Bir halk olarak Kürtlerin neler isteyip, neleri istemediği üzerinde durmakta fayda görüyorum.
Tarihçilerin iddiasına göre orta doğuda yaklaşık 5000 yıldan beridir yaşayan otokton bir halktır, Kürt halkı. Bu gerçeği aşağı yukarı konu üzerinde ciddi çalışmalar yapmış olan herkes kabul etmekte. Kökenleri konusunda farklı görüşler olsa da, genel itibariyle Kürtlerin Mezopotamya’da yaşamış halkların devamı oldukları da genel kabul görmekte.
Bunca yıldır bu bölgede yaşayan Kürtler, maalesef tarihin hiçbir döneminde rahat ve güvenilir bir yaşam sürdürememişler. Tarihin sayfalarını çevirdiğimizde ilk önce Persler, sonra Araplarla iletişime geçtikleri daha sonra Selçuklularla beraber yaşadıklarını görmekteyiz. 1514 çaldıran savaşından sonra ise Osmanlılarla tanışan Kürtler, İskender’in doğuya doğru yürüyüşünden Moğolların batıya yürüyüşüne oradan da I. Dünya savaşına kadar, farklı devletlerin, imparatorlukların, kabilelerin savaşlarının alanı olmuş topraklarda yaşamışlar. Savaş bitip de Türklerle beraber cumhuriyeti kurduklarında, artık özgür ve müreffeh bir yaşam sürdürmek için ümitlenmeye başlamışlar. Peki, gerçekten Kürtler istediklerini bugün elde edebilmişler mi?
Şeyh Said, Koçgiri, Ağrı ve Dersim başkaldırılarına kadar gitmeden üç olayı hatırlayalım.
33 Kurşun:
1943 yılında meydana gelen 33 Kurşun olayı, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin kara sayfalarından biri. Mustafa Muğlalı adında bir komutanın Van’ın Özalp ilçesinde kurşuna dizdirdiği 33 Kürdün hikâyesi. 32 ölü ve bir yaralıyla sonuçlanan katliam. Bir halk böyle bir olay yaşamak ister mi? Dünyada buna ses çıkarmayacak, bunu makul görecek birileri yaşıyor mu? Kürtler bir daha 33 Kurşun yemek istemiyor. Asla!
12 Kurşun:
21 Kasım 2004 günü yaşanan 12 kurşun hadisesi, Uğur Kaymaz adında bir fidanın, daha gençliğinin baharına bile yetişmemiş bir çocuğun 12 kurşun ile öldürülüp terörist ilan edilmesinin hikâyesi. Uğur Kaymaz küçücük bedenini kurşunlara hedef yapacak bir eylemde bulunacak yaşta değildi. Dünyanın nereye gittiğini bile bilmiyordu belki, belki de umutla yarınları bekleyen bir yüreğe sahipti. Ancak, olmadı, yaşatmadılar, 12 kurşun sıkılarak öldürüldü. Kürtler, bundan böyle çocuklarının öldürülmesini istemiyorlar hiçbir gerekçeyle. Asla!
34 Kurşun:
29 Aralık 2011 günü 34 köylünün, uçakların hedefi haline getirilip katledilmesinin hikâyesi. 24 saat boyunca öldürdükleri insanları 73 milyon insandan gizlemeyi bir şekilde başarmak için uğraşıldı. İnsanlığın bitme noktasına getirilmiş halidir Roboski olayı. Anaların feryatlarını tv’lerde izlerken insanlığımızdan utandığımız zamanın hikâyesidir, 34 kurşun. Kürtler, köylülerinin bu şekilde öldürülmesini istemiyor. Roboski artık en son olsun. Bir daha yaşanmasın. Asla!
Kısacası Kürtler, artık öldürülmek istemiyor, arkasında hatayla oldu, çocuktu ama teröristti söylemleriyle günah çıkarılmaya çalışıldığı, ‘hak ettiler’ yorumlarının yapıldığı, cinayetler istemiyor.
-Peki, Kürtler ne istiyor?
-İnsanca yaşamak istiyor Kürtler!
-Ana dillerinde eğitim yapmak istiyorlar.
-Yöneticilerini kendileri seçmek istiyorlar.
-Çocukları hiçbir gerekçeyle öldürülmesin istiyorlar.
-Kısacası normal insanlar ne istiyorlarsa bu halkta onları istiyor. Ne bir eksiği, ne bir fazlası.
-Kürtler, gerçek bir barış, savaşsız bir dünya ve herkesin kucaklaşabileceği bir bahar istiyor.