Çilem Doğan: Kadınların ölmediği bir dünya diliyorum

"Yaşamın olduğu her yerde kadın vardır. Kadınların ölmediği bir dünya diliyorum"

Çilem Doğan: Kadınların ölmediği bir dünya diliyorum

Adana'da, şiddet gördüğü ve kendisini fuhşa sürüklemek isteyen eşi Hasan Karabulut'u tabancayla vurarak öldürüp, 15 yıl hapis cezası alan ve kamuoyunun tepkisi sonucu ardından kefaletle serbest bırakılan Çilem Doğan’ın, dosyasının Yargıtay süreci devam ediyor.

Süreç hakkında açıklamalarda bulunan Doğan, cezası onanırsa tekrardan cezaevine gireceğini belirterek, "Cezaevine girmekten korkmuyorum. Fakat gerçekten suç işleyen insanların cezaevine girmesi taraftarıyım. O gün eğer kendimi, hayatımı savunmuş ve can derdine düşmüş olmasaydım, bugün Emine Bulut, Pınar Gültekin, Özgecan Aslan gibi nice kadınlardan biri olacaktım" dedi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün yaklaşması üzerine Doğan "İş yerinde, sokakta, otobüste evinde mücadele eden kadınları selamlıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Yaşamın olduğu her yerde kadın vardır. Kadınların ölmediği bir dünya diliyorum" diye mesaj gönderdi.

Çilem Doğan, 2013 yılında evlendiği 1 çocuğunun babası Hasan Karabulut'u, şiddet gördüğü ve kendisini fuhşa sürüklemek istediği gerekçesiyle 8 Temmuz 2015'te tabancayla vurarak öldürdü.

Tutuklanan Çilem Doğan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılandığı 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'tahrik ve iyi hal indirimi' ile 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Çilem Doğan'ın avukatı 10'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'ne müvekkilinin uygun görülecek adli kontrol tedbirleriyle tahliye edilmesi için talepte bulundu.

Mahkeme heyeti ise Çilem Doğan'ı 20 Haziran 2016'da 50 bin TL kefaletle tahliye etti.

Dava ise Yargıtay'a gönderildi, ancak henüz karar verilmedi. Yargıtay eğer Doğan’ın cezasını onarsa genç kadın 15 yıl hapis cezası nedeniyle tekrardan cezaevine girecek.

'CEZAEVİNE TEKRARDAN GİRMEK İSTEMİYORUM'

Yaşadıklarına tüm Türkiye’nin şahit olduğunu ve bugüne kadar yanında olan herkese çok teşekkür ettiğini kaydeden Çilem Doğan, süreç hakkında DHA’ya açıklamalarda bulundu.

Tahliye olduğu günden bu yana hukuk mücadelesi verdiğini söyleyen Doğan, son olarak Yargıtay’ın vereceği kararı beklediğini belirtti. Cezası onanırsa cezaevine girmekten korkmadığını vurgulayan Doğan, "Fakat gerçekten suç işleyen insanların cezaevine girmesi yönündeyim. Ölmekten son anda kurtulduğum için cezaevine tekrardan girmek istemiyorum. O gün eğer kendimi, hayatımı savunmuş ve can derdine düşmüş olmasaydım, bugün Emine Bulut, Pınar Gültekin, Özgecan Aslan gibi nice kadınlardan biri olacaktım" diye konuştu.

'8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN'

Çektiği acıların kendisini psikolojik olarak yıprattığını fakat çocuğu için her zaman ayakta kaldığını dile getiren Doğan, defalarca şiddete, zulme maruz kalmış bir kadın olarak cezaevine girmesinin vicdani bir karar olmayacağını belirtti.

Yargıtay’dan gelecek kararı beklediğini kaydeden Doğan, "Ben yargının adil bir karar vereceği yönünde umutluyum. Bütün kadınların ve kızımın adına mücadele ediyorum. İş yerinde, sokakta, otobüste evinde mücadele eden kadınları selamlıyorum. 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Yaşamın olduğu her yerde kadın vardır. Kadınların ölmediği bir dünya diliyorum" dedi.

'ÖLÜM KORKUSUYLA ÇARESİZ KALMIŞ BİR KADININ SON HAMLESİ'

Mahkemenin, müvekkili Çilem Doğan hakkında 'tahrik altında kasten öldürme' suçundan verdiği 15 yıllık cezaya mahkeme başkanının muhalefet şerhi koyduğunu hatırlatan Avukat İsa Ayanoğlu, bu şerhin doğrultusunda cezaya itiraz ettiklerini belirtti. Çilem Doğan'ın tahliye olduğu günden bu yana dışarıda hayatını sürdürdüğünü kaydeden Ayanoğlu, şöyle konuştu:

"Ancak hakkındaki karar duruyor. Bu konuyla ilgili şu anda Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi’nde inceleme devam ediyor. Çilem Doğan’ın ‘meşru savunmada sınırın aşılması suretiyle’ hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği yönünde itirazda bulunduk. Defalarca eşi tarafından darp edilmiş, yaralanmış, silah kabzasıyla vurularak kafası yarılmış, kemikleri kırılmış, ölümle tehdit edilmiş, korkmuş, sindirilmiş, ölüm korkusu içinde çaresiz kalmış bir kadının son hamlesiyle yapmış olduğu eylemin cezalandırılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Umarım bu ceza Yargıtay'dan döner."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER