt düşmanlığının nerelere vardığını gösteriyor.

‘MÜCADELE EDECEĞİZ’

Resmi makamlarca bir tehdit sokaklarda dolaştırılıyor, bunu yapanlar ve buna izin verenlerin derhal görevden alınmaları gerekiyor. Kürt düşmanı değiliz diyorlar ya bu sorularımıza bir cevap verin. Topal Osman’ın ne işi var Diyarbakır sokaklarında son çırpınışla böyle çete tehditleri yapmak sizin için olağanlaşmış ve rutin bir siyaset olabilir ama bizim görevimiz sizin bu çetevari siyasetinizle mücadele etmektir. Ne Lice ne de Diyarbakır böyle kirli provokasyonlara izin vermedi, vermeyecektir. Bunu iyi bilin! Cevabı Newroz’da almıştınız almaya devam edeceksiniz milyonlarca insandan. Topal Osman’ınızla, SADAT’ınızla da çetelerinizle de IŞİD’lilerinizle de kendinizi kurtaramayacaksınız. İktidarda topal ördek durumuna düşünce Topal Osman’a sarıldınız Allah akıl fikir versin.

‘TECRİT İŞKENCE YÖNTEMİ’

Tabii Kürt meselesinde çok önemli bir başlık da tecrittir. Bunu söylediğimizde A haber ve yandaş medya aman HDP’liler yine Öcalan’a sahip çıktı aman tecride karşı çıkıyorlar. Çıkıyoruz ya tecrit bir işkence yöntemi, insanlığa karşı bir suç. Bu tecrit niye var? Türkiye halklarının bunu düşünmesini istiyoruz? Türkiye’de bir savaş politikası var. Her şey bu savaş politikasına hizmet etsin istiyorlar. Şu anda her yerde silah pazarlıkları devam ediyor. İmralı adasında tutulan Abdullah Öcalan ile diğer 3 kişi ne aileleri ne avukatlarıyla görüştürülüyor. Ne mektup atabiliyor ne telefonla görüşebiliyorlar ama ne yapılıyor sürekli disiplin cezaları veriliyor. Bugün avukatlardan öğrendim, bu cezalar avukatlara tebliğ edilmiyor, itiraz haklarını kullanamıyorlar. Bir mahkum içeride nasıl bir disiplin suçu işleyebilir, sakın olmaz demeyin bir örnek vereyim. Bir disiplin cezası volta atmak. Size şöyle izah edeyim, tutuklu ve hükümlüler güneş doğduktan batıncaya kadar dışarıda havaalanında oturma hakkına sahiptir. Burada diyor ki Sayın Öcalan ve diğer tutuklularla ilgili birbirinizle konuşarak, birbirinizin spor hakkını engelliyorsunuz. Bu nedenle size görüş cezası veriyorum diyor. Dünya tarihinde böyle bir karar yoktur. Bu karar tamamen onların ne kadar zor durumda olduğunu gösteriyor.

‘BARIŞIN KONUŞULMASINI İSTEMİYOR İKTİDAR’

Kürt karşıtlığı ve savaş politikalarının sebebidir tecrit sistemi. Çünkü şu anda barışı konuşan barış talep eden "Bir haftada barış getirebilirim" diyen Öcalan tecritte tutuluyor. Barışın konuşulmasını istemiyor iktidar. Öcalan’ın sunduğu proje Ortadoğu ve Kürt halkı için demokratik bir proje. Neresine karşı çıkıyorsunuz? Çözüm sürecinde 3 yıl aynı masada oturdunuz.

Yarın savaş politikası bitince ki eninde sonunda geleceğiniz yer orası. Ben Türkiye halklarının tamamına sesleniyorum, tecrit sadece Kürt halkını ilgilendirmiyor, 84 milyon insanın barış içinde yaşamını, ekonomik özgürlüğün ve insanca yaşamını etkiliyor. Lütfen buna hep birlikte karşı çıkalım, barışı bu topraklara getirelim, istersek yapabiliriz. Bu iktidara karşı hep birlikte demokratik bir muhalefet ortaya koyabilirsek bunu başarabiliriz. Tecridi kaldırın barış sesi çözüm sesleri yükselsin, insanların umut yükselsin. Geleceğe güvenle bakabilirsin anneler. Ne Trabzon'da ne Hakkari’de ne Giresun’da ne İstanbul’da çocuğumun cenazesi gelecek diye geceler boyunca ağlamasın. Artık bu gözyaşları bitsin.

‘YENİ EKONOMİK MODEL KÜL OLDU’

Son olarak ekonomi gündemine ilişkin bir şey söyleyeceğim. Battık gidiyoruz işte. Rekorlar kırılıyor ve kur korumalı mevduat sistemiyle Türkiye halkları bir avuç zengin eliyle gasp ediliyor. Türkiye’yi batırma projesi tam hız devam ediyor. Yeni ekonomi dediler, yüksek kur düşük faiz yüksek ihracat yüksek istihdam vaatleri verdiler. Şimdi bir aylık kısa ömründe Merkez Bankası müdahalesi ile 18 TL’ye çıkan dolar kuruna müdahale edildi. İthalat rekoru kırıldı cari açık arttı, istihdamda artış yerine işsizlik rekorları kırıldı. Yeni ekonomik modeli yandı bitti kül oldu. Bunu ifşa ediyoruz bitti.

‘HALKIN DAYANACAK GÜCÜ KALMADI’

Yeni ekonomi modeli diye bir şey kalmadı. Açıkçası biz dolar kurunun olası olarak 20 TL olması durumundan söz ederken felaket tellallığı yapmıyoruz. Burada düzenli planlı adım adım uygulanan bir Türkiye’yi batırma projesi yoksa Merkez Bankasının perşembe günü vereceği karar bellidir. FED yüzde 8 enflasyon için 40 yıl sonra ciddi faiz artırıyor. İngiltere Merkez Bankası enflasyonu dizginlemek için faiz artırıyor, Mısır Merkez Bankası, Meksika Merkez Bankası faiz artıyor. Türkiye’de bostan korkuluğu gibi faiz sebep enflasyon sonuç tekerlemesine takılı kalmış AKP saymanlığı halini almış bir MB var. Göz göre göre rezil bir teori, iğrenç hırs ve inat uğruna yüzde 15 civarında olan enflasyon yüzde 70’lere çıkarıldı. TÜİK rakamları bile rekor kırdı. Artık bu halkın dayanacak gücü kalmadı. Açlık yoksulluk almış başını gidiyor.

‘UCUBE TEZİNİZE SON VERİN’

Bu nedenle derhal kur korumalı sistemine ucube ‘faiz sebep enflasyon sonuç’ tezine garanti ödemelerine son vereceksiniz. Yandaşa verilen karşılıksız kredileri, 5’li çeteye verilen garanti ödemelerini, yandaşa verilen milyarlarca TL’lik vergi muafiyetlerini geri alacaksınız. Temmuz’da bu ülkenin emekçilerine emeklilerine gençlerine hak ettikleri zammı vereceksiniz. Bu ülkenin halklarına hakları olanı teslim edeceksiniz. Hiç merak etmeyin bu ülkenin halkları da sizin hakkınız olanı verecek, ağır seçim mağlubiyetini sandıkta verecek. Biz de halklarımız adına buna söz veriyoruz.

‘ÖĞRENCİLER YARI AÇ YARI TOK’

Öğrencilerle ilgili vahim gelişmeler yarı aç yarı tok bir duruma mahkum ediliyorlar. Bu durumda emin diğer vekillerde mektup alıyorlardır. Ben bana gelen mektubu paylaşmak istiyorum. Gençlerin ne yaşadığını göstermek için. Bir tanesini paylaşacağım; ‘Sayın Başkanım merhaba ben Türkiye’de öğrenciyim, Sakarya ve İstanbul'da sırf HDP’li olmam ve Kürt kimliğim nedeniyle öğrencilerin benim ve ailemin üzerindeki ırkçı söylemleri ve baskılar sebebiyle Kanada’ya öğrenci vizesi alarak geldim. Burada iltica başvurusu yapıp hayatımı burada sürdürmek istiyorum.’

‘HARAMİLERİN DÜZENİNİ ALT ÜST EDECEĞİZ’

Öğrenciler yurt bulamıyor kira ödeyemiyor bir aç bir tok yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor. Kendilerine şunu söylüyorum umudumuzu kaybetmiyoruz sesinizi duyuyoruz içinde bulunduğunuz cendereyi gayet iyi biliyoruz. Biliyoruz ki birlikte değiştireceğiz. Sizin coşkunuz ve enerjiniz bu karabasanın üstesinden gelecektir. Enseyi karartmayın, haramilerin saltanatını alt üst edeceğiz.

‘BOŞ TWEET HENÜZ ATILAMIYOR’

Sayın Bozdağ’a kötü bir haberim var boş tweet henüz atılamıyor. Yani twitte mutlaka bir nokta, harf, kelime cümle kurmanız gerekiyor. Galiba danışmanları kendisini yanıltmış bir an önce danışmanlarıyla bir görüşme yapsın” dedi.

‘HDP OLARAK ADAYLIK TARTIŞMAMIZ YOK’

Kılıçdaroğlu'nun adaylığı hakkında bir bilgim yok, sizden duydum. Biz CHP içinde siyaset yürütmüyoruz, biz ayrı bir partiyiz, kendi mesaj, mail sistemimiz ayrı. Böyle bir bilgiden haberim. Yani Genel Başkanın böyle bir paylaşım yapması çok mantıklı gelmiyor. Bunu toplantıda konuşurlar neden paylaşsın. Benim aklıma yatmadı bu ilk bölüm. İkinci bölüm ise evet biz de Maltepe mitinginde adaylık ilanı oldu, çokça yorum yapılıyor. Bu kanallarda sürekli adaylık tartışması yaptırılıyor. Ben bunun altında yatan en önemli sebebin halkın yaşadıklarının unutulmasının istenmesi olarak görüyorum. Bizim HDP olarak adaylık tartışmamız yok. Demokrasi ittifakını, ortak mücadele perspektifi ile geliştirme yönünde bir çalışmamız var. Biz bir deklarasyon açıklamıştık, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda, deklarasyonda açıkladığımız ilkeler çerçevesinde tartışmaya açık olduğumuzu ifade etmiştir.