İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan, “ahmak” davasına ilişkin konuştu.

İmamoğlu, “sizi siyaseten  yasaklı hale getirebilirler mi bu davadan” sorusunu, “Milyonlarca fark atarız. Zaten kazanacağız ama milyonlarca fark atarız” diye yanıtladı.

İmamoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın, “Kazanacağımıza inanıyorum elbette! Seçim ikinci tura kazanamaz” tweet'iyle ilgili, “Kazanacağımıza elbette inanıyorum. Seçim ikinci tura kalamaz. Kalmaz demeyeyim kalamaz yani. Çok kararlı, çok inançlı, çok tedbirli olmalıyız" sözlerini kaydetti. İmamoğlu, "Bu saatten sonra bu seçimi iktidar kazanamaz. Muhalefet kaybeder. Bizim de asla kaybetmeye niyetimiz yok. Bu saatten sonra bu seçimi iktidar, kazanamaz" dedi.

"Bu omuzlar her yükü taşır" diyen İmamoğlu, "Onun için Altılı Masa'dan çıkacak kararın en önde koşan en çalışkan neferi ben oluyorum. Memleketi ayağa kaldıracak iddia bu olmalı" diye konuştu.

Hiranur Vakfı’nda 6 yaşındaki çocuğun evlendirildiği ve cinsel istismara uğradığı iddialarına da bir kez daha sert bir dille tepki gösteren İmamoğlu, tarikat ve cemaat yurtlarına ilişkin olarak da, "Oraya hali vakti yerinde hiçbir aile çocuğunu yollamaz. Oraya ne yazık ki belli imkanlar sunamadığımız çocuklarımız gidiyor. Buraların denetlenmesi ve buralarda yapılan eğitimlerle ilgili, müfredatları ne? Bunlar denetlenmeli" ifadelerini kullandı.

Halk TV'de, "Yeni Bir Sabah" programına konuk olan İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İlk dini eğitimimi Kuran kursunda aldım. Trabzon'da. İyi bir eğitim aldım örneğin. Rahmetli dedem de iyi eğitim verdiği için gıdasına, şusuna busuna destek olurdu. 5-6 yaşında başladık gitmeye. Bu işin kuralları var. Dini eğitim veren kurumların olması kadar doğal bir şey olamaz. Yasak diye bir şey olamaz. Bunun kuralları, kaideleri, sahaları ve burada başka bir şey, yapılanma... Devlet içinde yapılanmanın FETÖ'yü doğurduğunu bilmiyor muyuz? Acaba buna namzet başka kurumlar var mı?

“Şu anda bu cesareti bulan, bunu yapıp, 'ben bunu yargıda hallederim' diyen bir akıl var ise, onun güvendiği bir saha var. Bunu kim halleder biliyor musunuz? Kuralı uygulayan bir yönetim bunu halleder.

“Bazı binaları ellerinden aldık. Bakanlığın el koyduğu dosyalar arasında bu tür kuruluşlar da var. Geçenlerde altı binayla ilgili, KİPTAŞ döneminde, soruşturmasını başlattığımız, tespitlerimiz oldu. Kolay değil.  KİPTAŞ bir bina yapıyor. Size tahsis ediyor. X tarikat, Y vakıf. İsim isim sıralamayayım. Bu vakıflara ne için veriyorsun 49 yıllığına. Sorgusuz sualsiz. Rapora giren rakamı söyleyeyim. 2 milyon lira. Kira alınması gereken yapılardan alınan kira 100 bin civarında.

“Peki bu dernekler, vakıflar, kurumlar ne yapıyor. Eğitim mi veriyor? Hayır. Orada başka oluşumların temelini atma gayretindeler. Çocukların yetiştirildiği bir müfredat yok. Köşeye sıkıştırma var.

SOYLU'NUN TERÖRİST İDDİASINA TEPKİ: TC TARİHİNİN YÜZ KARASI BİR SÜRECİ YÜRÜTÜYOR!

“(İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun İBB'de terörist iddiası) Bir belediyenin işi midir terörle iltisaklı biri... Teröristi bulmak, yargılamak belediyenin görevlerinin içinde midir? İçişleri Bakanı'nın ortaya koyduğu o dil aslında bizim bin yıla yakın devlet geleneğimizi ne yazık ki eziyor. Diyor ki emniyet sen işini yapmıyorsun. MİT sen de işini yapmıyorsun.

"Bir açıklama yapıyorsunuz, 'ayakkabı numarasına kadar biliyorsunuz' diyorsunuz aynı hafta sayı veriyorsunuz. Aradan bir iki hafta geçiyor Meclis’in kürsüsünde yere vura vura, '557 terörist var İBB'de diyorsunuz. İBB’de 88 bin civarında kişi çalışıyor. 88 bin insanı zan altında bırakıyorsunuz. İBB’de çalışan nedir Ekrem İmamoğlu’nu lekelemek. Bu bakan TC tarihinin yüz karası bir süreci yürütüyor.

DAVAYA BAKAN HÂKİMİN ATANMASI: HSK TENEZZÜL EDİP BU YAŞANANLARLA İLGİLİ SORUŞTURMA AÇMADI

"(Yargılandığı “ahmak” davası) Sakince anlatmak istiyorum. Hangi iddialar olursa olsun hangi duyumlar gelirse gelsin ben, bu mahkemenin hâkimine Türk yargısının hâkimlerine, savcılarına güvenmek istiyorum. Adalet, hava ve su gibidir, bugün yaşıyorsak bizi ayakta tutan şey adalettir. Bir önceki hakimin yaşadıklarını konuşarak başlamamız lazım. Bu mahkemede bu davaya bakmak üzere görevlendiriliyor. Bu kişi ile ilgili bizim aldığımız bilgiler iddialara baktığınızda, içinde her şey var kumpas var tehdit var, tüm bu şaibeli sürecini aydınlatmak lazım. 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin hâkimi atanalı bir yıl olmuşken tahammüllere göre 2 yıl daha burada kalması gerekirken 1 yıl daha kalarak bu görevinden uzaklaştırıldı? Üstelik eşinin de özel durumu var. Bu atamaya da karşı çıkıyor. İkinci soru; bu mahkemenin olduğu adliyedeki yüksek rütbeli başsavcı görevinde olan kişi, gönderilen hâkime, ‘2 yıldan fazla ceza ver siyasi yasaklı olsun seni istediğin yerde ağır ceza reisi yapalım’ demiş midir, dememiş midir? Bir başka mahkeme başkanının da sürgününü örnek göstererek hâkim tehdit edilmiş midir? Denileni yaparsan ödüllendirileceksin teklifinde bulunmuş mudur? Bu şikâyetler yapıldı, avukatlar başvurdu, HSK, tenezzül edip bu yaşananlarla ilgili soruşturma açmadı. Çok enteresan!

SİYASETEN YASAKLI EDİLME KARARI ÇIKARSA: ZATEN KAZANACAĞIZ AMA MİLYONLARCA FARK ATARIZ!

"Şimdi az önce size anlattığım sayın bakanın, 'sandık başında 700 terörist var' iddiası ile, biliyorsunuz, 'o dönem çaldılar' diye kampanya yaptılar.  Nerede onlar? Mahkeme sonuçlandı, sıfır. Kimse yok! Kimseden lafımı esirgemem. Dönüyorum YSK üyelerine, o dönemde 6 Mayıs'ta seçimi iptal eden YSK üyelerine diyorum ki, ‘hiç mi vicdanınız sızlamıyor?’ Bu milletin parasını çarçur ettiniz. Sadece o iddialara dönük bir seçimi iptal ederek demokrasimize kapkara bir leke sürdünüz. Bu cümleleri YSK üyelerine söylüyorum. Lafımı esirgiyor muyum? Seçimi haziranda kazandım. Peki bu ahmak cümlesi ne zaman söylendi ta Kasım 2019’da. 7 ay sonra keyfim yerindeyken döneceğim ben YSK üyelerine hakaret edeceğim! Ya arkadaşlar ben lafa bakarım laf mı diye adama bakarım adam mı diye diye cümleme başlayıp bana ahmak diyenin hakaretini iade ediyorum. İçişleri Bakanı bana ahmak dedi. Ben de İçişleri Bakanı’na söyledim. Bunu defalarca dile getirdim. Ben, ifadede bunu söyledim. O dönemde savcının tutumunu bana avukatım söylüyor, ‘bu işten bir şey çıkmaz’ falan diye. Daha acı bir şey söyleyeceğim; ben 4 Kasım’da bu sözü bakana iade ediyorum, dava ne zaman açılıyor biliyor musunuz? Tam 20 ay sonra! O gün de davayı  iptal ettirenlerin kim olduğu belli. Siyasi irade. O hüngür hüngür ağladım diye anlatan bakan ve onun amiri, siyasi irade, bu davayı açtıran da siyasi irade. (Sizi siyaseten yasaklı hale getirebilirler mi bu dava ile?) Zaten kazanacağız ama milyonlarca fark atarız. Ben meselesi değil. Biz biriz. Millet İttifakı bir. Bugün Ekrem İmamoğlu'na bir ceza verilmesi ile bir başkasına ceza verilmesini bir farkı yok. yargının siyasetin aleti olduğuna inanan halk bunu gören halk öyle bir tokat atar ki bir daha yerden kalkamazlar. Aynısı olur misli misli olur. Ama istemiyorum. O oy oranı vesaire aynı 13 bin oyda söylediğim gibi böyle bir siyasi kazanımı tarafımca zerre istemiyorum.

TAKSİ MESELESİ: CİNNET GEÇİRİYOR ARTIK İNSANLAR, BEN ARTIK DİNLEMEKTEN YORULDUM

“(Taksi meselesi) Gerçekten kamuoyunun ve sizlerin bize büyük katkısı oluyor. Zira bu  bin 803 minibüsün 320’nin üzerindeki dolmuş taksinin taksiye çevrilmesinin tek sebebi kamuoyu baskısı. Onun anlamı ne biliyor musunuz? Kesinlikle ölçtürmüşlerdir, oylarına etkisi vardır ondan dolayı buna evet demişlerdir. Baktıkları tek pencere oy meselesi ve kamuoyu baskısı. Her şey oy mu? Oy için her yol mübah mı? Bu şehrin nüfusuna göre dünyadaki örneklerine göre, taksi sayısına baktığınızda  20 yıl önceki taksi sayısı ile aynı ama o günün nüfusuna göre iki katına çıkmış bir İstanbul var. Ve diyorsunuz ki taksiye ihtiyaç yok. Olacak iş değil. Sırf bu süreci yönetmek için UKOME’nin ayarlarıyla oynadılar. Zaten bunu sayın Cumhurbaşkanı da itiraf etti; ‘UKOME’yi iyi ki değiştirdik. Değiştirmeseydik UKOME üzerinden Allah bilir İstanbul’a ne kötülükler yapacaklardı’. Hayır, yapacağımız bütün iyi hamleleri engellemek için. Peki kaybeden kim? İstanbul halkı. (İsmail Küçükkaya: Ben eziyet çekiyorum) Cinnet geçiriyor artık insanlar, ben artık dinlemekten yoruldum. Buradaki en kötü durum, benim masum taksici esnafımın karalanması. Takside esnaf olmak şerefli bir meslektir. Siz bir süreliğine bir odayı paylaşır gibisiniz. Orada bütün ahlakıyla sizi bir yerden bir yere götüren esnaftır. İnanın 50 yöntem deniyoruz.

"TAKSİCİLER ODASI BAŞKANI, TAKSİCİ ESNAFINI TEMSİL ETMİYOR!"

Biz çözdük dedi Sayın Cumhurbaşkanı. Minibüsçüler de gitti ona çiçek miçek. Bu taksi meselesinde bağırıp çağıran karşı çıkan taksiciler odası başkanının, Cumhurbaşkanı’nın söyleminden sonra cümlesini duydunuz mu? Cümlesi yok. Niye biliyor musunuz? Siyasi işbirliği! Taksiciler Odası Başkanı, taksici esnafını temsil etmiyor. Bizim taksi sahibi vatandaşlarımızla taksi esnafıyla ne alıp veremediğimiz olabilir!

"BU SAATTEN SONRA BU SEÇİMİ İKTİDAR KAZANAMAZ, MUHALEFET KAYBEDER"

"Bu saatten sonra bu seçimi iktidar kazanamaz. Muhalefet kaybeder. Bizim de asla kaybetmeye niyetimiz yok. Bu saatten sonra bu seçimi iktidar, ka-za-na-maz.

'AK Parti'den teklif geldi' diyen Kobra Murat: Cumhurbaşkanımız bana 'Kobram' diyor 'AK Parti'den teklif geldi' diyen Kobra Murat: Cumhurbaşkanımız bana 'Kobram' diyor

ERDOĞAN AÇIKLAMASI: YORULDU, MİLLETİMİZ ONU 4 YIL DAHA YORMAYACAK, MERAK ETMESİN

"(Erdoğan, “2023'te milletten kendi adımıza son kez istediğimiz destekten alacağımız güçle Türkiye yüzyılı inşasını başlatıp bu kutlu bayrağı gençlere teslim edeceğiz" demişti) Çok ilginç bir akıl. Tevazu dediniz ya. Tevazu kişiliği devredeceğim lafını söyler mi? Neyi devrediyorsun? Biz, monarşi ile değil cumhuriyetle yönetiliyoruz. Devredeceğim sözü bile o tevazu ile örtüşmeyen bir tarif. Yetkiyi 86 milyon insan verir ve alır. Yoruldu gitmek istediğini ifade ediyor. Kadirşinas milletimiz de yollayacak onu. 'Güle güle hadi git dinlen sen' diyecek. Yoruldu. Yorulduğunu fiziksel olarak da belli ediyor. Milletimiz onun bu duygusunu dikkate alacak ve onu 4 yıl daha yormayacak merak etmesin. Allah’ın izniyle hadi sen dinlen, yoruldun diyecek. Koşacak enerjisi yüksek bir dönemi, milletine hizmet edilmesi gerekeni yarattıkları açıkları kapatması gereken, bu ülkenin gerçek konularına eğilen, 6 yaşındaki çocuklarımızı düşünen, geleceğe gençleri hazırlayan, bu süreyi de yani dünyanın birçok anını kaybetmiş Türkiye Cumhuriyeti bu sefer kaybetmesin diye her yönüyle kabiliyetlerini en üst seviyeye taşıyacak sürece hazırlayacak.

“Meclis'te çıkan her bakan düşman ilan ediliyor. Özgür Özel güzel bir şey söyledi TOGG’la ilgili. 'Siz TOGG’u bu milletin neredeyse yüzde 60’ını karşına alarak milli ve yerli ilan etme çabasını nasıl gösterirsiniz ya. Bir ürün hepimizindir, yapmayın yanlış yapıyorsunuz' dedi. O kadar güzel bir tarif yaptı ki.  Çıkan her bakan aynı dili kullanıyor. Çıkan bakan trolün önde gideni sanki. Bunlardan kurtulmak için kazanmak zorundayız. Ben diyorum ki Allahıma şükürler olsun sağlıklıyım, inançlıyım ve kararlıyım ki bu omuzlar her yükü taşır. Onun için Altılı Masa'dan çıkacak kararın en önde koşan en çalışkan neferi ben oluyorum. Memleketi ayağa kaldıracak iddia bu olmalı. (İsmail Küçükkaya: Bunun konuşulması son derece doğal. Bir yerde iktidar bunu istiyordu. İşte aday kim olsun İmamoğlu ile Kılıçdaroğlu arası kötü olsun…)  O kişileri tartıştırmak çok yanlış. O tartıştırmanın bir parçası olan bizim arkadaşlarımız da çok yanlış yolda. Varsa. Ki bazen basında çıkıp konuşturuyorlar konuşuyorlar."