İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “İBB’de 557 terörist var” açıklamasından sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi çok sayıda işçiyi işten çıkardı. İBB’nin ardından Ataşehir Belediyesi’nde çalışan 4 işçi, yargılandıkları davalar öne sürülerek, İstanbul Valiliği Güvenlik İşleri Bürosu’nun talimatıyla 16 Ağustos 2022 tarihinde işten çıkarıldı.

Avukat Mürsel Ünder, İBB ve Ataşehir belediyelerinin işçileri işten çıkarma gerekçesinin Ali İsmail Korkmaz, Halepçe Katliamı, Roboski anması ve Gezi eylemleri yıldönümlerine katılmaları olduğunu söyledi.  

Ferhat Yaşar'ın Gazete Duvar'da yer alan haberine göre, Ataşehir Belediyesi tarafından işten çıkarılan işçiler, 8 Ağustos’ta belediyenin İşletme ve İştirakler Müdürlüğü tarafından aranarak müdürlüğe çağrıldıklarını anlattı. İşçiler, “İstanbul Valiliği’nde kurulan bir komisyon tarafından alınan karar ile İçişleri Bakanlığınca 7145 sayılı KHK’nin 375 sayılı geçici 35. Maddesi'nin B bendi uyarınca kamu görevinde çalıştırılamayacağımız hususunda bir yazı geldiğini sözlü tebliğ ettiler” dedi.

‘ANAYASAYA AYKIRI’

Bunun üzerine işçiler, avukatları Mürsel Ünder’le belediye başkanı yardımcısı, müdürler ve hukukçularla yapılan görüşmelerde uygulamanın Anayasaya aykırı olduğunu, işçi statüsünde olmalarına rağmen memurlar için geçerli olan bir kanunla işten çıkarılarak hukuksuzluğa ortak olunmaması gerektiğini ifade edildi. Ancak buna rağmen işçilerin, Kod-22 ile 16 Ağustos'ta iş akitleri feshedildi.

Erkek şiddeti: Hasan Sevinçer’in öldüresiye dövdüğü Rahime, 4 gündür yoğun bakımda Erkek şiddeti: Hasan Sevinçer’in öldüresiye dövdüğü Rahime, 4 gündür yoğun bakımda

‘HUKUKA VE VİCDANA AYKIRI’

“Hakkımızda açılan ancak kesinleşmeyen, hüküm almadığımız davalardan ötürü masumiyet karinesini çiğneyerek bu hukuksuzluğa ortak olan CHP belediyeleri de en az İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı kadar suçlu ve sorumludur” diyen işçiler, 2018’de 696 sayılı KHK ile taşerondan belediye şirketlerine geçirilme sürecinde de benzer bir işten çıkartma yaşadıklarını hatırlattı.

Ataşehir Belediyesi tarafından işten çıkarılan işçiler şu açıklamayı yaptı: “Yaklaşık 150 kişi 9 günlük bir direniş ve müzakereler ve o süreçte CHP Genel Merkezince belediyelere gönderilen genelge ile işimize dönmüştük. Geldiğimiz nokta CHP genel merkezi İstanbul İl Başkanlığı kendi genelgesine ve 2109 yılında 117 CHP’li Milletvekilinin Anayasaya iptal başvurusu yaparak KHK ve güvenlik soruşturması Anayasaya aykırıdır kararına rağmen görüşme çabalarımız sonuçsuz kalmıştır. İstanbul İl başkanı Canan Kaftancıoğlu ve birçok CHP’li ile ilgili de benzer suçlamalarla davalar açıldığını biliyoruz. Bunlara sahip çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugün bize uygulanan haksızlığa, hukuksuzluğa karşı da sahiplenici olmasını, yapılan güvenlik soruşturmalarının hukuka ve vicdana aykırı olduğunu deklare ederek, biz işçilerin işlerimize iadesi için gerekli adımları atmasını en kısa sürede bekliyoruz. Biz emeği ile çalışan işçiler bu hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz.”

HUKUKİ SÜREÇ NASIL İŞLEDİ?

Avukat Mürsel Ünder, hukuki süreci şöyle anlattı: “2018'in Temmuz ayında çıkarılan bir KHK var. O KHK üç yıllığına çıkarılmıştı. Bir yıl daha uzatıldı. 28 Temmuz 2022’de sona eren bir KHK’ye dayanarak işten çıkarmalar yapılıyor. İçişler Bakanlığı, KHK’nin yürürlüğünün son gününde 28 Temmuz 2022 tarihinde 12 kente yazı gönderiyor. Bunlardan birisi İstanbul. İstanbul’da ise 15 tane belediye ve kamu kurumuna yazı gönderiyor.

Gönderilen yazıda Valilik tarafından güvenlik soruşturmasının ve arşiv araştırmasının olumsuz olduğu belirtilen kişilerle ilgili işten çıkarma kararı verildiğine dair ibare yer alıyor. İBB’ye bağlı iştiraklerinden 43 kişi, Ataşehir Belediyesi'nden ise 4 işçi işten çıkarılıyor.”

‘VALİLİK HADDİNİ AŞIYOR’

İşten çıkarmaların ‘siyasal bir operasyon’ olarak değerlendiren Ünder, bunun iktidarın beğenmediği kişileri kamusal alanın dışına çıkarma hareketi olduğunu söyledi. Yaşananlar için “Kriminalleştirme ve güvencesiz hale getirme adımlarının bir parçası” diyen Ünder, “Bu siyasal bir operasyon. Buna da siyasal bir cevap vermek gerektiğini düşünüyorum. Ana muhalefet partisi olan ve önümüzdeki seçim döneminin güçlü adayı olduğu söylenen bir kişinin bu şekilde bir siyasal operasyonla işçileri fişleyen, kriminalleştiren duruma karşı duruşunun bu olmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.