Ertem: Televizyonlarla uyutulmuş milyonlarca insanın yanlış kararları bizi karanlıklara sürüklemesin

"Türkiye’de bir şarkıcı olacağıma bir kuş olsaydım keşke. İstediğim yere uçar, istediğim yerde öterdim. Keşke..."

Ertem: Televizyonlarla uyutulmuş milyonlarca insanın yanlış kararları bizi karanlıklara sürüklemesin

Ceylan Ertem, 16 Nisan'daki refernadumla ilgili “evet” ve “hayır” ne anlama geldiğini bilerek oy kullanmak gerektiğini belirtti.

“Düşünmeden hareket eden, televizyonlarla uyutulmuş milyonlarca insanın yanlış kararları bizi karanlıklara sürüklemesin” diyen Ertem, “Lütfen herkes televizyonlarını bir süre kapatsın ve verecekleri oyla ilgili çok uzun düşünsün” şkelinde konuştu.

Ceren Çıplak'ın sorularını yanıtlayan Ceyalan Ertem'in Cumhuriyet'te yer alan bir bölümü şöyle:

- Bu albüm inadına seven, inadına yaşayan kadınların dudaklarından çıkan şarkılar öyle değil mi?

Kadınlık, erkeklik diye çok ayırmamaya çalışıyorum ama albümde benim dışımda üç ayrı kadın şarkı yazarı var.

- Evet, hiç erkek yok bu albümde. Hep kadınların erkekler için yazdığı cümleler mi?

Özellikle kadın hikâyeleri anlatmaya çalışmadık hiçbirimiz. Evet, Yıldız Abla (Tilbe) büyük ihtimalle “Hiçbir Şeyimsin”i bir erkeğe yazdı (gülüyor). Sıla da “Esmer”i. Ama ben “Nilüfer” adlı şarkımda bir kadının bir kadına olan aşkını yazdım. Hayalimde bir kadın kurdum ve adını Nilüfer koydum... Bu albümümde sadece aşk yok. İnsanın neden bu kadar vahşi, âlim ya da zalim olduğunun sorgusu daha yoğun. İnsan çözülemeyen bir bilmece, bunu düşündüm ve satırlarca anlamaya çalıştım.

- Neden peki? Neden zalim ya da âlim?

Dünya, içinde binlerce rengi barındıran bir rüya gezegeni de olabilirdi. Ama insan savaşı icat etti ve parayı. Hem birbirini, hem diğer bütün canlıları köleleştirdi, tecavüz etti ve öldürdü. Bu çirkinliklere doyamadı insan, doyamıyor. Bir ağacın dalına şiir yazmak varken o ağacı nasıl daha kısa sürede kesebilirim diye çalışarak aletler üretti. Baltalar, bıçaklar, kurşunlar... İnsan ‘seni seviyorum’, ‘dostum’, ‘seni anlıyorum’ demeyi de giderek unutmakta. Bu da bana çok dokunuyor. Ama başka bir insan eline saz alıp çalıyor, nefsine nefesine hâkim, güzellikler içinde de yaşıyor. Sevsem mi sevmesem mi bilemediğim bir yaratık.

- Biz neden dünya kadar güzel değiliz?

‘Yine de Amin’ şarkılarını yazdığım dönemde çok düşündüm bu konuyu. Ve aslında bu nedenle sözler ve genel hissiyat insanlık ve onun çıkmazları üzerine.

- İnsanı güzellemek ne kadar mümkün?

Benim için hayatım boyunca zaman zaman zordu bu. Ancak geçen bir buçuk yıl içinde insanı güzelleyecek çok az şey kaldı içimde. Ama yine de “Ütopyalar Güzeldir” diyoruz ve günün sonunda bu biçimde umutlanmalıyız. Belki biz o aydınlık günleri göremeyeceğiz. Ama yine de Godot’yu bekler gibi beklemek zorundayız. İyiliğe inancımızı yitirmeyip “Yine de Amin” demeliyiz.

- “Yine De Amin” sanki içinde sabır barındırıyor. Sabır insanı frenler, durdurur, inat ise hareket ettirir...

Sabırla inat edilebilir. Bu da başka bir seçenek. Çünkü belki inat etmekten yorgun düşersen sabırla kendini dengeleyebilirsin.

‘Erkeklerin en özgür ruhluları bile temkinli’

- Albümdeki şarkı sözlerine bakınca onları yazanların mutsuz kadınlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü kadınların cüretkârlığı erkekleri ürkütüyor...

Olabilir. Ama kadınlardan ve erkeklerden hoşlanan, yani objektif biri olarak kadınların daha çok hastasıyım. Semiha Berksoy’dan Frida Kahlo’ya, Yıldız Tilbe’den Aysel Gürel’e... Bir erkek olsam yalvaracağım kadınlar... Geçenlerde bir konsere gittim. Konserde üç kadın, iki erkek müzisyen vardı. Erkekler gözleri açık çalıyorlardı. Kadınlar gözleri kapalı, inanılmaz keyif alarak ve bu keyfi de saklamayarak, sanki etraflarında kimsecikler yokmuş gibi çalıyorlardı. Erkeklerin en özgür ruhluları bile temkinli. Kadın temkinsiz. Bu yüzden kadın daha çok hırpalanıyor. Ben temkinsiz insan seviyorum.

- “Sahici ruh, cihanda sulh”... Albümün anonsu gibi... Her şeyin başlangıcı sahici ruh mu?

Elbette, dürüstlük, kendine fazla önem vermemek, yalansız tertemiz bir kalp, bunlar çok mühim. Ve tabii cihanda sulh! Bu dünya bizim memleketimiz. Sınırlar, bayraklar var evet ama aslında hepimiz biriz ve öyle hissetmeliyiz.

- Türkiye gündemine bakınca kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Birbirini hoş gören, anlayan, saygı duyan insanlarla çevrelenmek istiyorum. Okuyuculardan rica ediyorum: Neler oluyor, dönüyor, okuyup anlasınlar. Özgecan meselesini dahi düzgün okusunlar. Neden herkes Özgecan dedi, neden Hande Kader demedi? Bir şeyi savunurken ya da karşısında olurken mevzuları anlayalım önce.

Özdemir Asaf’ın bir lafı var: “Beni anlamadan, benden yana olsan da, bana karşı olsan da faydası yok”. İnsanlar birçok önemli hikâyeyi anlamadan yanında ya da karşısındalar. Bu nedenle referandumda anlamadan ‘evet’ ya da ‘hayır’ denmemesi gerektiğini düşünüyorum. Evet diyenler neyi anladılar da evet diyorlar, hayır diyenler de neyi anladılar da hayır diyorlar.

Ayrıca hayır ya da evet diyorsan bir partinin karşısındasın ya da yanındasın demek değil bu, hepimizin hayatı değişebilir, lütfen herkes televizyonlarını bir süre kapatsın ve verecekleri oyla ilgili çok uzun düşünsün, araştırmasını yapsın, sonra oyunu kullansın. Düşünmeden hareket eden, televizyonlarla uyutulmuş milyonlarca insanın yanlış kararları bizi karanlıklara sürüklemesin. Hayvanlar böyle takılmıyorlar. Ne güzel, çok acayip bir ilişkileri var. Özeniyorum onların dünyasına...Türkiye’de bir şarkıcı olacağıma bir kuş olsaydım keşke. İstediğim yere uçar, istediğim yerde öter idim. Keşke...

Söyleşinin tamamı Cumhuriyet'te

Güncelleme Tarihi: 04 Mart 2017, 19:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER