Çoğu araştırmacı, 10-15 yıl öncesine göre şimdi çok daha kötümser. Bu durumda, gelinen noktayı illa ki “felaket tellallığı” olarak görmek isteyenlerin, tüm bilimsel topluluğa felaket tellalı muamelesi yapması gerekir.
İklimbilimcilerin 2090 yılında bekledikleri felaketlerin bir kısmı 2010 yılında gerçekleşmeye başladı bile.(1) 2090 yılı için “muson yağmurları artacak, seller olacak” uyarıları Pakistan’da gerçekleşti. Ülkenin beşte biri sular altında kaldı. Milyonlarca insan evsiz kaldı. Avustralya ve bazı Güney Amerika ülkeleri yakın zamanda sel felaketi ile yüzleşti. Yaşanan felaketi bütün dünya, felaketi yaşayan ülkelerin sorunu olarak gördü ve olanları izlemekle yetindi. Şu an kaçabilecek durumumuz, kaçınabilecek lüksümüz yok. Küresel iklim değişikliğinin bir küresel sorun olduğunun farkında olan bizler, hepimizi aynı oranda etkileyecek bu sorunun karşısında ortak bir direnç gösterebilirsek, kapitalist sisteme karşı kazanabilir, küresel iklim değişikliğinin etkisini belki azaltabiliriz.
ABD Stanford Üniversitesi’nden Stephen Schneider, “bir yüzyılda 8 derecelik ısınma pek olası değil, ama tüm petrolü kullanırsak, iki yüzyıl sonra bu artış düşük olasılık olmaktan çıkar” diyor. Ayrıca, GIEC 2007 yılında yayımladığı dördüncü raporda, küresel iklim değişikliğinin daha önce öngörülen 5,8 derecelik maksimum düzeyi geçeceğinin düşünüldüğünü açıklıyor.
IPCC’nin 2007 Raporu aslında küresel iklim değişikliğinin neden olacağı felaketler fotoğrafının tamamını gözler önüne seriyor. Rapor, XXI. yüzyıl için 0-5C arasında ısı artışlarını, tatlı suya geçiş, ekosistemler -özellikle biyoçeşitlilik- gıda üretimi, kıyı bölgeleri, okyanusların seviyelerinin yükselmesiyle, geniş su kitlelerinin tuzlanmasıyla, çok sayıda insanın göç etmek zorunda kalması ve insan sağlığı gibi beş kilit noktada yüzde 80’nin üzerinde bir ihtimalle gerçekleşebilecek sıkıntılar tablosunu öngörüyor.(2)
Habertürk Gazetesi Independent gazetesinin haberinden aktarıyor:
- Kuzey kutbundaki buzulların altındaki metan gazlarının yüzeye çıkmakta olduğunu bunun bir felaket habercisi anlamına geldiği uyarısında bulundu.
- Metan gazının sera gazı etkisinin karbondioksitten 20 kat daha fazla olduğuna işaret eden Independent gazetesi, Rusya Bilimler Akademisi uzmanlarından İgor Semiletov’un, metanın yoğunluğu için baca dumanı karşılaştırmasını yaparken ‘Daha önce tespit ettiğimiz metanın çapını metre cinsinden onlarla ifade edebilirdik, ama bunun çapı bin metreden daha büyük’ dediğini aktardı.
- Semiletov, dar bir bölgede bu kütleden yüzden fazlasını tespit ettiklerini, daha geniş bir alanda binlercesinin bulunuyor olabileceğini söyledi.
- Arktik denizindeki buz yüzeyinin altında yüz milyonlarca ton metan gazı bulunduğunun tahmin edildiğini kaydeden Independent’in bilim editörü Steve Connor, yazın buz tabakasının erimesiyle metan gazının bir anda atmosfere yayılarak hızla ciddi bir iklim değişikliğine neden olması kaygılarının da gündemde olduğunun altını çizdi. (3)
IPCC’nin iklim değişikliği ile ilgili 2007 yılında yayınlanan raporu, iklim değişikliğinin insan eliyle gerçekleştiğini, petrol ve kömür üzerine kurulu sistemin karbondioksit miktarını sürekli arttırdığını, sadece insanların değil tüm gezegenin sonunu getireceğini belirtiyor.(4) Aslında iklim krizi bir sistem krizidir.(5) Dünya ekonomisi, fosil yakıtlar yüzünden her yıl atmosfere altı giga, ormanlar ise iki giga tondan fazla karbon salınmına sebep olmaktadır.(6) CO2’in havadaki yaşam süresi 150 yıldır.(7) Ancak çok az sayıda olan küresel şirketler, petrol ve kömür tükenene kadar çıkarma ve kullanmayı savunuyorlar, hem de iklimsel krizin ortaya çıkışında hiçbir katkısı bulunmayan ve çoğunluğu oluşturan insan ve diğer canlıların yaşama hakkına aldırmadan. Bu yanıyla sorunun fiziksel değil, toplumsal olduğu ayan beyan ortadadır. Toplumsal çözümlerin adresi de bilindiği üzere politikaya bağlıdır.
Birleşik Krallık Meteoroloji Bürosu, son 50 yılın su eğilimini değerlendirdi.(8) Değerlendirme, kuraklığın 21. yüzyılın sonuna kadar ikiye katına çıkacağını ve bu durumun tüm canlılar için önemli bir tehdit olacağını işaret ediyor. James Hansen de 2008 yılında yayınladığı makalesinde dünyada insanlar olarak varlığımızı sürdürebilmemiz için karbondioksitin 350 parçacık yani 350 ppm (particular per million) olması gerektiğini belirtiyor. Şu anda atmosferdeki karbondioksit miktarı ise, 392 ppm seviyesindedir.(9)
Hükümetler Arası Değişikliği Paneli tarafından 2007 yılında yayınlanan raporda, 1980-1999 baz alınarak öngörülen yağış değişikliği şöyle açıklanıyor: Bazı bölgelerde %40’dan fazla, bazı bölgelerde %20-40 arasında, bazı bölgelerde ise %5-10 arasında yağış düşüşü bekleniyor. Tüm Türkiye’yi etkileyecek olan Akdeniz Bölgesi’ndeki yağışın %20-40 arasında düşmesi bekleniyor.(10) Su, tüm canlılar için yaşam iksiridir. Ayrıca tarımsal üretim için vazgeçilmezdir. Dolayısıyla iklim değişikliğinin Akdeniz Bölgesi’nde yol açacağı kuraklık sonucunda tüm canlıların yaşamı tehlikeye girecek, tarımsal üretim düşecektir. Kutuplarda kar yağışı yerine sulu kar yağışı, bazı yerlerde ise iklim değişikliğine bağlı yağış artışı olacaktır.
2007 yılında Kalkınma Ajansı Christian Aid’ın yayınladığı İnsan Seli Raporu’nda İkilim değişikliği ve hidrolik döngüdeki suyun azalmasının iklim mültecilerinin ortaya çıkmasına neden olacağı ve iklim mültecileri sayısının en az bir milyar civarında olabileceği belirtilmektedir. (11)
Halk sayesinde “lider” olanlar ise iklim değişikliği ile yılda toplam 15 günlük toplantılar düzenliyorlar. Fakat küresel şirketlerin etkisiyle, çözüm üretmeden dağılıyorlar. Hükümet yetkilileri, toplantılardan sonra ülkelerine döndüklerinde –Türkiye’de de olduğu gibi daha fazla nükleer santral, hidroelektrik santral, büyük baraj yapmak için ardı ardına kararlar alıyorlar
************
(1) Gökşen Şahin;Uluslararası Su Hakkı Sempozyumu-Diyarbakır, s.14, Sosyal Değişim Derneği, 2011, İstanbul
(2) Daniel Tanuro; Yeşil Kapitalizm İmkansızdır
(3) Kaynak : Habertürk – 13 Aralık 2011
(4) Gökşen Şahin;Uluslararası Su Hakkı Sempozyumu-Diyarbakır, s. 13, Sosyal Değişim Derneği, 2011, İstanbul
(5) Fred Magdoff; İklim Krizi Sistem Krizidir
(6) Bir giga ton=1 milyar ton
(7) Daniel Tanuro; a,g,e, s. 44
(8) Gökşen Şahin;age,s.16
(9) Gökşen Şahin;age, s.13
(10) Veriler; Gökşen Şahin; age,s.13’den alınmıştır.
(11) Gökşen Şahin;age, s.16