İHD İstanbul Şubesi, Ermeni soykırımının 107. yılında bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Soykırımın devlet eliyle gerçekleştirilen en kitlesel insan hakları ihlali olduğu unutulamaz" denildi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon, 1915'te çok sayıda Ermeni'nin yaşamını yitirdiği sürecin başlangıç günü olan 24 Nisan'ın yıl dönümünde bir açıklama yaptı. Taksim'de bulunan İHD İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirilen basın açıklamasında soykırımın tanınması, af dilenmesi ve tazmin edilmesi çağrısı yapıldı.

Açıklamada, "1915 soykırımından bu yana bu topraklar gün yüzü görmedi. Yeni soykırımlar, kanla bastırılan direnişler, darbeler, savaşta yitirilen canlar, cezaevlerinde ağır insan hakları ihlalleri, hukukun ve demokrasinin her dönemde ayaklar altına alınması, ekonomik çöküntüler, derin yoksulluk, insanların açlıkla sınanması, bunların hepsi, bu toprakların soykırım ve inkârıyla lanetlenmesinin sonucu" denildi.

Gözden kaçırmayın

Kuveyt'te kum fırtınası: Uçuşlar iptal edildi Kuveyt'te kum fırtınası: Uçuşlar iptal edildi

'İNKÂR, ADALETİN YERİNE GELMESİ SÜRECİNİN ÖNÜNDE ENGELDİR'

Ermenilerin kayıplarının telafisine yönelik taleplerine yanıt verilmesi gerektiği belirtilen açıklamada son olarak şunlar söylendi: "Ermeni Soykırımı 107 yıldır inkâr ediliyor. İnkârın, insanlığa karşı işlenmiş bu akla hayale sığmaz suçun gizlenmesinde bu büyük hırsızlığın da payı var. Biz, insan hakları savunucuları diyoruz ki, soykırım bir politika, bir diplomasi, bir uluslararası ilişkiler konusuna indirgenemez. Soykırımın her şeyden, ama her şeyden önce devlet eliyle gerçekleştirilen en kitlesel insan hakları ihlali olduğu unutulamaz. İnkâr en kapsamlı, en etkili, en kalıcı, en yaygın insan hakları ihlalidir; çünkü çarpan etkisiyle çoğalan sayısız insan hakları ihlaline kaynaklık eder, teşvik eder, cesaretlendirir. Soykırım sonucu anayurtlarından kopartılıp dünyanın dört bir yanına dağılmış Ermenilerin uğradıkları, hesaba da, sayıya da gelmeyecek kadar büyük kayıplarının telafisine yönelik taleplerine de yanıt verilmelidir. İnkâr, böyle bir telafi ve adaletin yerine gelmesi sürecinin de önünde engeldir."